Gündem elbette yoğun birçok konu var ancak üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen bu konuya değinmek istedim. Zira günlük konulardan hareket ederek kavramlara ve meselelerin özüne gitmeye gayret ediyorum.
Eminim ki yazacağım bu zihniyet kamuya ifşa olmasa da hala devam ediyor. Geçtiğimiz birkaç ay evvel Yedi Tepe Üniversitesi’ndeki mezuniyet sırasında bir öğrencinin kutsal kitabımız Kur-an-ı Kerim’den bir ayet paylaşması üzerine engellenmeye çalışılmasını epeyce konuştuk. Üzerinden bir ay geçmeden bu zihniyet tekrar kendisini gösterdi.
Boğaziçi Üniversitesi mezunu iş insanı Tijen Mergen, okulun 159. Mezuniyet Töreni’nin ardından yaptığı paylaşımla tartışmaların odağına yerleşti. Törene katılan muhafazakâr öğrencileri ve ailelerin giyim kuşamını hedef alan Mergen’in ‘çağdaşlık’ vurgulu sözleri kamuoyunda büyük tepki çekti.
Paylaşımı boyunca farklılıklara saygı ve hoşgörü vurgusu yapmasına rağmen, törene katılan ailelerin dış görünüşüne yönelik tahammülsüz tutumu dikkat çeken Mergen, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar, yıllarca emek verip o gurur gününü yaşamaya gelen binlerce insan... Türkiye'nin önde gelen bilim yuvasında daha çağdaş bir portre görmek isterdim."
Ne diyelim, bir bitmediniz. Gerçi 28 Şubat’ın mimarlarından olan Çevik Bir’in sözleri hala akıllarda: “28 Şubat bin yıl bitmez” Özellikle AK Parti’nin iktidarının zirvesinde olduğu ve ülkeyi bir atılımın içinde olduğu yıllarda AK Partililer darbeler döneminin artık kapandığını ve bin yıl tabirinin geçerli olmadığını biraz gurur çokça da böbürlenmek için ama fakat içi boş şekilde dillendiriyorlardı. Ne yazık ki benim gibi darbeler döneminin son bulmasının pek de mümkün olmadığını her an dikkatli olunması gerektiğini düşünenler haklı çıktı ve 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi ile ülkemiz büyük bir yıkımın eşiğinden kahramanlarımızın akıttığı kanla kurtuldu.
Kısacası bu zihniyet asla ölmez; darbe yanlıları asla tükenmez. Başlıkta ki ‘bir bitmediniz’ sözü devamlı olarak bir temenni mahiyetinde kalır. Çünkü asla bitmezler, bizler demokrasiyi savunup vesait rejimlerine karşı dikkatli olmalıyız. Zira su uyur düşman uyumaz.
SOSYAL MEDYA ÇÖPLÜK MÜ?
Zaman geçtikçe Umberto Eco’nun sosyal medya ile ilgili sözleri haklılık payını arttırıyor. Ünlü İtalyan düşünür ve yazar Umberto Eco, sosyal medya ve dijital iletişim hakkındaki çarpıcı ve eleştirel tespitleriyle tanınır.
Eco, sosyal medyanın bilgi akışını demokratikleştirdiğini kabul etse de, bu platformların bilgi kirliliği ve kaos yarattığını savunur. Eco, Sosyal medyanın yarattığı bilgi kirliliği ve herkesin her konuda konuşma hakkı bulmasını şu ünlü sözüyle özetlemiştir:
“Sosyal medya, eskiden yalnızca bir kadeh şaraptan sonra bir barda konuşup topluma zerre zararı dokunmayan o ahmaklar güruhuna konuşma hakkı verdi. Eskiden bu insanlar susturulurdu. Şimdi ise Nobel ödüllü biriyle eşit haklara sahipler.”
Hiçbir konuda tam ve tutarlı bilgi sahibi olmayan bu güruh her konuda o konunun en bilgili kişinden bile daha çok ahkam kesebiliyor.
Eco’nun bu özetlemesine şu eklemeyi yapmam gerekirse. Bu güruh eskiden sayılarının farkında olmadıkları için kolayca susturulup kitlenin makul fikirlerini etkileyemiyordu. Oysa şimdi sosyal medya da bu güruhun kalabalık olduklarını anladı ve arkaik bir demokrasi anlayışıyla akıllıların kendilerine uyması gerektiğini savunacak kadar cüretkâr hale geldiler.
Askere gidenlerimiz bilir, koca bir bölükte ters adım atan tüm bölüğü bozar. Mecburen tüm doğru adım atanlar onu düzeltemediği için bir kere sekerek o yanlış adım atana uyum sağlar. Ancak keşke mesele adım ayarı kadar basit olsa.
Bu güruhun bizleri yani makul olanları çekmek istediği mantık hatası tüm toplumun ilerleyişi için tehlike haline geldi. Bunlardan ötürü her konu siyasal bir kavga alanına dönebilir. Bu güruh yüzünden futbol takımları ülkenin bölünmesi için aparat haline gelebilir.
Bu güruhla birlikte, din, kadın, para, sağ, sol, milliyetçilik tüm kavramlar bir aparattır. Her şey ünlü olma hissi içindir. Gelinen noktada çiftler mahrem hayatlarını 7/24 canlı gösterir. Kadınlar et pazarındaki gibi kendilerini sergiler. Eşcinsellik ve cinsiyetsizlik merak edilen bir ikon olur. Bizim gibi cahil kalmış ülkelerde sosyal medya kısa sürede çöplük olur bir sonrasında da lağıma döner.