Bu başlık sadece bir TV dizisi değil. (Aslında dizi Eşkıya Dünya’ya Hükümran Olmaz” adıyla uzun süre yayınlandı.) Gerçek hayatta ise eşkıya, seçimle gelmiş bir devlet başkanını evinden alıp ülkesine yargılamak üzere eşi ile birlikte götürebiliyor, öbür taraftan ülkemizde İstanbul, Güngören’de 15 yaşında bir bıçaklı saldırgan, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ı ikiz kardeşinin yanında sokak tartışmasında öldürüyor.
(Daha önce de 24 Ocak’ta Kadıköy’de tarihi salı pazarında İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çello sanatcısı Yasemin Akıncılar’ın oğlu 15 yaşındaki Mattis Ahmet Minguzzi, 15 yaşındaki B.B. adlı saldırgan tarafından bıçakla öldürülmüş ve katil mahkeme sonunda 24 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.)
Çocukluk çağındaki bu insanlık dışı zorbalık ve cinayetlerin temelinde yatan kaynağın ne olduğunu anlamak için, çocuk ve ergenlik çağı psikolojik sapmaların nedenlerini gözden geçirmeliyiz: Çocuk ruh sağlığında sağlıklı çocuk yetiştirme etkenlerinde birinci sırayı, anne, baba ve aile, 2. sırayı okul, okul içi ve dışı arkadaş ve eğitmenler alırken bunlara 3. olarak sosyal medya eklendi.
20 yıl önce Facebook ile başlayan dijital çağ, 2006’da Twitter, 2010’da İnstagram ve ardından gelen video odaklı platformlar, 21. yüzyılda dünyaya gelen çocukları klasik ögelerden çok daha fazla etkilemeye ve meşgul etmeye başladı. Bu kuşak zamanının büyük bir kısmını cep telefonlarıyla oynama (pediatrik terminolojide cep telefonları erişkinler için teknolojik emzik olarak değerlendiriliyor) ve ekran karşısında uzun süre oturma şeklinde geçirmeye başladı.
TÜİK’in 2024 raporuna karşı, çocukların, sosyal medya ve internet kullanımı yüzde 91. Bu çocukların yüzde 94,7 si devamlı internet kullanıyor. 6-10 yaş grubu çocukların yüzde 30.6’sı, 11-15 yaş grubu çocukların yüzde 54.4’ü hafta içi internet kullanıyor. Hafta sonu ise bu oranlar sırasıyla yüzde 43.2 ve yüzde 63.5. Çocukların internet kullanım alışkanlıklarında yüzde 83.9 ile video izleme, yüzde 75 ev ödevlerini yapma, öğrenme veya çevrimiçi derslere katılma, yüzde 72.7 oyun oynama, yüzde 13.2, e-posta gönderip alma verileri olarak ortaya çıkıyor.
Yani özetle sosyal medya artık sıradan bir teknoloji değil, çocuk ve ergenlerin geleceğini, ev ortamı, okul ve sosyal çevreden daha fazla etkiyen kritik bir ekosistem olarak karşımıza çıkıyor.
Bunlara ilave olarak TV’lerde şiddet ya da kaba kuvvete, mobbinge, kadına şiddete yer veren diziler, her mahallede pıtrak gibi türeyen çocuk çeteleri giderek büyüyen bir zorbalık ortamı olarak karşımıza sıkça çıkmaya başladı.
Tüm dünya çocukları korumak için enerjik önlemler almaya yöneliyor. Dünyada en radikal adımı atan Avustralya, 10 Aralık 2025’ten itibaren yürürlüğe soktuğu bir yasa ile Snapchat, Tik Tok, İnstagram, Facebook, YouTube, Kick gibi sosyal platformları, 16 yaş altı çocuklara yasakladı.
Bu platformlar 16 yaş altı olduğunu tespit ettikleri kullanıcıların hesaplarını kapatıyor veya erişimi engelliyor. Sıkı bir denetimle, bu yasağa uymayan şirketlere yüksek para cezaları uygulanmaya başlandı. Meta’dan yapılan açıklamada, kanun yürürlüğe girdikten sonra adı geçen şirketler 500.000’in üzerinde, 16 yaş altı hesabın kapatıldığı duyuruldu.
Fransa 15 yaş altına, Almanya, 13-16 yaş arasına, İtalya, 14 yaş, Danimarka ve Norveç, 25 yaş altına sosyal medya kullanımı için ebeveyn iznini uygulamaya sokuyor. Ancak bu önlemler, çocukların elinde akıllı cep telefonları ile dijital bir içeriğe ulaşma imkanları olduğu sürece, engel olmaya yetmeyecek. Ebeveyn izni bu konuda çok yetersiz kalacak…
Türkiye’de bu ay sonunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, çocuklar için “sosyal medya düzenlemesi” yasa taslağını TBMM’ye getireceğini açıkladı. Bakanlık yasanın içeriği hakkında “Çocukların her türlü risk ve tehditten korunması amacıyla, sosyal medya platformlarına, 15 yaşından küçük çocuklara, hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar için zararlı olacak içeriklere filtreleme sistemlerinin kurulmasını” önereceklerini açıkladı…
Ancak okullarda dijital tarih çalışmalarının yürütüldüğü, yapay zekâ, medya ve kodlama ile ilgili ders içeriklerinin olduğu bir ortamda sosyal medyaya sınırlama getirmek çocuklar açısından pek de kabul edilebilir gibi görünmüyor. Yaşadığımız çağda teknolojisiz bir yaşam düşünülemez. Yasaklamak yerine teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek daha doğru olacaktır.
Bunun uygulaması ise anne-baba eğitiminden ve okul ile öğretmenlerden geçer. Bu hedefler için anne babalar, çocuklarındaki zorbalık ve şiddet eğilimleri ile ilgili belirtilere çok dikkat etmeli, arkadaş çevresini sessizce gözlemlemelidir.
Eğer çocuğunuz kontrolünü çabuk kaybediyor, hızla öfkeleniyor, başkalarına karşı aşağılayıcı lakaplar takıp küçümseyen davranışlar sergiliyor, okuldan hakkında sosyal ilişkileri ile ilgili uyarı geliyorsa, yaptığı davranışların sorumluluğunu üstleneceği yerde, başkalarını suçlamayı seçiyorsa, bilgisayar başında çok fazla zaman geçiriyorsa, sık sık bilmediğiniz arkadaşları ile ortadan kayboluyor, nerede olduğunu sorduğunuzda şüpheli, kaçamak cevaplar veriyorsa, mutlaka okul yönetimi ile varsa rehber öğretmen ile ve okul dışı arkadaş çevresinin anne ve babaları ile temas kurmalısınız.
Yasa Meclis’te tartışılırken sadece yasakçı zihniyet değil olaya tüm yönleri ile bakmak gerektiğine inanıyorum. Zira bu iş sadece ailelere, okula veya şirketlerin insafına bırakılmayacak kadar önemli bir konu. Atatürk Cumhuriyeti’nde evlatlar ölmemeli, anne ve babalar ağlamamalı, zorbalık, çocuk çeteleri ile taviz vermeden mücadele edilmeli.
Kanunsuz silah edinmek, ruhsatsız silah bulundurmak ve taşımakla çok daha ciddi mücadele etmek, öldürme ve yaralama gibi durumlarda çocuk suçlulara indirim uygulanmamalı, yetişkin gibi yargılanmaları yönünde kanunlarda gerekli değişiklikler yapılmalıdır.