Bu hafta size sırtımızda taşıdığımız yüklerden değil, içimizde büyüttüğümüz bir yükten bahsetmek istiyorum. Öyle bir yük ki ne kamyon taşır ne vinç kaldırır. Ne elde tutulur ne de gözle görülür.
Ama girdiği her ortamı ağırlaştırır.
Cehalet…
Bir insan düşünün. Her şeyi biliyor gibi konuşuyor ama aslında hiçbir şeyi tam bilmiyor. Dinlemiyor, araştırmıyor, okumuyor ama her konuda fikri var. İşte insanı en çok yoran şey bazen böyle insanlardır. Eskiden mahallede büyükler vardı. Bir şey konuşulurken önce dinlerlerdi. Bilmedikleri konuda “Bilmiyorum” demekten utanmazlardı. Şimdi ise insanlar iki video izleyince uzman, üç cümle duyunca âlim oluyor.
Sokakta, otobüste, sosyal medyada, aile içinde insanların birbirine tahammülü azaldıysa bunun en büyük sebeplerinden biri de cehaletin kibirle birleşmesidir. Çünkü cahil insan sadece bilmeyen insan değildir. Asıl problem, bilmediğini kabul etmeyen insandır.
***
Bakın dikkat edin…
Gerçekten bilgili insan genelde sakindir. Dinler, sorular sorar, kırmamaya çalışır. Ama cehalet çoğu zaman yüksek sesle gelir.
Her şeyi yanlış anlayan ama hep karşı tarafı suçlayan insanlar vardır. Bir cümleyi dinlemeden tepki verirler. Bir haberi araştırmadan paylaşırlar. Bir insanı tanımadan yargılarlar. Sonra toplum neden huzursuz diye soruyoruz. Çünkü huzuru bozan sadece ekonomi değildir. İnsanı yoran sadece geçim sıkıntısı değildir. Bazen insanı en çok yoran şey, sürekli kavga eden zihinlerdir.
***
Bugün insanlar neden bu kadar gergin biliyor musunuz?
Çünkü kimse anlamaya çalışmıyor. Herkes haklı çıkmaya çalışıyor. Bir kahvehaneye oturun, iki masa dinleyin. Kimse kimseyi dinlemiyor. Sadece konuşma sırası bekleniyor. Evlerde bile aynı durum var. Anne çocuğu anlamıyor, çocuk anneye tahammül etmiyor, eşler birbirini duymuyor. Çünkü iletişim azaldı, ego büyüdü.
Dinimizde ilk emir “Oku” diye başladı. Bu çok büyük bir mesaj aslında. Sadece kitap okumak değil mesele. İnsanı okumak, hayatı okumak, kendini okumak… Ama biz artık düşünmeden konuşmaya alıştık. Sosyal medya da bunu daha da büyüttü. Bir insan bir paylaşım yapıyor, altında yüzlerce hakaret… Yüzünü görse selam vereceği insana ekrandan nefret kusuyor. Çünkü bilgi azaldıkça merhamet de azalıyor.
Psikolojide şöyle bir gerçek vardır: İnsan bilmediği şeyden korkar. Korktuğu şeye de saldırır. Bugün farklı fikirlere tahammülsüzlüğün altında biraz da bu var. İnsanlar öğrenmek yerine etiketlemeyi seçiyor. Anlamaya çalışmak yerine dışlamayı tercih ediyor. Halbuki bilgi insanı yumuşatır, olgunlaştırır, sabretmeyi öğretir. Cehalet ise insanı sertleştirir, öfkeyi büyütür, vicdanı köreltir.
Bir toplumun gerçek zenginliği sadece parası değildir. O toplumun konuşma şeklidir, birbirine olan saygısıdır, farklı fikirlere gösterdiği tahammüldür. Eğer insanlar sürekli bağırıyorsa, sürekli kavga ediyorsa, sürekli birbirini küçümsüyorsa orada sadece sinir değil, ciddi bir düşünce tembelliği vardır.
***
O yüzden çocuklarımıza sadece diploma değil, karakter kazandırmamız gerekiyor. Sadece meslek değil, merhamet öğretmemiz gerekiyor. Çünkü bilgi insanı güçlü yapar ama ahlak o gücü doğru kullanmayı öğretir. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; biraz susup düşünmek, biraz okuyup anlamak, biraz da birbirimizi gerçekten dinlemek.
Şunu çok net biliyoruz ki...
Dünyayı ağırlaştıran şey sadece savaşlar değil. Bazen bir insanın öğrenmeye kapalı olması bile bulunduğu ortamın bütün huzurunu alabiliyor.
***
Bu arada yarın Kurban Bayramı. Bu bayram en çok ihtiyacımız olan şey; birbirimizi kırmadan konuşabilmek, farklı düşüncelere rağmen aynı sofrada oturabilmek ve insan kalabilmek.
Şimdiden herkesin bayramını gönülden kutluyorum. İnşallah kırgınlıkların azaldığı, huzurun arttığı, güzel insanların çoğaldığı bir bayram olur.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…