Teknoloji geliştikçe hayatımızın her alanı değişiyor. Özellikle ödeme alışkanlıklarımız son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdi. Bir zamanlar cüzdanımızda nakit para olmadan dışarı çıkmak neredeyse düşünülemezken, bugün kartlarımız ve dijital ödeme yöntemleri günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
Hatta bir dönem kartla alışveriş yapmak, benim açımdan ay sonunu biraz daha rahat getirebildiğimin göstergesiydi. Bugün ise durum tamamen farklı. Çoğumuz cüzdanımızda nakit para taşımıyoruz. Kart, mobil uygulama ve karekod gibi yöntemler hayatımızı kolaylaştırıyor.
Nakit taşımaktan kaçışımız ‘Avantaj mı oldu dezavantaj mı?’ sorusunu gündeme getirdi. Bu konunun bize artı ve eksileri olduğu yönünde son günlerde fazlasıyla duyum alıyorum, bende bu konu üzerine bir araştırma yaptım.
Son günlerde POS cihazları üzerinden karekodla ödeme yapmak isteyen vatandaşların ve bu yöntemi müşterilerine sunan işletmelerin yaşadığı teknik sorunlar, artık günlük hayatın küçük bir aksaklığı olmaktan çıktı.
Kasada bekleyen müşteri, ödeme alamayan esnaf ve “İnternet bağlantısında sorun var” uyarısıyla karşı karşıya kalan çalışanlar açısından mesele oldukça basit görünse de, arka planda çok daha geniş bir ödeme altyapısı bulunuyor. Bu duruma alışkın olmayan kişilerin de kasada yaşadığı mahcubiyeti tahmin edersiniz…
Türkiye’de karekodlu ödeme sistemlerinin teknik altyapısı yalnızca bir POS cihazından ibaret değil. Bankalar, ödeme hizmeti sağlayıcıları, işyerleri ve ilgili ödeme sistemleri arasında çalışan bir zincir söz konusu. Bu nedenle yaşanan her bağlantı veya teknik problem, vatandaşın karşısına doğrudan “ödeme yapılamadı” şeklinde çıkıyor.
Üstelik Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı düzenlemelere baktığımızda, TR Karekod konusunda oldukça kapsamlı teknik kurallar bulunduğunu okumuştum. TCMB’nin düzenlemelerinde BKM’nin TR Karekod teknik ilke ve kurallarının güncel sürümü de bu içerikte yer alıyor.
Burada özellikle dikkat çekilmesi gereken kurumun başında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geliyor. Çünkü ödeme hizmetleri alanındaki düzenleme ve denetim faaliyetlerinin önemli bir bölümü 6493 sayılı Kanun ve buna bağlı düzenlemeler çerçevesinde TCMB tarafından yürütülüyor.
İş burada çok farklı yerlere evriliyor.
Bunca düzenleme sonucu kişilerin mağduriyetleri niçin öngörülemedi?
Çözüm yalnızca Merkez Bankası’nın kapısını göstermekle bitmemeli. Bankalar ve ödeme hizmeti sağlayıcıları da bu sistemin önemli aktörleri. Nitekim TCMB’nin faaliyet raporlarında, TR Karekod altyapısının yaygınlaştırılması konusunda başta Bankalararası Kart Merkezi (BKM) olmak üzere ilgili paydaşlarla koordineli çalışmalar yürütüldüğü belirtiliyor.
Öyleyse vatandaşın ve işletmenin yaşadığı sorun karşısında sorulması gereken soru şu: Bir POS cihazında karekod işlemi başarısız olduğunda sorunun nereden kaynaklandığını kim, ne kadar sürede tespit edecek?
Bugün esnafın ihtiyacı, müşterinin karşısında çaresiz kalmak değil; hızlı ve anlaşılır bir çözüm mekanizmasına sahip olmak.
İnternet bağlantısı mı kesildi? Banka sistemi mi yanıt vermiyor? POS yazılımında mı problem var? Karekod üretiminde mi hata oluştu? Yoksa ödeme sağlayıcısının sisteminde mi geçici bir aksaklık yaşanıyor?
Bunların hiçbirinin vatandaşa “teknik hata” şeklinde bırakılmaması gerekiyor.
Çözüm önerisi neler olmalı?
Burada TCMB, BKM, bankalar ve ödeme hizmeti sağlayıcılarının birlikte değerlendirebileceği önemli bir iyileştirme önerim var: POS cihazlarında karekod işlemleri için ortak ve anlaşılır bir hata kodu sistemi oluşturulmalı. İşletme sahibi ekranda yalnızca “işlem başarısız” görmek yerine, sorunun hangi aşamada olduğunu anlayabilmeli. Daha da önemlisi, sistem otomatik olarak ilgili teknik birime kayıt oluşturabilmeli.
Ayrıca işletmeler için 7 gün 24 saat çalışan, tek numara veya tek dijital kanal üzerinden ulaşılabilen bir teknik destek sistemi kurulmalı. Esnaf bankayı mı, POS firmasını mı, ödeme kuruluşunu mu arayacağını düşünerek zaman kaybetmemeli.
Çünkü dijitalleşmenin amacı vatandaşa yeni bir sorun çıkarmak değil, hayatını kolaylaştırmaktır.
Türkiye’de POS’ların önemli bir bölümünün TR Karekod ile kartlı ödemeyi destekler hale geldiği, FAST TR Karekod kullanımının da yaygınlaştığı resmi raporlara yansıyor. Bu kadar genişleyen bir sistemde teknik aksaklıkların yönetimi de aynı hızda gelişmek zorunda.
Buradan TCMB’ye, BKM’ye, bankalara ve ödeme hizmeti sağlayıcılarına açık bir çağrıda bulunmak istiyorum: Karekod sistemini yalnızca çalışır hale getirmek yetmez; sorun çıktığında da vatandaşı ve esnafı yalnız bırakmayacak bir sistem kurmak gerekir.
Çünkü kasada bekleyen vatandaş için karekod yalnızca birkaç saniyelik bir işlem olabilir. Ama o birkaç saniyelik aksaklık, işletme açısından müşterinin kaybedilmesi, satışın gerçekleşmemesi ve güven kaybı anlamına gelebilir.
Dijital ödeme sistemlerinin gerçek başarısı, yalnızca işlem gerçekleştiğinde değil, işlem gerçekleşmediğinde sorunun ne kadar hızlı çözüldüğüyle ölçülür.
Artık hedefimiz “karekod çalışıyor” demek değil; “karekod çalışmadığında da çözüm hazır” diyebilmek olmalıdır.
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…