Geçenlerde Facebook’ta gezinirken bir tıbbi yalanlar curcunası dikkatimi çekti. ”Yumurtalık ve rahim problemlerinde göbeğinize bir damla rezene yağı damlatın, hastalık vücudunuzdan uçsun gitsin. Karnınızdaki şişkinlik ve yağlı karaciğer için göbeğinize 1 damla zeytinyağı veya deve dikeni yağı damlatın, vücudunuz bir gecede mükemmel hale gelsin. Kabızlık için zeytinyağını pamuğa damlatıp göbeğinize sürün, ömür boyu kabızlıktan kurtulun. Gripten kurtulmak mı istiyorsun, göbeğine keten tohumu yağı damlat, parmağınla göbeğine gezdirerek yağı sür, iki günde turp gibi ayağa kalk!”
Özellikle Covid-19 pandemi sonrası ortaya çıkan infodemi (hızla yayılan yanlış bilgi) ve desenformasyon (bilgi kirliliği) o kadar hızla insanları bilimin doğrularından uzaklaştırdı ki TV’ler aracılığı ve kulaktan kulağa gazetesi ile doğru ve yanlış bilgiler jet hızıyla insanların karşısına çıkmaya başladı.
Bir tarafta bilim insanları, diğer taraftan sosyal medya fenomenleri… Komplo teorileri ile ortaya çıkan kafa karışıklığı sonucu, çocuklarına doğum sonrası tarama testlerini yaptırmayan, ne devlet ne de özel aşıları uygulamayan, yalan yanlış kaynağı belli olmayan aşı karşıtı bilgileri ”doğruymuş” gibi savunan ebeveynler ortaya çıkmaya başladı…
İnsanlar doktora gideceğine, sağlık sorunlarını ChatGPT’ye, Google’a, Youtube’a, Meta’ya, Instagram’a sormaya başladılar. Çünkü insanlarla doktorlar arasındaki güven duygusu ortadan kalktı. Herkes kime inanacağını kendi kendine sorar hale geldi…
Oysa sağlıkta en büyük sermaye, teknoloji ya da yapay zeka, ortalıkta dolaşan yalan haber veya uyduruk tedavi prensipleri değil ‘güven’dir…
Hasta ile hekim arasındaki güven, bilimle toplum arasındaki güven, devlet kurumları ile bireyler arasındaki güven…
Örneğin, enflasyon rakamları yönünden TÜİK ile gerçek pazar ve piyasa fiyatları ve rakamlarının birbirinden çok farklı oluşu gibi… Ülkede adalete karşı olan güvenin sarsılmış olması gibi…
Bu bağlar zayıfladığı zaman, en büyük bilimsel doğrular, en iyi tıbbi öneriler ve tedaviler bile etkisini kaybetmeye başladı.
Sağlık sisteminin ve bir doktorun en büyük sermayesi, hastanın o kurum veya kişiye duyduğu güvendir. Bu bağ zayıfladığında, doktorun tıbbi doğruları anlatması, yazdığı reçete, tedavi için verdiği ilaçlar bile hasta tarafından şüphe ile karşılandığından günümüzde doktor doktor dolaşıp doğruyu bulmaya çalışan hasta tipleri her gün daha çok sayıda artarak karşımıza çıkmaya başladı.
Günümüzde belki her türlü bilgiye ulaşmak çok kolay ama doğru bilgiye ulaşmak çok zor.
İşte bu nedenlerle;
1-Lütfen doğru bilgi kaynaklarından uzaklaşmayın. 2-Bilimin doğrularına ve hekiminize güvenin. 3-Bazen bir insanı iyileştiren faktör sadece ilaç değil, doğru insandan aldığı doğru bilgi ve o insana duyduğu güvendir.
Kısaca güven yalnızca psikolojik bir duygu değil, biyolojik bir güç ve tedavi başarısını yükselten önemli bir faktördür.