Deprem konusu ülkemizin aslına bakarsanız en önemli konusu.
Deprem gerçeği ile çeyrek asırlık aralarla karşılaşıyoruz.
İnsan ömrü için bile çok uzun sayılmayacak, jeolojik olarak da anlık denilebilen aralıklarla büyük felaketlerle, büyük acılarla karşılaşıyoruz.
Ne yazık ki son örneği 6 Şubat Depremi’nde yaşadık; 6 ilimiz neredeyse haritadan silindi.
Yaraların sarılması olabildiğince hızlı gerçekleşti; 500 bin konut inşa edildi.
Bursa’da da deprem çok önemli bir konu ve belediyelerin gündemlerinden birisi de kentsel dönüşüm.
Ancak kentsel dönüşüm de ülkemizde ki rantsal algıdan nasibini almış durumda. Kentsel dönüşüme alınan her alanda mevcut bağımsız birim yani hane sayısı artıyor.
Artmak zorunda kalıyor ama aslında olan sadece evlerin yenilenmesi ve o parselde daha fazla konut yığılması. Ama gerekli olan sosyal ve yeşil alanlar ile otoparkların oranı ihtiyacın çok altına iniyor. Şüphesiz ki bunda bir dizi çarpıklık ve yanlışlığın etkisi var. Pahalı parsellere yapılan konutlar küçük yatırımcılar için yatırım enstrümanı haline geldi.
Daire sayıları; 5, 10, 50 gibi sayıları bulan rantiyecilerin kiradan rant elde ettiği sistemlere evrildi.
Sayıları 50 değil 300-500’ü bulan rantiyeciler Türkiye’nin her yerinde ve Bursa’da da oldukça fazla var.
BİBA’NIN EN BÜYÜK ESERİ ALTIPARMAK OLUR
İşin diğer tarafı da belediyelerin kentsel dönüşüm atakları ve habire imzaladıkları protokoller. Hemen bir parantez açarak kentsel dönüşümde en iyi yol alan vaat ettiklerini hayata geçirmede başarılı Yıldırım Belediyesi’ni ve Başkanı Oktay Yılmaz’ı bir kenara ayırmak istiyorum.
Onun hızlı ilerlemesinde önceki başkan dönemindeki çalışmaları hiç bozmadan ilerlemesi de önemli bir etken.
Geçtiğimiz hafta Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden bir haber geldi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi ilçesindeki 82 hektarlık Altıparmak-Çarşamba bölgesinde 2.215 yapının yüzde 85’inin yüksek risk grubunda bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu bölgede kentsel dönüşüm sürecine hız verdik. Süreci, tamamen katılımcı yaklaşımla yürüteceğiz” dedi.
Eğer bu başarıyı sağlarsa bu alana kültür aksı kurulacağını da ekliyor: “Altıparmak ve Darmstadt Caddeleri arasında bölgenin orta noktasından geçen, tamamen yayalaştırılmış güçlü bir kültür aksı oluşturmayı planlıyoruz” diyen Başkan Vekili Biba, bölgeye ilişkin planlanan düzenlemeler hakkında “Bu aks, Merinos’tan başlayıp Hanlar Bölgesi’ne ve Emir Sultan’a kadar uzanan tarihi yaya omurgasının odak noktası olacak. Bölgenin giriş noktalarında (Kent Meydanı yönü, Kültürpark/İpekiş tarafı ve Altıparmak Caddesi üzerinde) yeni meydanlar tasarlanarak alana girişler daha tanımlı ve davetkar hale getirilecek. Altıparmak ve Darmstadt caddelerinde kaldırımlar genişletilerek yaya sirkülasyonunun sürekliliği ve konforu artırılacak.”
Öncelikle böyle bir işe girişmesini göreve geldiğinden bu yana yaptığı en dişe dokunur iş olarak değerlendiriyorum.
Hayata geçirmeye başlaması da görev süresi boyunca yapacağı en büyük, geleceğe şekil veren bir hizmet olur.
STADYUM AŞKI ALTIPARMAK’I HEBA ETTİ
Kendisi Bozbey’in tutuklanmasının ardından göreve geldi. Şüphesiz ki geride kalan eksikliklerden sorumlu değil.
Ortaya koyduğu çalışma ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde yaptığı girişimler dolayısıyla iyi bir noktaya parmak bastı. Altıparmak kentsel dönüşümü bundan yıllar önce de gündeme gelmişti.
2006-2007 yılları arasında.
Dönemin Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şenol Şimşek, Altıparmak alanının o günün maliyetleri ve rakamlarıyla 180 milyon liraya mal olacağını ve hiç zaman kaybetmeden kolların sıvanması gerektiğini vurgulamıştı.
Mimarlar Odası’nın o günkü projesi de bugün Biba’nın açıkladığı kültür aksı, yayalaştırılmış yollar vb. oldukça benzediğini görüyorum.
Ama ondan sonra ne oldu?
Şehrin en vizyoner idarecilerinden birisi olan rahmetli Hikmet Şahin’den sonra seçilen Recep Altepe, 180 milyon lira ile şehre belediyenin hiç işi olmamasına rağmen stadyum yapma saplantısına kapıldı.
Türkiye’de hiç olmadığı şekilde stadyumu devlet değil belediye yaptı; inşaat uzadı, uzadıkça gerek maliyetler gerekse şişirmeler artarak stadyum 580 milyon gibi bir rakama mal edildi. Şimdiki rakamları düşündüğümüzde, Altıparmak projesi devletin yardımı olmadan asla finanse edilemez.
Keşke aradan çeyrek asır geçmeseydi de herkes işgüzarlığı bırakıp kendi işini yapsaydı. O anlamsız kararın neden alındığını eskiler gayet iyi bilecektir. Şehrin en güzel yerinde olan Bursaspor’un evi olan stadyum yerinde büyütülebilirdi ama o alanda rantiyecilerin hedefiydi.
Neyse ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o alanı Millet Bahçesi yaparak talan edilmesine izin vermedi.
ÇALIŞTAY YAPMAK FETİŞ HÂLE GELDİ
Küçük bir parantezi de protokol imzalama, çalıştay düzenleme, kararları ibraz etme, habire karar alma eylemlerine açmak istiyorum.
Geçmiş Bozbey döneminde büyük bir çalıştay furyası vardı.
Bu furya yoğunluğunu kaybetse de hâlâ devam ediyor.
‘Su Çalıştayı’ popülerdi hem büyükşehir belediyesi hem ilçe belediyeleri düzenliyordu. Kestane çalıştayı ve olmazsa olmaz deprem çalıştayı gibi onlarca çalıştayın haberleri geldi ya da bizzat o çalıştaylara katıldık.
Ne mi oldu, açıkçası pek bir şey olmadı.
Geçmişten bugüne hangi sorunla ilgili isterseniz; arşivlerde yüzlerce sonuç raporu vardır.
Her yeni yapılan çalıştay arşivlere yeni doküman eklenmesinden ve o çalıştayın yapılması için bütçe harcanmasından başka da bir işe yaramıyor.
Ha bir de o çalıştayla ilgili devlet ya da belediye bürokratlarını çalışıyormuş gibi gösterme işine yarıyor.
Mesela kestane çalıştayı yapana kadar 100 tane kestane fidanı dikilse çok daha amaca uygun olurdu.
Uzun lafın kısası halk yöneticilerden laf değil icraat bekliyor.
Biba’nın Altıparmak kentsel dönüşümü için Şehircilik Bakanlığı ile çok sıkı bir diyalog içinde olduğunu, eski projeyi baz alarak karar ve hazırlık süreçlerini oldukça kısalttığını görüyorum. Bu protokolün bu açılardan sonuca varmayan kötü örneklerden birisi olmayacağını düşünüyorum!
Göreve gelen her yönetici kendisinin attığı bir imza olmasını ister.
Umarım ki (İnşallah) Biba’nın imza hizmeti de bu olur…