Sevgili okur, hayatta bazen en çok yorulduğumuz şey iş değil, tartışma oluyor. Sokakta, sosyal medyada, kahvede, aile sofralarında bitmeyen bir söz düellosu var. Herkes konuşuyor. Herkes haklı. Kimse dinlemiyor. Bir yerde ünlü oyuncu Helen Mirren’in söylediği bir söz aklıma gelir. Tartışmaya başlamadan önce karşındaki insanın başka bir düşünceyi anlayacak olgunlukta olup olmadığını düşün. Eğer o kapı kapalıysa konuşmanın anlamı kalmıyor.
Şimdi dürüst olalım. Hepimizin başına geldi. Birine bir şey anlatırsın. Gayet sakin anlatırsın. Örnek verirsin, mantık kurarsın. Karşındaki kişi seni anlamak için dinlemez. Cevap vermek için bekler. Sen cümleyi bitirmeden yüz ifadesi değişir. Telefonu eline alır. Sosyal medyada gördüğü bir cümleyi sana savurur. Sonra tartışma büyür. Sesler yükselir. Sonuç sıfır. Kimse bir şey öğrenmez. Herkes biraz daha sinirli olur.
Bugün sosyal medya tam olarak böyle bir yer. Herkes bir konuda uzman. Ekonomi konuşulur, herkes ekonomist. Futbol konuşulur, herkes teknik direktör. Eğitim konuşulur, herkes profesör. Bir yazı paylaşırsın. Altına bir yorum gelir. Yazıyı okumadığı bellidir. Başlığa bakıp saldırıya geçer. Sen anlatmaya çalışırsın. O anlamamak için direnir. O noktada insanın aklına şu soru gelir. Bu enerji buna değer mi?
Bazen gerçekten değmez. Çünkü bazı insanlar düşünceyi tartmak için değil, kendi fikrini savunmak için konuşur. Zihinlerinde duvar vardır. O duvara ne söylersen söyle geri döner. Mantık çarpar geri düşer. Söz çarpar kırılır. Böyle bir tartışma insanı geliştirir mi? Hayır. Sadece yorar.
Oysa gerçek sohbet başka bir şeydir. İki insan konuşur. Biri bir fikir söyler. Diğeri düşünür. Katılmaz ama saygı duyar. Yeni bir pencere açılır. İnsan böyle konuşmalardan sonra zenginleşir. Fikir büyür. Zihin genişler. İşte gerçek tartışma budur. Kavga değil. Ego savaşı değil.
Geçen gün bir kahvede iki genç konuşuyordu. Biri siyaset üzerine hararetle konuşuyordu. Diğeri sessiz dinliyordu. Sonunda şöyle dedi. Ben farklı düşünüyorum. İlk genç hemen bağırmaya başladı. Söz kesildi. Ses yükseldi. O anda diğer genç sandalyesini çekti, gülümsedi, kalktı gitti. Masadakiler şaşırdı. Bana göre o masadaki en güçlü hareket o gidişti. Çünkü bazı tartışmalar kazanılsa bile kayıptır.
Olgunluk tam burada başlar. Her tartışmaya atlamak güç değildir. Bazen geri çekilmek daha büyük güçtür. İnsan iç huzurunu korumayı öğrenir. Herkesi ikna etmek zorunda olmadığını fark eder. Her insanın kendi yolunda yürüdüğünü kabul eder.
Bugün toplumda en büyük eksiklerden biri dinleme kültürü. Herkes konuşma yarışında. Kimse anlama yarışında değil. O yüzden tartışmalar büyüyor. Dostluklar bitiyor. Aileler geriliyor. Halbuki bazen bir cümle yeterli olur. ‘Anladım’ dersin. ‘Farklı düşünüyorum’ dersin. Konu kapanır. Hayat devam eder.
Her savaş meydanına çıkmak zorunda değilsin. Bazı meydanlar sadece gürültü üretir. Bazı insanlar sadece kavga arar. Onlara uzun uzun anlatmak yerine bazen susmak en akıllıca iştir.
Çünkü gerçek güç bazen konuşmakta değil. Gereksiz sözün kapısından dönmekte gizlidir. İnsan bunu öğrendiği gün zihni hafifler. Kalbi rahatlar. Tartışma azalır. Huzur çoğalır. Hayat biraz daha sakin akar. Çünkü bazı kulaklar duymaya hazır değildir. Böyle durumlarda susmak yenilgi değil. Aksine büyük bir bilgeliktir.
Unutma dostum. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Hatta bazen en büyük kazanç tartışmaya hiç girmemektir. Çünkü bazı kulaklar duymaya hazır değildir. Böyle anlarda sessizlik bir yenilgi değil, insanın kendine duyduğu saygıdır.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…