Yoğun politik ve ekonomik gündem hepimizin üzerinden buldozer gibi geçerken, ülkenin ve dünyanın tarihi bir dönemeçte sonsuza uzanan eğrisinin ordinat ve apsisleri değişirken (eskinin tabiriyle dünyanın çivisi çıkmışken) Fatih Erkoç ve Kerem Görsev Trio, bizlere terapi yaptı.
Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu büyük bir terapi salonuydu ve biz faniler her solo performansta, geçmişi ve de geleceği; artık hiç gelmeyecek zamanları ve gelmesini tüm varlığımızla istediğimiz günleri gözlerimizi kapayarak hayal ettik.
JAZZ THE QUARTED
Uluslararası Bursa Festivali kapsamında Jazz Project Fatih Erkoç ve Kerem Görsev Trio, her şarkıda harika sololar sergilerken, sahnedeki uyumları ve yüksek performanslarına bakılırsa isimleri; Fatih Erkoç ve Kerem Görsev Trio yerine Jazz The Quarted olabilirmiş diye düşündüm.
CAZ YAP CAZ DİNLE
Bazı ön kabuller ve ön yargılar hemen hepimiz de vardır.
Bunlar çoğu zaman bizleri abuk sabuk sınırlar içine de hapseder.
Geniş kitle tarafından ön yargıyla karşılanan konulardan birisi de Jazz müzik ve klasik müzik diyebilirim.
Görsev/Erkoç ikilisi Jazz müziğe ön yargıyla yaklaşanların da Jazz ile tanışması için harika bir başlangıç sunuyor.
Argoda; ‘sözü boş yere uzatma, kısa kes’ anlamına gelen ‘caz yapma’ sözünü sonuna kadar taca atan konserde:
‘Keşke sabaha kadar caz yapsalar’ dedirttiler!
Onlar caz yapsınlar, bizler de hep caz dinleyelim.
Hatta ön yargısı olanlara da tavsiyem; bir kez dinlesinler, kendilerini devamlı değişen ritme kaptırsınlar, gerisi zaten gelir…
NE KAVGAMIZ BİTER NE SEVDAMIZ
Dünyaya adımlarımızı 17 yaşında ve aşıkken çok daha derinlemesine atıyorduk. Tüm düşünceler duygular ve davranışlar alabildiğine coşkulu, hiç olamayacağı kadar sahici ve sonraki hayatımızı girift olarak etkiliyordu.
Fatih Erkoç ve Kerem Görsev'i izlerken dünyaya ayağımı tekrar 17 yaşımdaki gibi bastığımı hissettim.
Hemen her şarkıda yapılan sololarda geride kalan hayatımda yaşadığım inişler çıkışlar, zaferlerim ve yenilgilerim notalara sinip aklımdan geçit töreni yaptılar. Kısacası konser esnasında kendimle yaptığım kavgaların en estetiklerinden birisini yaşadım.
Zaten bizim gibi bir coğrafyada yaşayan her ortalama insanın ne kavgası biter ne sevdası!
PEÇETEYE İSTEK OLSA MIYDI?
Konser repertuvarında Jazz Müziğin tabiri caizse en baba parçaları vardı.
Bu açıdan benim beklentilerimi karşıladı diyebilirim.
Sinatra’dan New York New York ve My Way Fatih Erkoç'un yorumuyla şahaneydi.
Seyirci olarak BİS yaptık -Bis yapmak deyimi seyirci, beğenilen bir konserin sonunda tempolu biçimde alkışlayarak sanatçıyı veya sanatçıları bir eser seslendirmesi için yeniden sahneye çağırmak- ve aklımda Ray Charles'ten Hit The Road Jack vardı o şarkı gelmedi ama imkânım olsa peçeteye istek şarkı olarak yazma ya da Ray Charles diye bağırmak gibi alternatif fikirler geldi de konsere beraber gittiğim arkadaşımı utandırmaktan çekindiğim için sustum.
BU JAZZ'DA NEDİR ACEP?
Caz, ilk kez ABD'nin güney eyaletlerinde, 1900'lerin başında gelişmeye başlamış bir Afro-Amerikan müzik türüdür.
19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında New Orleans, Afrikalı-Amerikalı topluluklarda ortaya çıktı.
Caz müziği, mavi notalar, senkop, swing, çoklu ritim, atışma ve doğaçlama tekniklerini kullanır; Afrikalı-Amerikalı ve Batı müziği tekniklerinin harmanlanmasıdır.
Bu müziğin dünya ile tanışması ise 1917 yılında Dixieland Jazz Band'in ilk plaklarının piyasaya çıkmasıyla olmuştur.
1920 ile 1930'larda popülerliğinin artmasıyla başta ABD olmak üzere tüm dünya genelinde Caz Çağı yaşanmıştır.
ŞEVVAL, AŞKI BULDURUYORDU
Bursa Festivali kapsamında gerçekleşen konserlerden birisi de Şevval Sam’ın Pera Filarmoni Orkestrası ile sahne aldığı ‘Aşkı Bulacaksın’ mottolu konseriydi. Repertuvardaki tüm şarkılar aşka dairdi.
Şevval Sam'ın sesi de içimize işledi.
Sam’ın şarkı aralarında seyircileri aşkı bulmaya iten sözleri gayet tehlikeliydi. Öyle ki konser sonrası birçok seyirci yeni güne aşkı bulacağım parolasıyla başlamıştır.
İki bölümden oluşan konserin ilk yarısında daha çok uluslararası parçalar yer alırken ikinci yarısında Karadeniz ve Ege türküleri filarmoni orkestrasıyla biz izleyenlere sunuldu.
Tıpkı caz müziğe karşı olduğu gibi klasik müziğe karşı da bir ön yargı manasız yere sürüp gidiyor.
En sevdiğimiz türküyü bir kez de klasik müzik orkestralarıyla dinlerseniz ne kadar etkileyici olduğunu şaşkınlık ve hayranlıkla görebileceksiniz.
FESTİVALDE FÜZYON DENEMELERİ
62’nci Bursa Uluslararası Festival programı sanırım biraz da bu tip ön yargıları da kırmayı amaçlayarak planlanmış.
Gelecek programda Azize Mustafa Zadeh, İBB Orkestrası, Berlin Oda Orkestrası Erdal Akkaya, gibi konserlerle klasik müzikle Türk sanatçılarının adeta füzyonu yapılmış diyebilirim.
Festival organizasyon ekibi tüm işleri layıkıyla halletmiş.
Saha hakimiyetleri oldukça yüksek ekip de başarılı bir iş çıkartıyor dilebilirim. Zamanı olan herkesin özellikle kendisine en uzak hissettiği konsere gitmesini ve varsa ön yargısını test etmesini öneririm.
Beylik tabirle söylenenin aksine; ön yargılarımızı kırmak atomu parçalamaktan çok daha kolay ve bu festivalle çok daha zevkli…