Bir şehrin iş dünyası sandıkla değil, üretimle büyür.
Bursa'da son günlerde garip bir şey oluyor.
Bir ticaret ve sanayi odası seçimine gidiyoruz. Ama konuşulanların bir kısmı artık ticaretten çok siyasete benziyor.
Kim kimin yanında?
Kim hangi listeyi destekliyor?
Kim kime cevap verdi?
Kim kimi eleştirdi?
Sosyal medyada hangi paylaşım kimin üzerine?
Ve tartışma giderek sertleşiyor.
Oysa sandığa gidecek olanlar siyasetçiler değil.
İş insanları. Bursa'nın patronları. Sanayicileri. KOBİ'leri. Tüccarları. Ve onların temsilcileri.
BTSO'nun 70 meslek komitesinde 388 meslek komitesi üyesi ve 159 meclis üyesi için seçim yapılacak. Ardından yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyeleri seçilecek.
Yani mesele aslında çok büyük.
Çünkü burada seçilen sadece bir başkan değil.
Bursa iş dünyasının önümüzdeki dönemde hangi anlayışla temsil edileceği.
PEKİ NEDEN BU KADAR GERGİN?
Seçimin son haftalarında iki farklı söylem daha belirgin hale geldi.
Mevcut Başkan İbrahim Burkay, geçmiş dönemde yapılan projeleri ve 2030 Vizyonu'nu öne çıkarıyor.
Başkan adayı Özer Matlı ise Vizyon 2040, değişim, şeffaflık ve denetlenebilirlik üzerinden ilerliyor.
Bunlar aslında gayet normal seçim tartışmaları.
Bir taraf “Yaptıklarımız var, devam edelim” diyor.
Diğer taraf “Yönetim anlayışını değiştirelim, daha fazla hesap verilebilirlik sağlayalım” diyor.
Buraya kadar problem yok.
Asıl problem, tartışmanın projelerden kişilere ve sosyal medya polemiklerine kaymaya başlaması.
34 SORU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Özer Matlı'nın BTSO yönetimine yönelttiği 34 soru bu nedenle seçim açısından önemli.
Sorular; BTSO'nun kaynakları, iştirakleri, TEKNOSAB, Lojistik Park, yatırım ve ihale süreçleri gibi başlıklara uzanıyor.
Burada benim için önemli olan soru soranın kim olduğu değil.
Soruların cevabı.
Çünkü bir kurumun yönetimine soru soruluyorsa, en sağlıklı cevap tartışmayı büyütmek değil; belgeyi ortaya koymaktır.
Varsa rakam açıklanır. Varsa sözleşme açıklanır. Varsa ihale süreci anlatılır. Varsa yatırım gerçekleşme oranı ortaya konur.
Yoksa da “Yok” denir.
Bu kadar basit.
Çünkü şeffaflığın en güzel tarafı, tartışmayı kişiselleştirmemesidir.
TEKNOSAB VE KOBİ OSB
Bence seçimin en önemli ekonomik başlıklarından biri de burası.
Çünkü bu konu sosyal medya polemiğinden çok daha önemli.
Kamuya yansıyan seçim tartışmalarında TEKNOSAB'ın parsel tahsisleri ve üretime geçiş oranları da gündeme geldi. Bu verilerin güncel resmî kayıtlarla açıklanması gerektiği de ayrıca belirtiliyor.
İşte burada tartışmayı kişiselleştirmek yerine çok daha basit bir soru sormak gerekiyor:
Tahsis edilen yerlerin ne kadarı gerçekten üretime geçti?
Çünkü Bursa'nın ihtiyacı sadece arsa tahsisi değil.
Fabrika. Makine. İstihdam. Üretim. İhracat.
KOBİ OSB tartışması da aynı noktaya geliyor.
Sürecin neden sonuçlanmadığı soruluyorsa cevap polemikle değil, takvimle verilebilir:
Ne zaman başladı?
Ne yapıldı?
Hangi aşamaya gelindi?
Neden gecikti?
Yeni takvim nedir?
İlk üretim ne zaman başlayacak?
KOBİ'nin bilmek istediği aslında bu.
BİR TİCARET ODASI SEÇİMİ NEDEN SİYASETE BENZEMEMELİ?
Çünkü BTSO'nun üyesi farklı siyasi görüşlerden olabilir.
Ama aynı patronun üç ortak sorunu vardır:
Finansmana erişim. Üretim maliyeti. Pazar.
Bunlara enerji maliyetini, lojistiği, ihracatı, nitelikli çalışan sorununu, tahsilatı ve krediye erişimi ekleyin.
İşte Bursa iş dünyasının gerçek gündemi burada.
Patronun sandığa giderken kafasındaki soru “Kim kime ne dedi?” olmamalı.
“Kim benim sektörüm için ne yapacak?” olmalı.
BU SEÇİMİN KAYBEDENİ BURSA OLMASIN
Seçim bitecek.
Meslek komiteleri ve meclis üyeleri seçilecek. Ardından yönetim şekillenecek.
Sonra aynı insanlar yine aynı salonlarda karşılaşacak. Aynı projelerde birlikte çalışacak. Aynı şehirde üretim yapacak. Aynı ekonomik sorunlarla mücadele edecek.
İşte bu nedenle bugün söylenen her sözün seçimden sonraki Bursa'ya da bir etkisi olacak.
Seçim kazanılabilir. Seçim kaybedilebilir.
Ama Bursa iş dünyasının birbirine olan güvenini kaybetmesi, çok daha pahalıya mal olur.
TİCARET Mİ, SİYASET Mİ?
Benim için cevap aslında çok basit:
Ticaret odasında ticaret konuşulmalı.
Siyaset yapılacaksa siyasetin kendi arenası var.
BTSO'nun arenası ise üretim, yatırım, istihdam, ihracat, KOBİ, finansman ve Bursa'nın ekonomik geleceği olmalı.
Kimin kazanacağını sandık belirleyecek.
Ama sandıktan sonra Bursa'nın önünde çok daha büyük bir soru olacak:
Şimdi ne yapacağız?
Çünkü 60 bin üyeli bir kurumun önünde kişisel polemiklerden çok daha büyük bir sorumluluk var.
Bursa'nın ekonomisini büyütmek.
Belki de bu seçimden sonra en çok ihtiyaç duyacağımız şey bir kazanan ilan etmek değil;
Bursa iş dünyasının yeniden aynı masaya oturabilmesi.
Çünkü kişiler değişebilir. Yönetimler değişebilir.
Ama Bursa'nın üretimi devam etmek zorunda.