Hava Durumu

Nafaka ve velayet savaşları son bulmalı

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 00:06

Sizlerle yeniden burada olmak mutluluk veriyor sevgili okurlarım.

Toplumun aile anlayışı değişirken, ne yazık ki çocuğun üstün yararı çoğu zaman unutuluyor. Bugünkü yazımda, kurduğu aile düzenini sürdürmekte başarısız olmuş, yeniden hayata başlamak zorunda kalmış insanların boşanma sürecinde yaşadığı zorluklardan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki aile kurmaktan daha zor bir şey varsa, o da o aileyi yıkmak zorunda kalmaktır. Bu deneyimi yaşamış birçok kişinin benimle aynı fikirde olacağını düşünüyorum. Çünkü boşanmak, evlenmekten çok daha zor bir süreçtir.

Hiçbirimiz yıkmak için inşa etmeyiz evliliği. Ancak hayatın şartları ve yaşananlar bazen insanları bu noktaya getirir. Adliye koridorlarında kimse mutlu değildir; fakat ruh sağlığını koruyabilmek adına bu kararı vermek zorunda kalır. Ne var ki mesele yalnızca boşanma kararını almakla bitmez. Asıl sancılı süreç, o karardan sonra başlar.

***

Boşanma sürecindeki zorlukları yalnızca hukuki prosedürlere bağlamak doğru olmaz. Çoğu zaman bu süreci daha da ağırlaştıran bizleriz. Uğradığımız haksızlıklar, kırgınlıklarımız ve hırslarımız bizi farkında olmadan derin bir çatışmanın içine sürükleyebilir.

Bazen annelik ya da babalık içgüdüsü, bazen de kişisel öfke ve kırgınlıklar karşı tarafın canını yakma isteğine dönüşebiliyor. Son günlerde yeniden tartışılan süresiz nafaka konusu da bunun en önemli örneklerinden biri.

Elbette boşanma sonrasında ekonomik olarak zor durumda kalan tarafların korunması önemlidir. Ancak konuya yalnızca hukuki açıdan değil, insan onuru açısından da bakmak gerektiğini düşünüyorum.

***

Bazı durumlarda mesele sadece para değildir. Çünkü bir zamanlar hayatını paylaşmış olduğunuz kişiden yıllar boyunca maddi destek almak, her ay geçmiş bir ilişkinin gölgesini yeniden yaşamak anlamına gelebilir. Yıkılmış bir ailenin, kırılmış bir gururun ya da zedelenmiş bir onurun karşılığı hiçbir zaman maddiyat olamaz.

Burada sözünü ettiğim konu çocukların ihtiyaçları için ödenen destek değildir. Çocuğun üstün yararı her zaman önceliklidir. Benim dikkat çekmek istediğim nokta, zaman zaman kişisel taleplerin bir hesaplaşma aracına dönüşmesidir.

Birçok kadın için gerçek özgürlük, mahkeme kararlarıyla eski eşine bağlı kalmak değil; kendi ayakları üzerinde durabilmektir. Ayrılığın ardından alınan her ödeme bazen ekonomik bir destekten çok, kapanmamış bir hesabı hatırlatır. Bu durum yalnızca banka hesabına yatan bir meblağ olmaktan çıkar; kişiyi geçmişe bağlı hissettiren bir bağa dönüşebilir.

O zaman sormak gerekiyor…

Nerede kaldı yolları ayırmak? Nerede kaldı boşanmak?

Belki de boşanmanın tam olarak ne ifade ettiğini yeterince sorgulamıyoruz. Bu nedenle nafaka almamayı tercih eden kadınlar da vardır. Bu tercih, ekonomik ihtiyaçtan bağımsız olarak kişisel gururun, bağımsızlığın ve yeni bir hayat kurma arzusunun yansıması olabilir.

Ben, bir ilişkinin bitmesinin ardından tarafların birbirlerine ömür boyu bağlı kalması gerektiğini düşünmüyorum. İnsanların geçmişin yükünü taşımadan, birbirlerine borçlu ya da bağımlı hissetmeden yeni hayatlar kurabilmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü bazen en büyük kazanç alınan para değil; kazanılan özgürlük, gurur ve onurdur.

Kadının da erkeğin de boşanmanın ardından kendi hayatını kurabilecek güce sahip olması, toplumsal olarak ulaşmamız gereken en sağlıklı noktadır. Güçlü kadın, eski eşine ömür boyu bağlı kalan değil; kendi yolunu kendi çizebilen kadındır.

Ancak boşanma süreçlerinde can yakmak için kullanılan tek unsur nafaka değildir. Bir diğer yıpratıcı konu da velayet savaşlarıdır.

ÇOCUKLAR SAVAŞ ALANI DEĞİLDİR

Bir evlilik biter. Kimi zaman sevgi tükenir, kimi zaman güven. Kimi zaman insanlar aynı çatı altında kalmanın artık kimseye iyi gelmediğini kabul eder. Boşanmak zor bir karardır; ancak asıl zor olan, o kararın ardından insan kalabilmektir.

Ne yazık ki bazı boşanmalarda taraflar birbirlerinden ayrılmak yerine birbirlerini yok etmeye çalışırlar. Nafaka davaları, velayet mücadeleleri ve mahkeme koridorları zamanla adalet arayışının değil, intikam savaşlarının sahnesine dönüşür. O noktadan sonra amaç hak aramak değil, can yakmaktır.

Bir zamanlar birlikte hayaller kuran insanlar, birbirlerinin en hassas noktalarını hedef alır. Verilen her dilekçe, yapılan her itiraz ve söylenen her söz karşı tarafı biraz daha yaralamak için kullanılır. Fakat çoğu zaman unutulan bir gerçek vardır: Bu savaşın tam ortasında çocuklar durmaktadır.

***

Çocuklar anne ve babalarının hesaplaşma aracı değildir. Bir çocuğun sevgisi bölüştürülemez, sadakati satın alınamaz. Anne babası ayrılmış hiçbir çocuk, evliliğin neden sona erdiğiyle ilgilenmez. Onlar yalnızca ebeveynlerinin kendilerine nasıl davrandığıyla ilgilenir.

Buna rağmen bazı ebeveynler çocuklarını bir eşya gibi kullanır; velayeti bir zafer madalyası, nafakayı ise karşı tarafa doğrultulan bir silah olarak görür. Oysa çocukların ihtiyacı olan şey mahkeme zaferleri değil, huzurdur.

çocuklar, ebeveynlerinin birbirine attığı okların hedefi olmamalıdır. Onlar sadece çocuk olmak isterler. Taraf seçmek, suçlu belirlemek ya da kin taşımak zorunda kalmadan büyümek isterler. İnanın, kimin ne yaptığıyla ilgilenmiyorlar. Onlar yalnızca sevildiklerini hissetmek ve anne-babalarının sevgisinden mahrum kalmadan yaşamlarını sürdürmek istiyorlar.

Nafaka da velayet de birer intikam mekanizması değildir. Bunlar, ayrılık sonrasında özellikle çocukların yaşam standartlarını ve güvenliğini korumak amacıyla oluşturulmuş hukuki düzenlemelerdir. Ancak öfke aklın önüne geçtiğinde insanlar bu kavramların gerçek anlamını unutabiliyor.

Bir boşanmanın kalitesi, en az evliliğin kalitesi kadar önemlidir. İnternette sıkça karşılaştığımız o sözde olduğu gibi; insan karşısındaki kişiyi çoğu zaman evlenirken değil, boşanırken tanır.

İnsanlar birbirlerini sevmeyi bırakabilir; fakat birbirlerine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını bırakamazlar. Çünkü yıllar sonra mahkeme dosyaları kapanır, kararlar kesinleşir. Geriye ise çocukların hafızalarında kalan anılar kalır.

Kazananın olmadığı savaşlar vardır. Boşanma sürecinde çocukları silah gibi kullananların savaşı da bunlardan biridir. Çünkü sonunda kaybeden yalnızca eski eşler değil, çocukların çocukluğu olur.

Ve hiçbir intikam, bir çocuğun çalınmış huzuruna değmez.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.