Türkiye, 1984 Los Angeles Olimpiyatları’ndan sonra, ilk olarak 18 spor dalında 102 sporcu ile katıldığı 2024 Paris Olimpiyatları’nda altın madalya kazanamadı. Son olimpiyatı, boksta 2 gümüş (Busenaz Çakıroğlu, kadınlar 50 kg., Hatice Akbaş, kadınlar 54 kg), atıcılıkta 1 gümüş (10 m. havalı tabanca karma kategorisi: Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç) toplam: 3 gümüş madalya, okçulukta 1 bronz (klasik yay, erkek milli takım: Muhammed Abdullah Yıldırım, Berkin Tümer, Mete Gazoz), taek-wandoda 1 bronz (Nafia Kuş Aydın), boksta 1 bronz (kadınlar 57 kg. Esra Yıldız Kahraman), güreşte 2 bronz (erkekler, serbest stil, 125 kg. Taha Akgül, kadınlar 68 kg. Buse Tosun Çavuşoğlu) toplam: 3 gümüş+ 5 bronz madalya ile ve 64’üncü sırada kapattı.
Türkiye, olimpiyat geçmişinde kazandığı 41 altın madalyanın 29’unu güreşte, 8’ini halterde, diğerlerini de birer tane olmak üzere okçuluk, boks, taek-wando ve judo branşlarında aldı.
SONUÇ: Şunu da kabul edelim ki dünyanın en üst düzeydeki spor arenası olan olimpiyatlarda, özellikle yüzme ve atletizmde madalya almak aslanın ağzında.
Altın madalyaya, bu branşlarda ulaşmak, kısa vadeli devşirme atletlerle değil,
1- Uzun vadeli kendi öz kaynağımız olan sporcularımıza yatırım yapmaktan,
2-Her branşta çok büyük bir sporcu havuzuna sahip olmaktan,
3–Devletin uzun vadeli bir spor programı ve sporcu yetiştirme stratejisine sahip olmasından geçiyor.
Bu gerçeklerin ışığında, okullarda spor ve eğitimin bir arada yürütüldüğü bir düzen kurulmadıkça, Spor Bakanlığı, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı arasında koordinasyon sağlanıp, bu 3 kurumun tepeden tırnağa yeniden düzenlenmesi ve uzun vadeli ortak programlar gerçekleşmedikçe, olimpiyatlarda altın madalyaya ulaşmak zor görünüyor.