Hava Durumu

Gastronomiyi gölgede bırakan görüntü

Yazının Giriş Tarihi: 21.09.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.09.2026 00:06

Size, uzun süre gündemden düşmeyecek, Bursa’nın ayıbı olarak sosyal medyadan her kesime ulaşan hiç hoş olmayan bir utancımızdan bahsedeceğim bugün.

Görüntüler çok rahatsız edici olarak kayıtlara geçti. Çoğu insan bu görüntüleri ayıpladı, ama ben de burada görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Bildiğimiz üzere, bu yıl Bursa’da 5. Gastronomi Festivali bir kez daha halka açıldı. Fakat 35 yıldır Bursalı bir vatandaş olarak, bize hiç yakışmayan görüntüler karşısında utandık.

Bursa gibi mutfak kültürüyle övünen, İskender kebabından kestane şekerine, pideli köfteden süt helvasına kadar sayısız lezzetiyle Türkiye’nin gastronomi şehirlerinden biri olan bir kentte, gastronomi festivali denildiğinde insanın aklına kalite, hijyen, ustalık ve geleneksel lezzetlerin en güzel şekilde sunulması gelir. Fakat 5. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali’nde kamuoyuna yansıyan bazı görüntüler, insanın ister istemez şu soruyu sormasına neden oluyor:

Biz gerçekten Bursa’nın gastronomisini mi tanıtıyoruz, yoksa Bursa’nın adına yakışmayan görüntüleri mi dünyaya servis ediyoruz?

Festivalin resmî tanıtımlarında amaç açıkça ortaya konulmuş: Bursa’nın mutfak kültürünü ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak, gastronomi turizmini geliştirmek ve yerel değerleri dünyaya taşımak. Üstelik festival öncesinde stant başvurularının ürün kalitesi, hijyen standartları ve festival konseptine uygunluk açısından değerlendirileceği de açıklanmıştı.

Sanki bu denetimler yeterince özenli yapılmamış gibi, Tarihî Bursa Tophane Kebapçısı ortaya üç metre uzunluğunda, 700 lokmalık döner adı altında, kamuoyunda tepkiye neden olan bir görüntüyle çıkıyor. Daha da düşündürücü olan ise bu tablonun bir başarı ve gurur göstergesi gibi sunulmasıdır.

Ortaya çıkan görüntüler neyin göstergesidir?

Bir döner işletmesinin sunum şekli ve insanların yiyeceğe yaklaşımı üzerinden kamuoyuna yansıyan görüntüler, yalnızca o işletmeyi değil, bu görüntünün ortaya çıkmasına izin veren denetim mekanizmasını da tartışmaya açmıştır. Burada mesele yalnızca döner değildir. Mesele Bursa’nın adıdır. Mesele, “Fetheden Lezzetler” sloganıyla dünyaya tanıtılmak istenen bir festivalin vitrininin ne kadar özenli olduğudur.

Şahsi fikrim, bu şekilde yapılan bir sunumun, günümüzde ekonomik şartlar nedeniyle gıdaya erişimi kısıtlı olan yüzlerce insan açısından son derece rahatsız edici ve incitici olduğudur. İnsanların temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemde, yiyeceğin bu şekilde sergilenmesi ve tüketilmesi bana göre üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir toplumsal duyarsızlık örneğidir.

Gastronomi; önüne yemek koyup insanlara yedirmek değildir. Gastronomi kültürdür. Gelenektir. Hijyendir. Sunumdur. Emeğe saygıdır. Sofraya saygıdır. Tüketiciye saygıdır.

Bir festival alanında insan sağlığını ve gıda güvenliğini ilgilendiren bir görüntü ortaya çıkıyorsa, yetkililerin görevi bunu alkışlamak değil, sorgulamaktır. Hele ki festival başlamadan önce işletmelerin hijyen standartlarının değerlendirileceği kamuoyuna açıklanmışsa, burada sorulması gereken çok basit bir soru vardır:

Bu denetim nasıl yapıldı?

Daha da önemlisi, böyle bir görüntü ortaya çıktıktan sonra bunu, gitmeyenler için kaçırılmış bir fırsat veya gidenler için bir ayrıcalık gibi gösteren siyasi söylemlere de şunu hatırlatmak gerekir: Burada gurur duyulacak, övünülecek bir tablo olup olmadığı tartışılmalıdır. Ben kendi adıma, kamu vicdanı açısından bu görüntülerden gurur değil, rahatsızlık duyulması gerektiğini düşünüyorum.

Açıkçası kendime, “Gidip oradaki herhangi bir işletmeden gıda temin eder miydim, bunu çocuklarıma da yedirir miydim?” diye sorduğumda, bunu yapamayacak kadar rahatsız olduğumu fark ettim.

Bursa Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, festivalin Bursa’nın gastronomi değerlerini dünyaya taşıdığını ve Bursa’nın gastronomi alanında dünyaya sunacağı çok değer bulunduğunu ifade ediyor. Elbette Bursa’nın anlatacak çok şeyi var. Fakat tam da bu nedenle, Bursa’nın adını taşıyan her organizasyonda kalite çıtasının çok daha yüksek tutulması gerekir.

Bu görüntülerden sonra işletmenin, “Biz aslında önce çatalları verdik, tabaklar için kimse beklemedi.” şeklindeki açıklamasının kamuoyunu ne ölçüde ikna ettiği de elbette tartışılır. Fakat ben ikna olmadım.

Üzerine, oradaki ayıbın değil de bu konunun “fırsatçı basının marifeti” gibi lanse edilmesi de hiç hoş olmadı. Sonuçta basın olmayanı yazmadı; orada görünen her şey ortadaydı. Görüntüler kamuoyuna yansıdı ve insanlar gördükleri üzerinden tepki gösterdi. Dolayısıyla yapılması gereken, basını suçlamak değil; ortaya çıkan görüntülerin neden oluştuğunu açıklamak ve gerekli denetimin yapılıp yapılmadığını kamuoyuna anlatmaktır.

Çünkü Bursa’nın İskender’i böyle görüntülerle tanıtılamaz.

Bursa’nın mutfak kültürü, sosyal medyada insanların şaşkınlıkla ve tepkiyle paylaşacağı görüntülere indirgenemez.

Bu şehir, yüzyıllardır sofralarıyla anılıyor. Böyle bir şehrin gastronomi festivalinde “Nasıl izin verildi?” sorusunun sorulması bile başlı başına ciddi bir organizasyon ve denetim problemidir.

Bunların kamuoyuna açık ve net biçimde cevaplanması gerekir.

Bursa’nın gastronomisini dünyaya tanıtmak istiyorsak, önce kendi soframıza sahip çıkacağız.

“Festival olsun da nasıl olursa olsun.” anlayışıyla değil; “Burası Bursa, burada kalite olmak zorunda.” anlayışıyla hareket edeceğiz.

Övünülecek olan kalabalık değildir. Övünülecek olan gösterişli stantlar da değildir. Övünülecek olan; insanların güven içinde tükettiği, hijyen kurallarına uyulan ve Bursa’nın kültürüne yakışan bir gastronomi şölenidir.

Aksi hâlde, adına gastronomi festivali demenin hiçbir anlamı kalmaz.

Açıkçası bu görüntü Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin gururla düzenlediği ve aylardır hazırlıklarını yaptığı bu anlamlı festivali gölgede bıraktı diyebilirim. Belediyemizin bu çalışmalarına kimsenin gölge düşürmeye hakkı yoktur.

Bursa’nın mutfak kültürü bizim gurur kaynağımızdır. Ama gurur duyduğumuz değerleri koruyamıyorsak, ortaya çıkan görüntüler karşısında önce kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz gerçekten Bursa’nın gastronomisini dünyaya mı tanıtıyoruz, yoksa Bursa’nın adına yakışmayan görüntüleri mi dünyaya gösteriyoruz?

Hepimiz bu kadim şehrin birer fertleriyiz. Hizmetimiz de bu şehrin değerleri üzerine olmalı…

Bursa’nın sofrası, böylesine özensiz görüntüleri taşıyacak kadar değersiz değildir.

Yeni yazımda görüşmek üzere…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.