Bu hafta bana göre biraz karışık geçti. Eylülün ilk haftası Bursa'da her zaman başka bir telaş getiriyor. Yazın rehaveti yavaş yavaş üzerimizden kalkıyor, sokakların havası değişiyor, kırtasiyelerin önü hareketleniyor, okul konuşmaları yeniden başlıyor. Ben de bir yandan dershanedeki yoğunlukla uğraşırken bir yandan yaklaşan okul dönemini düşünmeye başladım. Açıkçası bu hafta benim için yazla okul arasındaki o garip geçiş haftası oldu. Bir ayağım hâlâ yaz tatilinde, diğer ayağım yeni eğitim yılının kapısında kaldı.
***
Dershanede de son düzlüğe girdik. Bu hafta bizim için artık son hafta. Çarşamba mı olur, perşembe mi olur, cuma mı olur derken birkaç gün içinde dershane dönemi de tamamlanacak. Ben sınıfta öğrencilerle yaz kursunun son derslerini yaparken bir taraftan onların okul telaşını, bir taraftan kendi okul hazırlığımı düşünmeye başladım. Yaz boyunca biraz dinlendik, biraz çalıştık, biraz da kafamızı dağıttık. Şimdi yeniden düzen kurma zamanı geliyor. Sabah erken kalkmalar, ders programları, defterler, kitaplar, sınavlar, ödevler derken o bildiğimiz eğitim maratonu yeniden başlayacak.
Eylülün ilk haftasının bir başka gündemi de elbette futbol oldu. Fenerbahçeli olduğum için hafta benim açımdan biraz can sıkıcı geçti. Sezon başında büyük umutlar bağladığımız Fenerbahçe'nin özellikle kadrosuyla daha farklı bir görüntü vermesini bekliyordum. Yeni transferler, yeni heyecanlar, sezon başındaki beklenti derken insan ister istemez daha güçlü bir başlangıç hayal ediyor. Ama futbol bazen hayallerle gerçekler arasındaki mesafeyi yüzümüze çarpıyor.
***
Bu hafta Fenerbahçe ile Beşiktaş karşı karşıya geldi. Ben maçı izlerken yine o bildik taraftar psikolojisine girdim. Bir yandan takım kazansın istiyorum, bir yandan sahadaki oyuna bakıyorum, bir yandan da acaba bu takım gerçekten düşündüğümüz yere gidebilir mi diye kendi kendime soruyorum. Sonunda Beşiktaş'ın 2-1 kazandığı bir derbi çıktı ortaya. Fenerbahçe öne geçmesine rağmen maçı çeviremedi ve sahadan mağlubiyetle ayrıldı.
Benim için haftanın asıl büyük gündemi ise okulun yaklaşması oldu. 14 Eylül Pazartesi günü okullar yeniden açılıyor. Millî Eğitim Bakanlığı da yeni eğitim öğretim yılı öncesinde kapsamlı bir genelge yayımladı. Öğretmenlerin önlük giymesi, veli görüşmelerinin Okul Randevu Sistemi üzerinden planlanması, okul güvenliği, dijital güvenlik, öğrencilerin sağlıklı beslenmesi ve eğitim ortamlarının daha düzenli hâle getirilmesi gibi birçok konu yeni dönemin başlıkları arasında yer alıyor.
Ben özellikle randevu sistemi meselesini önemli buluyorum. Çünkü okul dediğimiz yer sadece ders anlatılan bir bina değil. İçinde öğrencisi var, öğretmeni var, velisi var, yöneticisi var. Herkesin birbirinin zamanına ve alanına saygı göstermesi gerekiyor. Veli öğretmenle görüşecek, öğretmen veliyle konuşacak ama bunun belli bir düzen içerisinde olması hem eğitim ortamını hem de öğretmenin çalışma düzenini koruyacaktır.
***
Önlük meselesine de ben sadece kıyafet olarak bakmıyorum. Öğretmenlik zaten başlı başına bir sorumluluk. Ben sınıfa girdiğimde üzerimde ne olduğundan önce öğrencinin karşısında nasıl durduğuma önem veriyorum. Önlük bir sembol olabilir ama o sembolün içini dolduracak olan yine öğretmenin davranışlarıdır.
Çocuğa sabır gösterebiliyor muyuz, onu dinleyebiliyor muyuz, hata yaptığında yeniden denemesine fırsat verebiliyor muyuz? Bence asıl mesele burada.
Bu hafta biraz dershane, biraz futbol, biraz Bursa, biraz okul telaşı oldu. Biraz yorulduk, biraz umutlandık, biraz kızdık, biraz güldük. Fenerbahçe derbiyi kaybetti, dershane dönemi sona yaklaştı, okulların açılmasına günler kaldı. Yani koca bir hafta yine kendi küçük dünyamızın içinde koca bir hikâyeye dönüştü.
***
Şimdi yeni haftaya, yeni bir eğitim yılına doğru yürüyoruz. Benim dileğim, bu dönemin hepimiz için daha sakin, daha umutlu, daha güzel geçmesi. Çocukların gözündeki merakın hiç kaybolmamasını, öğretmenlerin heyecanını yitirmemesini, velilerin biraz daha anlayışlı olmasını diliyorum. Her öğrencinin kendini değerli hissettiği, kimsenin başarısı yüzünden küçümsenmediği, hataların cezadan çok öğrenmeye dönüştüğü bir dönem olsun istiyorum. Bursa'nın sokaklarında yeniden okul telaşı başlarken, ben bu telaşın içinde güzel hikâyeler biriktirmeyi umuyorum. Dilerim bu yıl sadece karnelerimiz değil, gönüllerimiz de güzel notlarla dolsun.
Yeni eğitim yılı hepimize sağlık, huzur, başarı ve bolca umut getirsin.