Hava Durumu

Savaşın içindeki Suada

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 00:07

Bu hafta sonu dersim yoktu. Dershaneden de evden de hiç çıkmadım. Hava zaten Bursa’da bildiğin gibi sıcak. İnsan kapının önüne adım atınca geri dönüp klimaya sarılmak istiyor. Ben de bu sıcak hafta sonunda biraz kitap okuyayım dedim. Elime Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları geçti. Okudukça sıcaklığı unuttum, çünkü kitabın anlattığı yerlerde insanın içi üşüyor.

İncir Kuşları, Bosna Savaşı’nı anlatıyor ama öyle uzaktan, tarih kitabı okur gibi anlatmıyor. Seni doğrudan insanların hayatının içine sokuyor. Romanın merkezinde Suada var. Savaş başlamadan önce sıradan bir hayatı olan genç bir kadın. Ailesi var, sevdikleri var, hayalleri var. Yani hepimiz gibi. Sabah kalkıyor, günlük hayatını yaşıyor, geleceğe dair planlar kuruyor. Sonra bir gün savaş çıkıyor ve bütün o normal hayat bir anda paramparça oluyor.

Ben kitabı okurken en çok buna takıldım. Biz bazen savaşı televizyon ekranında birkaç dakika izliyoruz. Tankları görüyoruz, uçakları görüyoruz, bombaları görüyoruz. Sonra kanal değişiyor, hayat devam ediyor.

Ama savaşın içinde yaşayan insan için kanal değiştirmek yok. Sesini duyduğu bomba evini vurabilir. Sokağa çıktığında karşısına silahlı insanlar çıkabilir. Sevdiği insan bir gün yanında olur, ertesi gün olmayabilir.

Suada’nın yaşadığı hayat tam olarak böyle.

Savaş ilerledikçe evler yakılıyor, insanlar öldürülüyor, aileler dağılıyor. İnsanların elinden sadece evleri değil, geçmişleri de alınıyor. Bir insanın çocukluğunun geçtiği evin yakılması bana göre sadece bir binanın yok olması değil. O evle birlikte hatıraların da yakılması.

Sonra Suada esir düşüyor. İşte kitabın en ağır tarafları burada başlıyor. Bosnalı kadınların savaş sırasında uğradığı cinsel şiddet, tecavüz ve psikolojik baskı anlatılıyor. Açıkçası bazı bölümleri okurken insanın elinden kitabı bırakası geliyor. Çünkü insanın insana bunu nasıl yapabildiğini anlamakta zorlanıyorsun.

Ben bir öğretmen olarak düşündüm. Biz sınıfta çocuklara merhameti anlatıyoruz. Yardımlaşmayı anlatıyoruz. Birbirine saygılı olmayı anlatıyoruz. Sonra tarihe bakıyoruz, insanların birbirine yaptıklarını görüyoruz. Demek ki insan olmak sadece insan olarak doğmakla bitmiyor. İnsan kalmayı da öğrenmek gerekiyor.

Suada bütün bu yaşananlara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı da burada. Çünkü Suada sadece savaşın mağduru değil, aynı zamanda hayata tutunmaya çalışan bir insan. İçindeki yaşama isteğini tamamen kaybetmiyor. Geçmişindeki güzel günler, sevdikleri ve geleceğe dair küçük umutları onu ayakta tutuyor.

İncir Kuşları bana şunu da düşündürdü. Savaşın kazananı gerçekten var mı? Birileri bayrak dikiyor, birileri zafer ilan ediyor, haritalar değişiyor. Peki evladını kaybeden anne kazanmış oluyor mu? Evinden sürülen çocuk kazanmış oluyor mu? Tecavüze uğrayan kadın kazanmış oluyor mu? Sevdiğini toprağa veren genç kazanmış oluyor mu? Bence olmuyor.

Savaş bittikten sonra silahlar susuyor ama insanların içindeki savaş bitmiyor. Evler yeniden yapılabilir. Sokaklar yeniden düzenlenebilir. Binalar tekrar yükselebilir. Ama insanın zihninde açılan bazı yaraların sıvası olmuyor. Suada'nın hikâyesi de tam olarak bunu anlatıyor.

Kitabın adı da bana ayrıca anlamlı geldi. İncir kuşlarını düşündüm. Özgürce uçan küçücük kuşlar. Bir tarafta gökyüzünde özgürce hareket eden kuşlar, diğer tarafta özgürlüğü elinden alınmış insanlar. Bir insanın kuş kadar bile özgür olamadığı bir dünya ne kadar acı.

Ben bu kitabı okurken sadece Bosna'yı düşünmedim. Dünyanın farklı yerlerinde bugün de savaşların içinde büyüyen çocukları düşündüm. Biz burada sıcak havadan şikâyet ederken başka bir yerde bir çocuk belki de güvenli bir uyku uyuyamıyor. Biz hafta sonu evden çıkmayıp kitap okurken başka bir yerde bir anne çocuğunu korumaya çalışıyor.

Hayat bazen insanın ne kadar büyük bir nimet içinde olduğunu fark ettiriyor. Tarihi bilmek önemli ama tarihi sadece tarihlerden ibaret görmemek gerekiyor. Her savaşın arkasında bir Suada, bir anne, bir çocuk, bir baba, bir yarım kalmış hayat var.

O yüzden bazı kitaplar okunup rafa kaldırılmıyor. İncir Kuşları da onlardan biri. Kitabı kapatıyorsun ama hikâye kafanın içinde devam ediyor. Sıcak Bursa akşamında klimayı açıp otururken bile aklına bir soru geliyor. Biz huzur içinde yaşarken dünyanın başka bir yerinde bir insanın hayatı neden savaşla parçalanıyor?

Belki de insanlığın en büyük sınavı tam burada başlıyor. Kendimiz rahatken başkasının acısını hissedebilmekte. Çünkü savaşın gerçek yüzünü anlamak için bombanın altında kalmak gerekmiyor.

Bir sonraki haftaya üzere sağlıcakla kalın...

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.