Hava Durumu

Taraftarlık bu mu?

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 00:08

Ben Trabzonsporluyum…

Bordo-maviye gönül vermiş, futbolun rekabetini de tribünün heyecanını da seven biriyim. Fenerbahçe benim tuttuğum takım değil. Ama söz konusu bir çocuk olduğunda ne sarı-lacivert kalır ne bordo-mavi ne de kırmızı-siyah. Çünkü bir çocuğun üzerindeki forma, ona yapılan kötülüğün bahanesi olamaz.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında Fenerbahçe forması giyen küçücük bir çocuğun formasının çıkarılmaya çalışıldığı görüntüler beni bir futbolsever olarak değil, önce bir insan olarak rahatsız etti. O görüntülerde ‘rakip takım taraftarı’ görmedim. Bir çocuk gördüm…

Belki günlerdir o maçı bekleyen, formasını heyecanla giyen, futbolcuları göreceği için geceden uyuyamayan bir çocuk...

Sonra yetişkinlerin rekabeti, öfkesi ve aidiyet kavgası onun dünyasına girdi. Bir çocuğun formasından ne istediniz? O formayı çıkartınca takımınızı daha mı çok sevdiniz? Tribün kültürünü mü korudunuz?

HAYIR!

Sadece bir çocuğun hafızasına belki yıllarca unutamayacağı kötü bir hatıra bıraktınız. Futbol rekabettir. İnsan yenilince üzülür, kazanınca sevinir, bazen öfkelenir. Ama yetişkin olmak, o öfkeyi yönetebilmektir. Bir çocuğun formasına el uzatmak ne taraftarlıktır ne de takım sevgisi.

Ben Trabzonsporluyum.

Aynısı Trabzonspor formalı bir çocuğa yapılsa nasıl öfkeleneceksem bugün Fenerbahçeli minik çocuğumuz için de o kadar öfkeliyim.

Çünkü mesele Fenerbahçe değil, ‘ÇOCUK…’

Bir çocuk, ‘Formamı giyersem bana bir şey yaparlar mı?’ korkusuyla tribüne gitmemeli. Forma giydiği için bu muameleyi görmemeli.

Yaşananların ardından babasının anlattıkları ise bana açıkçası çok dokundu.

“Allah binlerce kez o polisten razı olsun. Ben tek başıma o kalabalığın içinden çıkamazdım. ‘Ben de babayım, bana emanet et, korkma’ dedi. Oğlumu polis kıyafetiyle yanıma getirdi, teslim etti.”

Bir tarafta çocuğun formasına uzanan eller, diğer tarafta onu koruyan bir polis...

O polis yalnızca görevini yapmadı; korkmuş bir çocuğa güven, çaresiz bir babaya umut oldu. Birileri çocuğa futbolun çirkin yüzünü gösterirken, o polis insanlığın hâlâ var olduğunu gösterdi.

Ben bugün o çocuğun üzerindeki sarı-lacivert formayı savunuyorum…

Çünkü bugün onun formasına uzanan el karşısında susarsak, yarın başka bir tribünde başka renkte bir formaya, başka bir çocuğun sevincine uzanan ele söyleyecek sözümüz kalmaz.

Bırakın çocuklar formalarını giysin… Bırakın takımlarının arkasında durabilsin…

Biz büyüklere düşen onların formasını çıkarmak değil, hangi rengi giyerlerse giysinler kendilerini güvende hissedebilecekleri tribünler bırakmaktır.

Futbol dediğiniz şey 90 dakika ama çocuklukta yaşananlar bir ömür boyu iz bırakabiliyor.

Bir formaya tahammül edemeyecek kadar küçülmeyin; bir çocuğun kalbini kırmayacak kadar insan kalın.

Çünkü o gün tribünde kaybeden Fenerbahçe ya da Gençlerbirliği değildi. Kaybeden, futbolun vicdanıydı.

Ve unutmayın…

Bir çocuğun üzerinden forma çıkarabilirsiniz ama hafızasından o korkuyu çıkaramazsınız.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.