Hava Durumu

Çürük kiraz

Yazının Giriş Tarihi: 11.08.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.08.2026 00:06

Bu hafta öyle sıcak geçti ki nemle beraber resmen piştik. Sabah evden çıkarken insanın aklından işe gitmek değil, gölge bir yer bulmak geçiyordu. Bir bardak soğuk su bile nimet gibi geliyordu. İnşallah önümüzdeki hafta biraz serinleriz de nefes alırız.

Ben böyle sıcak günlerde insanları daha dikkatli gözlemliyorum. Kimisi klimayı sonuna kadar açıyor, kimisi gölge arıyor, kimisi de hayatın bütün sıcağına rağmen ekmeğinin peşinden koşuyor. Geçenlerde ben de pazara gittim. Kiraz alacağım. Tezgâhın önünde güzel güzel kirazlar duruyor. Kırmızı, parlak, diri kirazlar. Satıcı seçti, poşete doldurdu. Ben de aldım geldim.

Eve bir geldim, poşetin içinden öyle kirazlar çıktı ki güzel olanlar önde kalmış, çürükler arkaya saklanmış. İşte o an düşündüm. Hayat da biraz böyle değil mi?

Bize insanların çoğu zaman görünen tarafını gösteriyorlar. Güzel taraflarını öne koyuyorlar. Çürük taraflarını arkaya saklıyorlar. İlk bakışta her şey güzel. Sonra biraz zaman geçiyor. Poşetin dibi ortaya çıkıyor.

İnsan ilişkilerinde de böyle. Bazı insanları ilk tanıdığımızda çok iyi sanıyoruz. Sözleri güzel, davranışları güzel, yüzleri güzel.

Zaman geçtikçe insanın gerçek tarafı ortaya çıkıyor. Çünkü insanı tanımak bir günde olmuyor. Birlikte iş yapınca tanıyorsun. Para işine girince tanıyorsun. Zor gününde tanıyorsun. Bir de eline fırsat geçince tanıyorsun. Asıl mesele burada başlıyor.

İyi insan olmak kolay zamanda çok zor değil. Asıl mesele kimse görmezken doğru olanı yapabilmek. Bir öğretmen olarak bunu öğrencilerimde de görüyorum. Çocuğa sadece sınav başarısını öğretmek yetmiyor. Doğruyu söylemeyi, hakkaniyetli olmayı, arkadaşının hakkına girmemeyi, kendinden güçsüz olana tepeden bakmamayı da öğretmek gerekiyor.

Bir öğrencinin sınavdan aldığı düşük not zamanla değişebilir. Ama karakterine yerleşen yanlış bir davranış hayatının her alanına taşınabilir. Bazen düşünüyorum. Biz çocuklara çok şey öğretiyoruz ama bazı basit şeyleri unutuyoruz.

Sırasını beklemeyi, haksızlık yapmamayı, özür dilemeyi, paylaşmayı, başkasının hakkına saygı göstermeyi, kazanırken kaybetmemeyi. Belki de en önemlisi çürük kirazı güzel kirazların altına saklamamayı.

Bu sadece pazarda yapılan bir şey değil. Hayatta da yapılıyor. İnsan bazen kendi hatasını başkasının arkasına saklıyor. Kendi kusurunu başkasının kusuruyla örtüyor. Kendi yanlışını anlatmak yerine başkasının yanlışını anlatıyor.

Sonra herkes birbirinin çürük kirazını arıyor. Kimse kendi poşetinin dibine bakmıyor. Oysa insan önce kendi poşetine bakmalı. Acaba benim sakladığım ne var? Acaba benim kimseye göstermediğim hangi tarafım var? Acaba ben bir başkasının hakkına girmeden yaşayabiliyor muyum?

Din bize bunu yıllardır anlatıyor. Kul hakkı sadece büyük meselelerde ortaya çıkmıyor. Pazarda eksik tartmakta da var. Emeğin karşılığını vermemekte de var. Birinin güvenini kötüye kullanmakta da var. Güçsüzün hakkını yemek de var. Küçük gördüğümüz şeyler bazen insanın karakterini gösteriyor.

Ben artık insanları büyük laflarından çok küçük davranışlarına bakarak tanımaya çalışıyorum. Çünkü insanın gerçek yüzü çoğu zaman kürsüde değil, pazarda çıkıyor. Kasada çıkıyor. Trafikte çıkıyor. Sınıfta çıkıyor. Evde çıkıyor. Kimsenin görmediğini düşündüğü yerde çıkıyor.

Belki de mesele güzel kirazı seçmek değil. Mesele çürük kirazı başkasına vermemek. Ben bir öğretmen olarak, bir birey olarak, bir vatandaş olarak şuna inanıyorum. Hayat biraz daha yaşanabilir olsun istiyorsak önce birbirimize karşı dürüst olmayı öğrenmeliyiz.

Hepinize serin, huzurlu, güzel bir hafta diliyorum. İnşallah önümüzdeki hafta hava biraz serinler. İnsanların içi de biraz serinler.

Sağlıcakla kalın.

Haftaya görüşürüz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.