Hava Durumu

Cumhuriyet neden bu duruma düştü?

Yazının Giriş Tarihi: 23.04.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.04.2026 00:05

Mimarlık ve mimarlık tarihi Profesörü, İTÜ emekli öğretim üyesi, fütürist (geleceği görüp doğru analiz yapabilen insan) Prof. Doğan Kuban, (Doğum: 1926, Paris, vefat: 2021, İstanbul, 95 yaşında).

Bu yazısını tam 11 yıl önce yazmış. Orijinal hali ile özetleyerek günümüze aktarıyorum:

Tarihimizde ilk yapılacak gözlem, Osmanlı toplumunun, 12. yüzyılda, İslam’ın yarattığı uygarlık atılımını izlememesidir. İslam dünyasının diğer ülkeleri de bu davranışı bizimle paylaşıyor, onun için de bir sömürge görüntüsü veriyorlar.

İkinci gözlem, 15. yüzyılda, Osmanlı’nın Avrupa Rönesans akımına katılmamasıdır. Üçüncü gözlem, çağdaş dünyanın önde gelen toplumlarının uygarlık standartlarını ve Cumhuriyet’in mirasını reddetmek veya görmezden gelerek dışlamak, bunun sonucunda da çağdaş teknolojiyi yaratacak örgütlenmeyi ve eğitimi gerçekleştirememek, teknolojide geri kalmaktır.

İnsanlar otomobili icat etti. Biz kentleri, otomobile feda ettik. Türkiye’de kent, terbiye edilmemiş vahşi atlara benziyor. Trafik, bu hastalığın temel semptomudur. İzmir’den İstanbul’a uçakla bir saatte gelip, evinize 3 saatte gidiyorsunuz. (İzmir-İstanbul 1 saat, havaalanı- Beşiktaş arası 3 saat). Bu kentsel gelişmemişliğin kanıtıdır. Bütün ülke yaşamını dağıttığımızı, iklimsel tehlike kapıda iken fiziksel çevreyi kirlettiğimizi, birbirimizi aç gözlülük yüzünden acımasızca soyup, yok ettiğimizi bir korku filmi gibi güncel olaylarda izliyoruz.

Açlık ve kötülük içeren, milyonlarca insanın ülkelerinden ayrılmaya zorlanıp, hayvanlar gibi ölüm tehlikesi taşıyan göçlerle yollara düştüğü bir dram tarihte var mı? Bu çağdaş dramın en büyük sahnesi de Türkiye oldu. Bu faciayı TV dizisi gibi seyreden, “Bana gelmesinler de nereye giderlerse gitsinler” düşüncesinde olan Avrupa uygar sayılabilir mi?

Yapılan yollar, tüneller, köprülerin sayısı, bunların kimlerin cebine gittiği belli olup da belli olmayan parasal yükü, her seçim döneminde yandaş müteahhitlere yaptırılan, yürünmesi olanaksız kaldırımlar, her tarafı otomobil parkı olmuş bir kent, tahammül edilmez bir gürültünün sersem eden ortamı bir uygarlık görüntüsü müdür?

Yıllık adam başına gelirin yüzde 30’u, nüfusun yüzde 1’i tarafından cebe indiriliyorsa, matematiksel sayıların, havada kalacak pembe siyasi görüşlerin, halk ve toplumun ekonomik yaşam düzeyini anlatması söz konusu değil. Mevcut, gerçeği yansıtmayan büyüme endeksleri, ne insanların daha refah içinde daha sağlıklı yaşadığını, ne adalete ve insan-hayvan haklarına saygı duyulduğunu ne de gençlerin daha iyi eğitildiğini yansıtan veriler değil.

Bugün sayıları 200’ü geçen, yarısı karatahta üniversitesi niteliğindeki akademik kadroları yetersiz üniversiteler, Cumhuriyet’in başında sadece İstanbul’da olan iki üniversitenin yetiştirdiği öğrenci niteliğinde öğrenci yetiştiremiyor.

Politik amaçlarla değiştirilen programlarla, ilkokullardan liselere, öğretmen okullarına ve meslek okullarına uzanan bir öğretim ve eğitim çöküntüsü var… Sayısı milyonlara varmış olan öğrencilerin gereksinimlerini karşılayacak yetişmiş öğretmen sayısının azlığı nedeniyle (yetişenlerin de tayin beklediği ayrı bir acınası durum), ülkenin sorunlarına yanıt arayacak bilinçli insan yetiştiremiyoruz.

Diploma veriyoruz ama ortalık, bilgisiz diplomalı veya diplomasız bilgili ile dolu… Dünya tarihinde sayının gerçeği anlatmak yerine aldatmak için kullanıldığı bu denli yalancı bir dönem yaşanmadı. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Bu kadar kalabalık nüfusun tüketim sorunlarını, tek amacı paraya dönük bir yaşam açısından bakarak çözmek mümkün değil. Evrensel kapitalizmin teklemesi de sayılar arasında boğulmasından kaynaklanıyor…

Günümüzün karanlık tablosunu, 11 yıl önce görmüş ve endişelerini dile getirmiş olan büyük mimari dehası, İstanbul aşığı akademisyen, hala arkasında bıraktığı kitaplarla günümüzde yaşamaya devam eden Doğan Kuban Hoca’yı rahmetle ve özlemle anıyorum.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.