Hava Durumu

Bizim çocukluğumuz nerede kaldı?

Yazının Giriş Tarihi: 25.09.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.09.2026 00:06

Hepimiz çocuk olduk, diyorum ama eski çocuk masumluğu nerede kaldı? Sanırım bunu hiçbirimiz bilmiyoruz. On beş, yirmi yıl öncesine gidiyorum en fazla.

Ne kadar masumduk…

Yaptığımız en kötü yaramazlık bile komşunun bahçesinden meyve almak ya da top oynarken komşunun camını kıran çocuklarıydık.

Yıllar içinde çocuklarımıza neler oldu?

Bizler ebeveyn olarak nerede eksik kaldık?

Hepimiz birer yetişkin olduk şimdi ve geride bıraktığımız masum çocukluktan hiçbir anı kalmadı. Bizler, ailelerimiz tarafından doğru yetiştirilen çocuklardık. Ne oldu da o doğruların içinden kendimiz gibi çocuklar yetiştiremez hâle geldik?

Her şeyde devlet suçlu ya da eksik; bana karşı çıkacaklar. Fakat kimse, kimsenin evde yetiştiremediği çocuktan mesul değil, diyeceğim ben de.

Ve yine biz, bir facia sabahına uyandık…

Bu kez yine fail de mağdurlar da çocuk.

22 Eylül sabahı Manisa’nın Turgutlu ilçesinden gelen haber, bir kez daha hepimize aynı soruyu sordurdu: Çocuklarımızı kim koruyacak?

İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralanması, ikisinin ağır durumda olması, yalnızca bir okulun değil, bütün toplumun güvenlik ve eğitim anlayışının sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Olayın ardından şüpheli çocuk gözaltına alınırken anne, baba ve dede de gözaltına alındı.

Peki, bu saatten sonra neyi çözer?

Yetkililer, silahın çocuğun eline nasıl geçtiğini, silahın muhafaza koşullarını, ailenin bakım ve gözetim sorumluluğunu ve olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddiaları araştırıyor.

Devletin burada artık sorgulaması ve önlem getirmesi gereken tek bir çözüm var:

Neden herkes ekmek, su alırcasına kolay silah temin edebiliyor bu ülkede?

Görevi kolluk kuvveti olmayan kişilerin silah edinmesi ve bunu hangi mantıkla temin ettikleri konusunda ciddi bir sorgulama yapılması gerekiyor. Bence bunun hiçbir mantıklı açıklaması yok. Sağlıklı bir kişi durduk yere neden silah kullanmak istesin ki?

Bir çocuğun gerçekleştirdiği eylem üzerinden ailesini peşinen suçlu ilan etmek ne doğru ne de adildir. Ancak bu olay, ailelerin çocuk yetiştirme sorumluluğunu yeniden konuşmamız için çok ciddi bir uyarıdır.

Çocuk, ahlaki değerleri yalnızca okulda öğrenmez. Saygıyı, öfkesini kontrol etmeyi, karşısındaki insanın canının ve onurunun değerli olduğunu, sorunların şiddetle çözülemeyeceğini önce ailesinde görür.

Evinde sürekli hakaret, tehdit, şiddet, küçümseme veya sorumsuzluk gören bir çocuk, zaman içerisinde bu davranışları normal kabul edebilir. Elbette her sorunlu aile ortamından şiddet uygulayan çocuk çıkmaz; fakat çocuğun davranış biçiminin oluşmasında aile ortamının büyük bir etkisi olduğu gerçeğini de görmezden gelemeyiz.

Bugün bazı ailelerde çocuk yetiştirmek, yalnızca çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak zannediliyor. Oysa çocuğa telefon almak, istediği kıyafeti giydirmek veya harçlığını vermek, ebeveynlik görevlerinin tamamı değildir. Çocuğun arkadaşlarını tanımak, internette ne izlediğini bilmek, kimlerle iletişim kurduğunu takip etmek, öfke patlamalarını önemsemek ve davranışlarındaki değişiklikleri fark etmek de ebeveyn sorumluluğudur.

Devletin sorumluluğu da burada başlıyor.

Okullarda yalnızca ders başarısını ölçen değil, öğrencinin psikolojik ve sosyal durumunu takip eden güçlü bir sistem kurulmalıdır. Rehber öğretmenlerin sayısı artırılmalı, riskli davranışlar konusunda öğretmenler ve aileler erken uyarılmalıdır. Akran zorbalığı, tehdit, şiddet eğilimi ve sosyal izolasyon gibi işaretler, “Çocuklar arasında olur” denilerek geçiştirilmemelidir.

Silaha erişim konusunda da yalnızca saldırıdan sonra soruşturma yapılması yeterli değildir. Evlerde bulunan silahların güvenli şekilde muhafaza edilmesi konusunda denetim ve bilinçlendirme mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çünkü bir silahın çocuğun ulaşabileceği yerde bulunması, sonuçları geri döndürülemeyecek bir ihmale dönüşebilir.

Bir başka büyük sorun ise dijital dünya.

Çocukların şiddeti, silahı, zorbalığı ve insan hayatını değersizleştiren içerikleri nasıl tükettiği artık ailelerin ve devletin birlikte ele alması gereken bir konudur. Yasaklamak kadar öğretmek de önemlidir. Çocuğa “Bunu izleme” demek yerine, gördüğü içeriğin neden yanlış olduğunu anlatmak gerekir.

Artık çocuklarımızı yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlamalıyız.

Aile sevgi verecek, sınır koyacak, takip edecek. Okul fark edecek, rehberlik edecek ve gerektiğinde aileyi uyaracak. Devlet ise güvenliği sağlayacak, denetleyecek ve sorun büyümeden müdahale edecek.

Çünkü bir çocuğun eline silah geçtikten, bir öğrenci yaralandıktan veya bir aile evladını kaybetme korkusunu yaşadıktan sonra alınan önlemler, her zaman geç kalmış önlemlerdir.

Manisa’daki olay bize bir kez daha göstermiştir ki çocuklarımızın güvenliği yalnızca okul kapısında başlamaz. Güvenli çocuk, önce güvenli ailede; sonra güvenli okulda ve sağlıklı bir toplumda yetişir.

Bugün görevimiz suçlu aramaktan önce, bir sonraki çocuğun eline silah geçmesini, bir sonraki öğrencinin şiddetin hedefi olmasını ve bir başka ailenin aynı acıyı yaşamasını engellemektir.

Yeni yazımda görüşmek üzere…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.