Dış politikada uzun soluklu rekabetler bulunsa da ebedi düşmanlıklardan söz etmek pek mümkün değil. Hatta yakın iki ülkenin bazı konularda farklı hareket etmesi de aslında çok doğal. Türkiye ve Azerbaycan bu duruma verilebilen nadir örneklerden birisi.
Zira Türkiye’de bazı kesimler Azerbaycan’ın İsrail konusunda kendi politikasını uygulamasını, dış politika bilmeden duygusal yaklaşarak tepki gösteriyor. Oysaki Tek Millet İki Devlet sözü, hem söylenişi güzel hem de içi dolu bir sözdür. Ve fakat Azerbaycan’ın da her konuya Türkiye gibi yaklaşmasını beklemek doğru değildir.
Hatta İsrail konusunda Azerbaycan’ın farklı tavrı diplomatik olarak oldukça sertleştiğimiz bugünlerde diplomatik bir diyalog yolu kurulması için gereklidir. İsrail’in mezalimi nettir. Kabul etmek gerekir ki dış politik gelişmeler ve hassasiyetlerde 1994’te Bosna’ya BM gücü olarak gitmemizi dönemin başbakanı Tansu Çiller’in kullandığı gibi iç politikaya malzeme olagelmiştir.
Bugün mesela İsrail’e Türk halkının haklı tepkisini bir takım cemaat tabanlı yardım kuruluşları kullanıyor. Umarım içinden ‘Ahbap’ benzeri bir yolsuzluk çıkmaz. Hükümetin tavrına gelirsek de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eski milli görüşçü günlerine selam çakma manasında, ekstra bir sert üslubu sergilemekten kaçınmıyor!
SÖZDE SOYKIRIM İDDİALARI RAFA KALKMALI
Benzer bir durum da Ermenistan konusunda yaşanıyor. Tarihte ilk defa iki Türk devleti ittifak kurarak üçüncü bir güce karşı savaştı ve kazandı. Tarihte ilk diyorum, iddialı ama doğru bir söz. Tarihte geriye gidersek hiçbir zaman iki Türk devletinin ittifak ettiğini ve düşmana karşı mücadele ettiğini görmedik. Aksine Türkler devamlı suretle birbirleriyle savaştı ve yıprattı.
Ankara Savaşı ile Osmanlı, Türk olan Timur’dan ölümcül bir darbe aldı. Safeviler’de bitirici darbeyi Osmanlılardan aldı. Oysaki 15’inci Yüzyıl, tam bir Türk Yüzyılı diyebiliriz.
Batı’da Osmanlı, Orta Doğu’da Safeviler ve Doğu’da Safeviler dönemin en güçlü devletleriydi. Üçünün birbirleriyle savaşmak yerine iş birliği yaptığını düşünmek bile güzel bir hayal. Türk rönesansının devam etmemesi belki de bu üç süper gücün iş birliği yapmamasından kaynaklanıyor.
O günlerden bugünlere gelirsek Ermenistan’a karşı kazanılan zafer etkisini genişleterek sürdürüyor. Zira Ermenistan önceki başbakanı Paşinyan ve şu anki Cumhurbaşkanı Haçaturyan başta normalleşme olmak üzere sınır kapılarının açılması Nahçıvan’da hak iddia etmekten vaz geçmek gibi adımlar atıyor.
Açıkçası başka da çareleri yok zira 200 milyonluk bir Türk nüfusuyla dip dibeyken Amerika Birleşik Devletleri’nde güçlü bir lobileri olsa, Rusya’nın küçük kardeşi bile olsalar varlıklarını sürdürmeleri imkânsız.
Bu süreçte normalleşme sürecine 1915 Sözde Soykırım iddialarının raftan kalkması koşuluyla gidilmesi bizim çıkarımıza olacaktır. Diplomatlarımız Ermenistan’ı bu noktaya getirebilir.