Hava Durumu

Yüzyıllık hafıza: Mor cepken

Yazının Giriş Tarihi: 18.09.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.09.2026 00:08

Sanmayın ki mazota gelen zamdan bahsedeceğim bugün…

Ekonomi, siyaset ve bu alanlardaki son gelişmeleri yazmak hiçbir gidişatı değiştirmiyor.

Bu nedenle gurur duyduklarımızdan konuşalım biraz da…

Dünyaca tanınan Türk bilim insanı Canan Dağdeviren’den mesela!

Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, New York Moda Haftası'nın en anlamlı podyumlarından birinde yürüdü.

Astronot ve Nobel Barış Ödülü adayı Amanda Nguyen'in kurduğu Rise'ın New York Borsası'ndaki ‘What Were You Wearing? - Ne Giyiyordun?’ defilesinde yürüyen Dağdeviren şu paylaşımı yaptı:

“Dün gece podyumda, omuzlarımda yalnızca bir kıyafeti değil, kadınların yüzyıllara uzanan hafızasını, emeğini, direnişini ve cesaretini taşıdım.”

O hafızanın adı:

MOR CEPKEN!

***

Sosyal medyanın kısır döngüsünde neyin, ne olduğu anlaşılamıyor.

Tek bir başlık, kısa bir cümleyle konu kapanıyor.

En iyisi ‘Mor Cepken’in ne anlama geldiğini açıklayarak başlayayım:

Yörük kızlarının çeyiz bohçasına konan, kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde giysidir.

Evlilikte darda kalan kadının kullandığı boşanma akdi olarak kabul edilmektedir.

Evli Yörük kadını, ihanete uğrarsa, kocası tarafından şiddete maruz kalırsa bu cepkeni giyer ve herkesin görebileceği bir yere oturur.

Bu bir yardım çığlığıdır!

Kadın yalnız bırakılmaz, boşadığı kocası da evinden çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmaz. Ve bir daha evlenemez.

Bu, kadınların dik duruşudur.

Eziyet edilen kadına destek olunmasının sembolüdür.

Anadolu'nun köklü Yörük ve Türkmen kültüründen çıkma tarihi ve toplumsal bir gelenektir.

Özellikle Ege, Muğla, Antalya ve Toroslar civarındaki göçebe Yörük obalarında doğan bu giysi, yüzyıllar boyunca kadın haklarının, aile içi adaletin ve kadının başkaldırısının en güçlü göstergesi olmuştur.

Çok uzağa gitmenize de gerek yok, Bursa’nın Keles gibi dağ ilçelerinde de geleneğin tanıtılması için sergiler mevcut.

Kendi kültürümüzün ne kadar kıymetli olduğu ve bunlardan ne kadar uzaklaştığımızın da kanıtıdır aynı zamanda.

Özümüz o beğenmediğimiz, gitmeye üşendiğimiz yerlerde yeniden keşfedilmeyi bekliyor…

Birileri burada hiç bilmez, duymazken Canan Dağdeviren tüm dünyaya ‘Mor Cepken’i tanıttı!

***

Bazılarının Dağdeviren’in, kadınların şiddete uğradığını ima ederek, toplumumuzu küçük düşürmeye çalıştığı doğrultusundaki yorumlarını da görmeye tahammül edemiyorum.

Verilmek istenen mesajı anlayamıyorsanız, sessizliği de seçebilirsiniz.

Bu huzurumuz için çok yerinde bir karar olur.

***

Kadınların dertlerinin evrensel olduğu da bir gerçek!

Bakın, defilenin arka planında neler var?

Haberlere göre:

Etkinliğin arkasındaki isim Amanda Nguyen'in hikayesi de en az podyumdaki kıyafetler kadar dikkat çekici.

Harvard'da öğrenciyken 2013'te saldırıya uğrayan Nguyen, sonrasında cinsel istismar mağdurlarının haklarını korumak için hukuk mücadelesi başlattı.

2014'te Rise'ı kuran Nguyen, Sexual Assault Survivors' Bill of Rights'ın hazırlanması ve Kongre'den geçirilmesi sürecinde öncü bir rol üstlendi. Yasa, 7 Ekim 2016'da yürürlüğe girdi.

Nguyen'in kurduğu Rise, yıllar içinde bu mücadeleyi farklı alanlara taşıdı. ‘What Were You Wearing? - Ne Giyiyordun?’ çalışması da mağduru suçlayan bakış açısına karşı, kıyafetlerin yaşanan şiddetle hiçbir ilgisi olmadığını anlatmayı amaçlıyor.

Rise'ın daha önce New York Moda Haftası kapsamında düzenlediği Survivor Fashion Show'larda da benzer bir mesaj öne çıkmıştı.

Bu kez podyumda yürüyen isimlerden biri de Türkiye'den dünyaya uzanan çalışmalarıyla tanınan bilim insanımız oldu, gurur duyduk!

***

Zarafetiyle, aklıyla, sınırları aşan tavrıyla Dağdeviren’in giydiği mor cepkenin tasarımında büyük bir özen var.

Tasarımda Hatay'dan mor ham ipek, Denizli'den el dokuması pembe ipek peştamal ve gümüş klaptan işlemeli, 19. yüzyıl başlarına ait Hereke ipeği kullanıldı. Antika altın ve gümüş ipliklerin yanı sıra ipek şifon, geleneksel iğne ve firkete oyaları, suzani işlemeler ve Dağdeviren yürüdükçe ses çıkaran antika madalyonlar da eserin parçaları arasında yer aldı.

Bu özel tasarım, yalnızca İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ'un değil; Fatma Deniz, Ayşegül Orhan, Emel Duman, Azime Yüksel ve Güler Boran'ın da emeğini taşıyor.

Dağdeviren'in ifadesiyle bu eser, gerektiğinde bir kadının söyleyemediği sözün kendisine dönüşüyor…

***

Bir kez daha vurgulayayım:

Hem Canan Dağdeviren ile hem de inceliklerle işlenen öz kültürümüzle gurur duyuyoruz!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.