Hava Durumu

Yapay zeka avukatlık mesleğini bitirir mi?

Yazının Giriş Tarihi: 26.08.2026 00:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.08.2026 00:09

Uzun zaman oldu. Yapay zekâ konusuna ilk değinmeye karar verdiğimde, daha yazmaya başlar başlamaz bu başlığın ne kadar geniş ve üzerine sayısız metin üretilebilecek kadar kapsamlı olduğunu fark etmiştim.

Bu nedenle konuya başlamak, beni bir ikilemde bırakmıştı: Ya yapay zekâ konusunu tamamen bir kenara bırakmalıydım ya da ne kadar uzun sürerse sürsün, bildiklerimi ve okuduklarımı sonuna kadar aktararak bu konuyu tüm yönleriyle ele almalıydım.

Hayat bazen bize nereden ders verecek, hangi alanda zorda bırakacak ya da hangi kulvarda hakkımızı aramamıza vesile olacak bilemiyoruz.

“Hayat bize çalışmadığımız yerlerden sorun çıkarmasıyla meşhur” bir olgu diyorum ben buna. Fazlasıyla hakkımızın gözetilebileceği hususlara ihtiyaç duyuyoruz. Bazen de sevdiklerimizin haklarını gözetmek adına “hak savunucu bireyler” olması hususunda gereksinimlerimiz de olabiliyor.

Bizim ülkemizde adalet sistemi her ne kadar yetersiz olsa da birde buna bireylerin bilgi ve tecrübesizliğini de ekleyince, o adliye koridorlarında haklı iken haksız duruma girebiliyoruz.

Son günlerde gündeme gelen “arzuhalci” mağduriyetlerinden sonra kişiler haklarının gözetilmesi konusunda avukat ücretlerini fazla bularak dilekçelerini yapay zekadan temin etmeye yöneldiler.

Avukat tutmaya bütçeniz yetmediği için haklı olduğunuz bir davadan vazgeçtiğiniz oldu mu?

Bu soruyu bugün yeniden sormamız gerekiyor. Çünkü adalete erişim yalnızca mahkeme kapısının herkese açık olması değildir. Haklı olan kişinin hakkını arayabilecek bilgiye, savunmaya ve hukuki desteğe ulaşabilmesi de adaletin bir parçasıdır. Adalet Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı’nda da “adalete kolay erişim”, “adil yargılanma hakkı” ve “hukuki güvenlik” temel hedefler arasında sayılıyor.

Tam da bu noktada yapay zekâ önemli bir fırsat sunuyor. Bugün yapay zekâ, binlerce sayfalık kanunları, yönetmelikleri, kararları ve hukuki metinleri saniyeler içinde tarayabiliyor. Vatandaşın karşılaştığı hukuki bir sorunun hangi kanunla ilişkili olabileceğini gösterebiliyor, dilekçe taslağı oluşturabiliyor, emsal kararları araştırabiliyor ve kişinin hangi soruları bir hukuk uzmanına yöneltmesi gerektiği konusunda yol gösterebiliyor.

Özellikle ekonomik gücü sınırlı vatandaş açısından bu büyük bir dönüşüm olabilir. Çünkü geçmişte “Avukat tutacak param yok, hakkımı arayamam” düşüncesiyle geri adım atan bir insan, artık en azından hukuki sürecin ne olduğunu öğrenebilecek bir dijital yardımcıya sahip.

Fakat burada çok önemli bir sınır var: Yapay zekâ avukat değildir.

İşi ehline bırakmak, sıfır mağduriyet yaratır.

Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek de 25 Nisan 2026 tarihli açıklamasında yapay zekâ uygulamalarının, yargının üç sacayağından biri olan avukatlık müessesesine alternatif olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Peki neden?

Çünkü hukuk yalnızca kanun maddelerini bulmak değildir. Bir davanın arkasında insan vardır. Olayın ayrıntıları, delillerin güvenilirliği, karşı tarafın savunması, tanıkların durumu, usul süreleri ve mahkeme pratiği gibi birçok unsur vardır.

Yapay zekâ bunları analiz etmeye yardımcı olabilir; ancak yanlış veya eksik bilgiyle beslenirse yanlış sonuca da ulaşabilir. En önemlisi de yapay zekanın hukuki konularda temin ettiği teknik bilgiler içeriğinde vicdan, merhamet ve insani olgular barınmaz.

Daha da önemlisi, ceza davalarında hata bedeli çok daha ağırdır.

Avukat takibinde süreci ilerletmek neden önemli?

Bir yapay zekâ sistemi suç isnadıyla karşı karşıya olan bir kişiye yanlış bir hukuki değerlendirme yaptığında kişi delil sunma süresini kaçırabilir, yanlış bir başvuru yapabilir veya önemli bir hakkından habersiz kalabilir.

Kolluk ve yargı süreçlerinde yapay zekânın hatalı, taraflı veya şeffaf olmayan biçimde kullanılması ise özgürlük, adil yargılanma ve savunma hakkını doğrudan etkileyebilir.

Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Yasası da adalet ve kolluk alanındaki bazı yapay zekâ kullanımlarını yüksek riskli kabul ediyor; özellikle doğruluk, şeffaflık, insan denetimi ve temel haklar konusunda ciddi güvenceler öngörüyor.

O halde mesele “Yapay zekâ avukatların yerini alacak mı?” sorusundan daha büyük.

Asıl soru şu olmalı: Yapay zekâ, avukata ulaşamayan vatandaş ile adalet sistemi arasında güvenli bir köprü olabilir mi?

Bence olabilir. Ancak bunun için devletin açık kurallar koyması gerekiyor.

Yapay zekâ hukuki bilgi verebilir ama kişiye “kesin kazanırsın” dememeli. Kaynaklarını gösterebilmeli. Güncel kanun ve içtihatlarla çalışmalı. Kişisel verileri korumalı. Özellikle ceza, aile, çocuk, şiddet ve özgürlükten yoksun bırakma gibi kritik alanlarda mutlaka insan hukukçu denetimine yönlendirmeli.

Çünkü yapay zekânın en büyük başarısı avukatı ortadan kaldırmak değil, vatandaşın avukata ulaşana kadar bilgisiz ve çaresiz kalmasını önlemek olacaktır.

Adalet, yalnızca parası olanın satın alabildiği bir hizmet olmamalıdır. Yapay zekâ bu eşitsizliği azaltacaksa sonuna kadar kullanılmalıdır. Fakat insan hayatını, özgürlüğünü ve geleceğini ilgilendiren kararların sorumluluğunu bir algoritmaya bırakmak da adalet değil, yeni bir risk yaratır.

Geleceğin hukuk sistemi belki “avukat mı, yapay zekâ mı?” diye sormayacak.

Avukat + yapay zekâ + güçlü denetim üçlüsünü birlikte kullanacak.

Çünkü teknoloji hız kazandırabilir; fakat adaletin vicdanını halen insan taşır.

Anlaşılır ve kusursuz uygulanan hukuk sistemi olan bir ülkede yaşama ümidiyle; yeni yazımda görüşmek üzere…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.