Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 25’inci kuruluş yıl dönümü birkaç gün önce geride kaldı. Etkinliklerde gözler Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerindeydi.
Konuşma öncesinde haberlerde ‘tarihi’ ibaresiyle ön bildirimleri yapıldı. Akıllara, Çerçeve Yasa ve Terörsüz Türkiye sürecine dair bir karar açıklayacağı geldi.
Erdoğan konuşmasında, AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıl dönümü etkinliğinde, partinin çeyrek asırlık siyasi yolculuğunu değerlendirerek, Türkiye’nin ekonomi, savunma sanayisi, ulaştırma, sağlık ve eğitim alanlarında kaydettiği gelişmelere ilişkin verileri paylaştı.
Erdoğan, Türkiye’nin geleceğine yönelik hedeflerini açıklarken gelecek 25 yılın yanı sıra 50 yılı da planladıklarını belirterek, “Terörsüz Türkiye” vurgusu yaptı.
Bakanlardan milletvekillerine, il, ilçe, belde başkanlarından belediye başkanlarına, meclis üyelerinden mahalle-köy temsilcilerine, sandık müşahitlerinden üyelere kadar yol ve dava arkadaşlarının tamamına teşekkür eden Erdoğan, kurulduğu ilk günden itibaren bu hareketi samimiyetle bağrına basan kadınlara, AK Parti Kadın Kolları'nın tüm mensuplarına, partiye renk, dinamizm katan gençlere teşekkürlerini iletti.
Kısacası oldukça kapsayıcı bir dil kullandı. Bunun ötesinde direkt olarak söylemek istiyorum. AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan’ın eseridir. Partide görev alan yöneticiler, il ve ilçe başkanları, milletvekilleri, bakanlar hepsi kendi çaplarında bir katkı koymuş olabilirler ancak hepsinin bir makam mevki sahibi olmasının sebebi Erdoğan’ın AK Parti’yi iktidara sürüklemesidir.
Geride kalan 25 yılda Erdoğan kadar ya da Erdoğan’a biraz yaklaşacak kadar bile inisiyatif alan birisi olmadı. Baktığımızda AK Parti’nin 25 yıllık serüveni Erdoğan’ın yalnız yürüyüşünün eseridir.
KAPSAYICILIK VE HİZMET ODAKLI SİYASET
Konuşmasından dikkatimi çeken bazı satır başları şöyle: “AK Parti, bundan 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu. Bu partiyi millet kurdu, sizler kurdunuz, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu. Siyasetin sıkıştığı, ekonominin ağır kriz yaşadığı, Türkiye'nin önünü göremediği bir dönemde 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' şiarıyla yola revan olduk. 'Sorunlar çözümsüz değildir' dedik. 'Çözümler imkansız değildir' dedik. 'Buradan bir çıkış yolu var' dedik. 'Bizim reçetemiz var, bizim çözüm önerilerimiz var, bizim umudumuz, heyecanımız, gayretimiz var' dedik. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurduk ve kurarken de tüm Türkiye'ye 'Karanlığa kapalı, aydınlığa açık' dedik. 'Yeter, söz de, karar da milletindir' dedik."
Sonrasında rakamlarla AK Parti iktidarında yapılanları aktardı. Bana kalırsa Erdoğan’ın konuşması özellikle rakamlara ayırdığı bölüm olmak üzere yeniden gözden geçirilmeli. Yapılan yatırımlar kalem kalem aktarıldı, TOGG savunma sanayi gibi başlıkların altı ayrıntılı şekilde dolduruldu.
ERDOĞAN’IN SERÜVENİ
Her iktidar yıpranır. Dünyada ve Türkiye’de bu böyle… Uzun yıllar süren iktidar döneminde AK Parti de elbette yıprandı. Ancak hala iddiasını devam ettiriyor olması, hala iktidarın en büyük namzedi olması çok başka bir başarı.
AK Parti’nin elde ettiği bu başarı da aslan payı kimse alınmasın ama Recep Tayyip Erdoğan da. Erdoğan’ı övmek için fırsat kollayanlardan ya da eleştirmek için pusuda bekleyenlerden değilim.
Erdoğan’ın elde ettiği başarıları ve yaptığı hataları doğru şekilde analiz edebilmenin peşindeyim.
Erdoğan partisinin yükünü çeken başarısının kaynağı olan ve bu başarı trendini zamana yayabilen birisi.
Bu açıdan Turgut Özal ve Süleyman Demirel’den ayrılıyor.
Ortaya koyduğu icraatlar da artık devamı olarak kabul edebileceğimiz Demokrat Parti’nin üstüne çıkmış durumda. Ülke ateş çemberi ile sarılmışken Türkiye’nin barış içinde yaşaması Erdoğan’ın bize sağlamış olduğu konforlardan birisi.
Pandemi sonrası hammadde ve gıda fiyatlarında ciddi artışlar oldu ancak özellikle gıda fiyatlarında geride kalan 2025 yılında dünyada yüzde yirmiye yakın gerileme oldu. Türkiye de ise bu düşüşün esamesi okunmadı. Ülke derin bir ekonomik krizle hala karşı karşıya.
Erken seçim beklentisi toplumun her kesiminde mevcut. Mutlak Butlan sonrası Özgür Özel ve ekibi YENİ Parti’yi kurdu ve ilk anketlerde CHP’nin klasik bandı olan yüzde 25’in çok üzerinde görünüyorlar.
Yani YENİ Parti, Erdoğanlı AK Parti ile ciddi bir iktidar rekabetine girecek gibi.
Erdoğan’ın konuşmasında bardağın dolu tarafı haklı olarak zikredilmiş ancak bardağın boş tarafı da sarih olarak gözler önünde duruyor.
Altı yedi ay evvel Erdoğan sonrası diye bir konu vardı ve birçok grup Erdoğan sonrası için kendi aralarında parti içinde güç savaşlarına girmişti. Erdoğan şimdilik bu miras kavgasını dindirmiş gibi görünüyor.
Pek kimse yüksek tondan dillendirmese de FETÖ tehlikesi hala mevcut. FETÖ, kaçaklarını 10 yıl boyunca finanse edebilecek güce ülke içinde hala sahip. Öte yandan birçok dini güce ulaşmak için alet eden tarikat FETÖ gibi bir çıkışın peşinde pusuda bekliyor. Bunlardan birisi olan Süleymancılar’a devlet operasyon yaptı darısı diğerlerinin başına. Erdoğan avantajlarıyla ve dezavantajlarıyla kendisi ve Türkiye için çok önemli bir seçime girecek.
Bakalım şimdiden Türk tarihine girmiş olan Erdoğan ülkeyi yönetmeye devam edecek mi yoksa siyasi hayatını yenilgiyle mi tamamlayacak?