Yerel seçimlerin ardından başarılı bir sonuç elde eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), uzun yıllardır AK Parti'nin yönettiği birçok ilde belediyelerde işbaşı yapmıştı ve seçim haritasını turuncudan kırmızıya çevirmişti.
Her seçim sonucu, siyasi partilere seçmen tarafından verilen bir karne ve mesajdır.
Yerel seçimin sonuçları da AK Parti'ye bir uyarı, CHP'ye bir fırsat veriyordu.
Genelde iktidara gelmenin anahtarı yerelde verilen fırsatı iyi kullanmaktan geçiyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarının yolunu 1994 yılında Refah Partisi'nin aldığı yerel seçim zaferi açmıştı.
Günümüze döndüğümüzde CHP'nin başını çektiği muhalefetin kendisine verilen bu fırsatı iyi kullanamadığını söylemek, taraflı bir yorum değil!
HARİTA TEKRAR TURUNCU
CHP’den istifa eden Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun AK Parti’ye katılmasıyla birlikte, 2024 yerel seçimlerinden sonra parti değiştiren belediye başkanı sayısı 76’ya yükseldi.
Burcu Köksal ve Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu'nun katılımıyla aynı zamanda 2024 yerel seçimlerinden bu yana CHP'den seçilerek AK Parti'ye katılan belediye başkanlarının sayısı 17'ye yükseldi.
AK Parti'ye katılan belediye başkanları arasında birinci sırada ise Yeniden Refah Partisi var.
Yeniden Refah Partisi'nden seçilen toplam 34 belediye başkanı, daha sonra farklı tarihlerde AK Parti'ye geçti.
AK Parti'ye katılanlar arasında İyi Parti'den seçilen 9, bağımsız seçilen de 7 belediye başkanı yer alıyor. Ayrıca DEVA Partisi'nden seçilen 3, Saadet Partisi'nden seçilen 2 ve Demokrat Parti'den seçilen 1 belde belediye başkanı da AK Parti'nin transferleri arasında.
DEM Parti'den seçilen 2 belediye başkanının da AK Parti'ye katılması dikkat çekiyor.
HALKIN VERDİĞİ FIRSATI DEĞERLENDİREBİLMEK
Öte yandan CHP'li belediye başkanlarına yönelik iddialar, tutuklamalar ve görevden almalar devam ediyor.
Konu yargıya yansıdığı için tutuklanan belediye başkanları hakkında yorumda bulunmak doğru değil. Suçlamalara karşı adaletimiz gerekli araştırmayı yaptıktan sonra kararını verecektir. Seçim sonuçlarının şu anki yansımasını değerlendirmeye devam etmeyi olayların manipülasyon dışındaki kısımlarına odaklanmak için anlamlı buluyorum.
Bariz olan şudur ki belediyeler her gün halkla yüz yüze ve iç içe kurumlar ve genel siyasetten uzakta sürmesi gereken, aksamaması gereken görevleri var.
Bu görevlerin rutin bir şekilde asla aksamadan sürmesi gerekiyor.
AK Parti'nin en mahir olduğu alan olan belediyecilikte bir fırsatı halk bahşetmişse bunun gereğini yapabilmek çok kritik bir öneme sahipti.
Bu kritik fırsatı CHP değerlendirebildi mi derseniz bana göre değerlendiremedi.
Ne göreve geldiğinde ve görevde olduğunda Ekrem İmamoğlu bunu yapabildi ne de AK Parti'nin kalelerini kazanan CHP'li belediye başkanları.
Seçmenlerde birçok ilde pişmanlık yorumlarını duyar olduk.
Sağ iktidarların adeta tekeline aldığı hizmet siyaseti CHP'de hiç bir zaman yürürlüğe girmedi.
Hatta birçok aksaklık başka siyasi metaforlarla örtülmeye çalışıldı.
Genel seçimlere ilerlerken CHP kendisine verilen fırsatı değerlendirememiş ve testten başarılı çıkamamış görünüyor.
AK PARTİ'NİN YÜKSELİŞİ SÜRPRİZ DEĞİL
Ekonomiyle başı belada olan AK Parti tekrar anketlerde birinci parti konumunda.
Halkın tercihleri her zaman ana karar mercii.
Ve halk hizmetsizliğin başka metaforlarla örtülmeye çalışılmasından rahatsız.
CHP'li siyasetçiler olmak üzere tüm siyasetçilerin iyi bir performans vermeden sadece parti kimliği ile seçim kazanılacağı fikrine kapılmaması gerekiyor.
Çünkü bizim seçmenimiz dünyanın en pragmatist seçmen guruplarından birisi.
Zira ülkemiz gerek kuruluş sıkıntıları, gerek tarihi geçmişi ve gerekse dünya konjonktürü sebebiyle çok zorlu bir konumda.
Böylesine zorlu bir konumdaki ülkenin vatandaşları her daim sonuç odaklı hareket ediyor. Rijit olan ve artık arkaik olan seçmen kitlesi her partinin olmakla birlikte bunlar seçmenin yüzde 20'sini geçmiyor. Dinamik seçmenin yüzde 80'leri bulduğu bir ortamda kimse çalışmayan yürüyen merdivenin Atatürk resimleriyle kamufle edilmesini kabul etmiyor. (Bu örnek ne yazık ki Bursa'da Uludağ Üniversitesi metro istasyonunda yaşandı. Yoğunlukla hastaların kullandığı uzun yürüyen bant kullanım dışı kaldı ve dönemin BURULAŞ Yönetimi bunu onarmak yerine Atatürk resimleri koyarak durumu kamufle etme çabasına girdi.)