Hava Durumu

Özgürlük var mı, yok mu?

Yazının Giriş Tarihi: 11.06.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.06.2026 00:06

Merhaba sevgili okurlar,

Ben Meltem Kertik. Bugün itibarıyla sizlerle bu köşede buluşuyor olmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyorum. Bundan sonraki süreçte sosyal konuları, toplumsal meseleleri, kültür-sanat dünyasını ve yaşamın içinden farklı başlıkları birlikte değerlendirmeye çalışacağız.

Bana bu sütunlarda sizlerle buluşma fırsatı veren YeniDönem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Burhan Kaya başta olmak üzere, emeği geçen tüm gazete çalışanlarına yürekten teşekkür ediyorum.

İlk yazımda ise hepimizin zaman zaman üzerinde düşündüğü bir soruyu ele almak istedim…

Özgürlük var mı, yok mu?

Ben, özgürlüğün kısmen var olduğunu, kısmen de olmadığını düşünenlerdenim. İnsan, yaşamı boyunca özgür olma arayışı içinde kimi zaman kendini bulur, kimi zaman da kendini kaybeder.

Peki gerçekten ne kadar özgürüz?

Ya da özgürlüğümüzü kim ve ne belirliyor?

Doğduğumuz aileyi, içinde büyüdüğümüz çevreyi ya da ekonomik koşullarımızı seçemiyoruz. Ancak bu koşulları değiştirme, geliştirme ve dönüştürme çabamız, kişisel özgürlüğümüzün temelini oluşturuyor. Hayatın önümüze koyduğu sınırları özgürlüğümüzle aşmaya çalışırken, bazen de sınırsızlığı özgürlük sanarak peşinden gidiyoruz.

Oysa sınırsız özgürlük, insana bir noktaya kadar tatmin sağlasa da uzun vadede mutsuzluk ve boşluk hissi doğurabiliyor. Günümüzde özellikle genç kuşakların özgürlük arayışı içinde yaşadığı doyumsuzluk, birçok insanı amaçsızlığa ve umutsuzluğa sürüklüyor.

Bu nedenle pek çok düşünür ortak bir noktada buluşuyor…

Hayatta mutlak özgürlük yoktur. Ancak tamamen özgürsüz olduğumuzu söylemek de doğru değildir. İnsan, sahip olduğu koşullar ve imkânlar çerçevesinde seçim yapabilen bir varlıktır.

Bugün özgürlük; yeme, içme, eğitim alma, seyahat etme ve yaşamını şekillendirme olanaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Fakat günlük hayatımıza baktığımızda özgürlüğün çoğu zaman sorumluluklarla iç içe geçtiğini görürüz.

Bir anne, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için zamanının büyük bölümünü ev işlerine ayırmak zorunda kalabilir. Bir baba, ailesini geçindirebilmek için sabahın erken saatlerinde işe gitmek zorundadır. Bir öğrenci ise geleceğini inşa edebilmek adına soğukta ve karanlıkta okul yoluna düşer. Hepimiz yaşamımızı sürdürebilmek için belirli kurallara ve zorunluluklara bağlı kalırız.

Bugün çalışıyorsak, işverenin belirlediği saatlerde işimizin başında olmak zorundayız. Dinlenme ve uyku düzenimiz bile çoğu zaman hayatın gereklilikleri tarafından şekillendiriliyor.

İşte bu noktada şu soruyu sormadan edemiyorum…

Eğer yaşamımızın büyük bir bölümü mecburiyetler tarafından belirleniyorsa, ne kadar özgürüz?

Belki de özgürlüksüzlük; modern dünyanın ve kapitalist düzenin ortaya çıkardığı ihtiyaçlardan beslenen yaşam mücadelesinin bir sonucudur. Dünyanın neresine gidersek gidelim, insanın bulunduğu her toplumda bu mücadelenin farklı biçimlerine rastlamak mümkündür.

Aslında bu konu biraz da felsefi bir tartışmadır. İnsanı diğer canlılardan ayıran düşünme yetisi, bizi ihtiyaçlara; ihtiyaçlar ise yaşam mücadelesine yönlendirir. Yaşamımız yalnızca temel gereksinimlerden oluşmaz. İsteklerimiz, hedeflerimiz ve beklentilerimiz de hayatımızı şekillendirir.

Belki de bizi özgür bırakmayan şey, yine kendimiziz. Toplumsal düzen, kurallar, gelenekler ve inançlar kadar, bu yapılar içerisinde var olma çabamız da bizi belirli sınırlar içine hapsediyor.

Netice olarak…

Özgürlük, belki de tamamen sahip olduğumuz ya da tamamen yoksun kaldığımız bir kavram değildir. Özgürlük; insanın sahip olduğu sınırlar içerisinde seçim yapabilme cesareti ve bu seçimlerin sorumluluğunu üstlenebilme gücüdür.

Peki sizce özgürlük gerçekten var mı, yok mu?

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.