Aile olmak ne kadar önemsiz ve omuzlara yük hâline geldi son yıllarda...
Bugün herkes hayatına birilerini alıyor, bırakıyor, terk ediyor, aldatıyor ve “Sıkıldım” diyerek basit gerekçelerle ilişkinin içinden çıkabiliyor. Günümüzde herkes, herkesin hayatına bakkaldan ekmek ister gibi kolayca girebilmeyi istiyor. Çok küçük yaşlardaki çocukların bile dilinde ikili ilişkiler dolaşıyor.
Son yıllarda hayatımıza giren sosyal medya platformları ve arkadaşlık uygulamaları, insan ilişkilerinin biçimini ciddi şekilde değiştirdi. Eskiden bir insanı tanımak için zaman geçirmek, aynı ortamları paylaşmak, aileleri tanımak ve güven oluşturmak gerekirken, bugün birkaç fotoğraf, birkaç mesaj ve kısa bir sohbet, insanların birbirleri hakkında karar vermesi için yeterli görülebiliyor.
Orta yaş ve daha öncesindeki kuşaklar bunu çok iyi bilir. Bir kızla tanışmak istediğinizde bunun ne kadar zor bir iş olduğunu hatırlarsınız. “Yanlış anlaşılır mıyım, terslenir miyim, toplumda yaftalanır mıyım?” korkusu vardı. İnsanlar birbirine yaklaşırken daha dikkatli, daha ölçülü ve daha temkinli davranırdı.
Elbette teknolojiyi veya sosyal medyayı bütün sorunların kaynağı ilan edemeyiz. Ancak ilişkilerin hızlandığı, insanların birbirine daha kolay ulaştığı ve aynı hızla birbirinden uzaklaşabildiği de inkâr edilemez.
Asıl düşündürücü olan ise bu değişimin yalnızca gençlerle sınırlı kalmamasıdır. Evlilik düşüncesinden uzaklaşma, uzun süreli ilişkilere karşı isteksizlik ve “özgür yaşamak” söylemi, farklı yaş gruplarında da daha görünür hâle geliyor.
Çünkü günübirlik ilişkiler sorumluluk gerektirmiyor ve kişinin özgürlüğünün kısıtlanmadığı düşünülüyor. Artık kırk-elli yaş grubu bile, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, bu düşünceye yaklaşabiliyor. Oysa özgürlük ile sorumluluktan kaçmak aynı şey değildir.
Bir ben böyle düşünüyor olamam diye düşünüyorum. Düşünsenize; yaşınız kemale ermiş, yetişkin çocuklarınız var ve siz hâlâ günübirlik ilişkilerin içinde kaybolmuşsunuz. Bunun, yetiştirdiğiniz çocukların gözünde sizi ne kadar küçülteceğini ve saygınlığınızı ne ölçüde zedeleyebileceğini düşünmek gerekiyor.
Bugün bazı insanlar evlilikten ve aile kurmaktan uzak durmalarını yalnızca ekonomik şartlara bağlıyor.
“Her şey çok pahalı. Senin bir evliliğin ne kadara mal olduğundan haberin var mı?” dediğinizi duyar gibiyim.
Elbette hayat pahalılığı, konut ve düğün maliyetleri, çocuk yetiştirmenin getirdiği giderler gençlerin kararlarını etkileyebilir. Fakat her sorumluluğu ekonomik şartlara ve devlete yüklemek de kolaycılıktır.
Çünkü aile kurmak yalnızca bir ev, eşya, düğün salonu veya yüksek gelirden ibaret değildir. Aile; fedakârlık, sadakat, güven, emek ve sorumluluk isteyen bir kurumdur. Bunların hiçbirini kredi kartı satın alamaz.
Birçok gencimize de hak vermeden yapamayacağım, açıkçası. Günümüz kızları her şeyin tam olmasını istiyor. Tam ve eksiksiz...
Bu düşünce yapısına sahip kızlarımıza sadece şunu söylemek istiyorum: Kendi abiniz ya da erkek kardeşiniz evlenirken aynı hassasiyeti gösteriyor musunuz?
Bu konu kişiselleştirildiğinde, kendi evlenecekleri kişiye “Ama o erkek” diyerek işin içinden sıyrılmak doğru değildir. Biraz vicdanımızla düşünürsek, bu konunun erkeği kadını yok aslında. Sonuçta, bitmeyen isteklerde bulunduğunuz birey de nihayetinde bir insan ve günümüz şartları ülke olarak belli.
Üstelik devletin aile konusunda hiçbir şey yapmadığını söylemek de gerçeği bütünüyle yansıtmaz. Aile ve Gençlik Fonu kapsamında evlenecek gençlere faizsiz kredi ve evlilik öncesi ve sonrası danışmanlık desteği sağlanıyor. Bakanlığın açıkladığı verilere göre 2025 yılında fon kapsamında 133 binden fazla genç destekten yararlanma hakkı kazandı ve 8 milyar liranın üzerinde ödeme gerçekleştirildi.
Elbette devletin daha fazlasını yapması; özellikle konut, istihdam, kreş, çocuk bakım hizmetleri ve gençlerin ekonomik bağımsızlığı konusunda yeni politikalar geliştirmesi gerektiği tartışılabilir. Fakat bütün sorumluluğu devlete yükleyerek bireysel sorumluluğu ortadan kaldırmak da doğru değildir.
Bugün 25-29 yaş arasında olup hiç evlenmemiş kişilerin yüzde 70’nin anne veya babasıyla yaşadığı görülüyor. Bu tablo bize yalnızca ekonomik şartları değil, değişen yaşam tercihlerini ve aileyle kurulan ilişkinin dönüşümünü de düşündürmelidir.
Peki, çözüm ne olmalı?
Çözüm, öncelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda hassasiyet göstermesi ve arkadaşlık sitesi adı altında faaliyet gösteren uygulamaların toplumun aile yapısı üzerindeki etkilerinin daha ciddi şekilde ele alınmasıdır. Toplumun aile yapısına verilen desteğin dijital platformlar konusunda da gözetilmesini istiyoruz.
Çocuklarımızın gelecekte aile kavramını yalnızca eski filmlerde gördükleri bir kurum olarak tanımalarını istemiyorsak, önce biz aileyi yeniden değerli hâle getirmeliyiz.
Sosyal medya bize insanları bulmayı öğretti; fakat onları tanımayı, anlamayı ve hayatımıza sorumlulukla katmayı hâlâ biz öğrenmek zorundayız.
Çünkü güçlü bir toplumun temeli yalnızca ekonomiyle değil; birbirine karşı sorumluluk hisseden bireylerle ve sağlıklı ailelerle kurulur.
Yeni yazımda görüşmek üzere…