Çeyrek asır sonra katıldığımız Dünya Kupası’na Avusturalya karşısında aldığımız 2-0'lık mağlubiyetle kötü başladık.
Takımımıza oyuncu bazında tek tek baktığımızda kupanın gizli favorilerinden olduğumuz söylenebilirdi.
Kenan Yıldız, Arda Güler, Orkun Kökçü, Hakan Çalhanoğlu, Ferdi Kadıoğlu, Uğurcan Çakır, Can Uzun, say say bitmeyen bir yıldızlar topluluğu...
Ancak, harika bir şekilde uğurladığımız evimizdeki hesap Dünya Kupası'nda tutmadı.
Kuralar çekildiğinde; 'rahat çıkarız, aman lider çıkmayalım da çeyrek finalde İspanya ile eşleşmeyelim' gibi ifadeleri futbol yorumcularından bol bol duyduk.
Konu futbol yorumcularına ve sosyal medyada mısır patlağı gibi çoğalan futbol yorum programlarına gelmişken yaptığı analizlerle ön plana çıkan Serdar Kelleci'ye parantez açmak isterim.
Yaptığı nokta atışı analizlerle ortaya koyduğu senaryoların çoğu sahada gerçekleşiyor.
Maç öncesi yaptığı analizde de Avusturalya maçının nasıl olabileceğini aktarmış ve gruptan üçüncü çıkmanın turnuva ağacında bizi zora sokacağını söylemişti.
Bu yorum ışığında görüyorum ki biz bu grupta üçüncü olursak da iyi!
İSTİKRAR HAYATIN PÜF NOKTASI
Bu tip büyük turnuvalara sürekli katılamıyoruz ancak katıldığımızda da çoğunda ekstra işler yapıyoruz. Sanırım biraz da bunun için umutluyduk.
Birimiz de olsak hepimiz de ya da kurduğumuz organizasyonlarda da olmak üzere bizim en büyük eksiğimiz istikrarlı devam edemememiz.
Konunun futbolla olduğu kadar her şeyle de ilgisi var.
Anlık parlak zaferlere odaklandığımız için gelen başarının tesadüfi olmasını çok da önemsemiyor sistem kurmayı es geçiyoruz.
Sistemsizlik ve kaos ana planımız.
Umarım gelecek iki maçımızda istediğimiz sonuçları alır ve turnuvaya devam ederiz.
Önümüzdeki Paraguay maçına tamam mı devam mı diye çıkıyor olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Zira sonraki ABD maçını alabileceğimizi sanmıyorum.
Doksanlı yıllarda bir planlama ile bu futbol işine giren ABD; eskiden futbol topunu görse karakola gidecek noktadan Avrupa’nın ve Güney Amerika’nın takımlarına kafa tutacak noktaya geldi.
Eğir Paraguay maçından galibiyetle çıkamazsak ev sahibi ABD karşısında galip gelmemiz oldukça zor görünüyor.
HAKSIZ KAZANÇ KABUL EDİLEMEZ!
Gıda fiyatları pandemiden bu yana uçuşta, tüm dünya da gözlemlenen bu durum ülkemizde kanayan bir yaraya dönüşmüş durumda.
Tarım Bakanlığı lobilerle kartellerle mücadele etmeye çalıştı hala da çalışıyor.
Bu mücadelenin fitilini geçmişte Faruk Çelik ateşlemişti, şimdiki Tarım Bakanı da birkaç ay evvel yaptığı kırmızı et, birkaç gün önce de yaptığı beyaz et operasyonuyla devam ettiriyor.
Konuya bu şekilde bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Ülkemiz gibi nispeten sığ derinlikli ekonomilerde kartelleşme ve oligopol piyasa oluşturmak oldukça kolay. Her ne kadar çok işlevsel ve iyi bir rekabet kanunumuz olsa da her zaman uygulanmadığı da ortada.
Yüksek gıda fiyatlarına karşı devletin harekete geçmesi gerektiğini savunan birisi olarak bir operasyon yapıldığında buna karşı tavır takınmayacağım.
90'lı yıllarda kullanılmayan tavuk kanadı bile şu an kırmızı etle yarışıyorsa bu işte bir bityeniği olmalı. Yapılan bir araştırmaya göre öğrenciler okuduğunu anlamada çok güçlük çekiyormuş, gerekli proteini almadan sağlıklı nesilleri yetiştirmemiz de çok zor.
Geçmişte siyah incir üreticilerinin ihracatçı firmalara karşı destansı bir direnişi vardı.
Seslerini duyurdular ve oligopol oluşturan 3-4 Bursa firmasına devletimiz 7'şer milyon Avro ceza kesmişti ve bir daha da böyle bir tezgâhın kurulmasına engel olmuştu.
Zenginlik sermaye birikimi ülkenin gelişmesi için çok önemlidir.
Ancak sermaye birikimi için manipülasyon, lobi kurup sonrasında oligopol oluşturmak halkın cebinden haksız kazanç sağlamak kabul edilemez.
ŞAPLA ŞEKER KARIŞMAMALI
Yapılan operasyonun Bursa'yı ilgilendiren kısmına gelirsek…
Halihazırda BTSO seçimlerinde aday olan Özer Matlı'ya karşı bir itibar suikastı varsa buna herkesin tepki göstermesi gerekli.
Seçimdir yapılır bir isim kazanır diğeri kaybeder hayat devam eder.
Bir ismi yarışa girdi diye başka yollarla alaşağı etmeye çalışmak ahlaka uygun değildir.
Devlet gerekli görmüş, düğmeye basmış, kayyum işlemleri dahil her türlü adımı atmış.
Sonrasında gözaltına alınan Özer Matlı'yı serbest bırakmıştır.
Bu konuyla BTSO seçimini bir tutmak abesle iştigal oluyor.
Hukukun yanlı davrandığı siyasi iktidarın elinde oyuncak olduğunu her fırsatta dillendiren bir kitle mevcut.
Son beyaz et ve öncesindeki kırmızı et operasyonunda da işleme tabi tutulan firmalar ve isimler iktidara oldukça yakın isimlerdi.
Bunu da bir kenara not etmeden geçemeyeceğim.
Bir diğer notum da buna benzer bir operasyonun genel ve yerel zincir marketlere de yapılmasının gündemde olduğuna dair!