Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümünü yaşamak üzereyiz.
Bu sene 87. sene-i devriyesini yaşayacağız.
Umarım Atatürk üzerinden polemikler ve atışmalar yaşanmaz.
Zira bu tip kamplaşmalarda kazanan bu bölünmeden siyasi çıkar sağlayanlar oluyor.
Atatürk’e saygısızlık kabul edilebilecek bir durum değil!
Biraz vicdanı ve aklı olan hiç kimse onu günlük boş siyasi çekişmelerin aparatı olarak kullanmaz.
Bu 10 Kasım’da kendisinin ortaya koyduğu vizyonu, yapmak istediklerini analiz edebildik mi, nerelerde eksikler olduğunu ve bu eksikleri nasıl giderebileceğimizi düşünmek için bir fırsat olarak görebiliriz.
Tarih ekolümüzün şu an ki temel direği olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı ‘Atatürk’ kitabını tavsiye ederim. Kendi imzasıyla olan birisinin kütüphanemde olmasından ve kitabı hakkında karşılıklı müşahedelerde bulunma fırsatım olduğu için kendimi çok şanslı görüyorum.
Ayrıca son kitabı olan ‘Doğu ve Batı’nın Efendisi Fatih Sultan Mehmet’ adlı eserinde Fatih ile Cumhuriyetin kurulması arasında kurduğu bağlantı enfesti, buna da bakmanızı isterim.
Sağduyulu insan olmak her geçen gün zorlaşıyor farkındayım!
10 Kasım gibi günlerde de sağduyulu yaklaşımlarda bulunmak daha da önem kazanıyor.
Bazı meczuplar, kokuşmuş zihniyete sahip geri kalmışlar, abuk subuk sözler sarf edebilirler.
Bunları da ciddiye almadan fikirsel hayattan tecrit etmek gerekir.
Şahsen bu tiplerle sıfır iletişimde olmayı yeğliyorum.
Zira söylediklerinin gerçekleşmesinin imkansızlığını kendileri de biliyorlar ama tek dertleri muhatap alınmak.
Muhatap alındıklarında büyük keyif duyuyorlar onlara bu keyfi yaşatmayın!
Müsaadenizle ‘ışıklar içinde uyusun’ diye sakil bir şekilde anmayacağım.
Nasıl ki 10 Kasım tarihini Atatürk nezdinde milli mücadeleye, demokrasiye ve cumhuriyete saldırı fırsatı olarak gören bir kesim varsa ve bunlardan bıktıksa; bir kesim de var ki, Atatürk’ü tekelinde tutmayı istiyor.
O kesim de Atatürk’ün nasıl anılacağına dahi karışmanın peşinde.
Her iki kesimde neyse ki gittikçe marjinalleşen ve ciddiyetini kaybeden uçlara savrulan bir konumdalar.
Kurucumuz karizmatik liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün asil ruhu şad olsun.
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun!
*****************************************************************
BAHÇELİ’YE TEPKİLER-ERDOĞAN AÇIKLAMASI
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin Türkiye için "hayırlı" olacağına yönelik açıklaması geçen haftanın en çok konuşulan konusu oldu.
Bana göre Bahçeli lokomotifliği yürüttüğü sürecin devamı için herkese karşı durabileceğinin mesajını verdi.
Verdiği mesaja tepkilerde gecikmedi.
Hiç şüphesiz ki gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çevrildi.
Erdoğan konuşmasında: “Devletimizin ilgili bütün kurumlarının olağanüstü gayretleri neticesinde, hamdolsun, Terörsüz Türkiye menziline doğru emin adımlarla yürüyoruz. Tahriklere aldırmadan, süreci kundaklamaya dönük gizli, açık girişimlere prim vermeden çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Devletin başı olarak şahsımızın kararlı ve dirayetli tutumu, Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin cesur ve ufuk açıcı katkıları, partimizin toplumun her kesimini kucaklayan yoğun çalışmaları, devletimizin ilgili bütün kurumlarının olağanüstü gayretleri neticesinde, hamdolsun, Terörsüz Türkiye menziline doğru emin adımlarla yürüyoruz" dedi.
Bahçeli’nin, İmralı Heyeti’ne MHP’li delegasyonun katılmasına yeşil ışık yakmasına ek olarak Demirtaş’la da hapishanede görüşme hamlesini yapabileceğini öngörüyorum.