Hava Durumu

Tarih ideolojinin aparatı mı?

Yazının Giriş Tarihi: 19.10.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.10.2026 00:07

Gündemimize kısa süre evvel Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmaları girdi. Sosyal medyada etkili olmanın sihrine kapılan siyasal İslamcı çevreler zaten bir süredir Azerbaycan’ın İsrail’le olan ilişkilerine ve reel politik tutumuna karşı tabisi caizse ‘gıcık’ oldukları için fırsatı ganimet bildiler ve İlham Aliyev’in verdikleri mücadelede konusundaki sözlerinin hedefinin Türkiye olduğu yönünde sosyal medyalarında yayınlar yapmaya başladılar.

Neyse ki ülkemiz akılla ve diplomatik teamüllere göre yönetiliyor da. O kesimin beklediği şekilde abuk subuk davranmıyor. Konuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bekledikleri Azerbaycan’la gerilim oluşturacak sözler gelmedi.

Kabinede en çok güvendiği isim olduğunu söylersek abartmış olmayacağımız kişi olan ve konunun ilk muhataplarından olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan arasında, "İki devlet, tek millet" prensibinin kendisini bütün alanlarda gösterdiğini ifade ederek, "Liderlerimiz arasında sarsılmaz bir dostluk ve kardeşlik bağı vardır. Bu bağ çok zor zamanlarda, savaş ve kriz zamanlarında test edilmiş bir bağdır. Bugün iki ülkenin ortaya koyduğu stratejik dayanışma, uluslararası camia tarafından da yakın takip edilmekte. Biz kadim bir milletiz. Kendi sorunlarımızı da bu kadim geçmişe yakışır bir şekilde, bize yaraşan bir şekilde oturup medeni bir şekilde konuşuruz" dedi.

Bu kesimin kendi ideolojileri gereği zaten 1’inci Dünya Savaşı esnasında Araplar isyan etmedi ve bizlere de acayip bayılıyorlar. İdeolojiye sahip olmak iyidir de bir yalanın peşine kapılıp gitmek, tarihi gerçekleri yalanla kamufle edip sanal gerçeklik kurmak başka bir garabet. Azerbaycan’la tek millet iki devlet kavramını paylaşıyoruz ancak dış ve iç politikada moda mod aynı politikaları izleyeceğimiz anlamına gelmiyor.

DARBE SENARYOSU

Başka politikalar izlemeleri de bize ihanet ettikleri anlamına hiç gelmiyor. Fidan’ın bu açıklamasının ardından Azeri medyasında önemli bir haber gündeme geldi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetimine yakın Qafqazinfo, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Bakü’de Gençliğe Yardım Fonu’nda yaptığı görüşme üzerinden Türkiye’yi ‘darbe ve kaos girişimleri’ ile suçladı.

Haberde MİT, TİKA, İHH ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı da hedef alındı. Daha sonra kaldırılan haberdeki iddiaları Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği “bütünüyle asılsız iftiralar” olarak nitelendirdi.

“Hakan Fidan’ın GYF’deki görüşmesinin perde arkası” başlıklı haberde, Fidan’ın gençlere talimat verdiği öne sürülürken Türkiye bağlantılı kuruluşlar hakkında da ağır suçlamalar yöneltildi.

Haberi gördüğümde aklıma 1995 yılında baba Aliyev’e düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi geldi. O dönem Türkiye-Azerbaycan ilişkileri oldukça gerilmişti. Bu iddialara karşılık Bakü Büyükelçiliğimiz hızlı bir açıklama yaparak iddiaları ‘asılsız’ olarak ilan etti.

HAYAT BÖYLE AKMIYOR

Dış politikanın bazı yazılı olmayan kuralları vardır. Hiçbir ülke ebedi dost ya da ebedi düşman olarak sınıflandırılamaz. Ancak tarihi kökler bazı ülkeleri özel kılar. Şüphesiz ki Azerbaycan bu ülkelerin başında gelir.

Kardeşlerimizle olan ilişkilerimizin her iki tarafın da çıkarlarına ters düşecek şekilde ve fakat sistematik şekilde istikrarsızlaştırılmaya çalışıldığını gözlemliyorum.

Bizim içimizde ki bazı kesimler İslami hassasiyet görüntüsüyle bu değirmene su taşımaya pek teşne. Anlıyoruz ki Azerbaycan’da da böyle bir kesim var. Yaklaşık bir asır boyunca Rus komünist rejim altında milli ve dini bilinçlerine saldırı altında yaşayan Türki Cumhuriyetlerin olaylara farklı bakmasından daha doğal bir şey bulunmaz.

Bizim de Araplar ve İsrail konusunda Azerbaycan’dan daha farklı bir konumda olmamız gayet doğal. Ancak yalnızlığımızın tescillendiği bir dönemde, farklı bir konuda ilişkilerimizi germek anlamsız ve hatalı. İsrail’le ilişkileri sadece Azerbaycan mı sürdürüyor.

İsrail’in katil bir yapıda olduğunu kabul ediyoruz. Ancak bu karşıtlığın iç politik malzeme yapılmaya çalışıldığının da farkındayız. İsrail’le yatıp İsrail’le kalkanlara önerim öncelikle ucuz kola şovlarının ötesine geçip, hiçbir İsrail lisanslı ürün kullanmamaları.

Mesela tutkuyla bağlı oldukları elmalı telefonları ve boylarından büyük arazi araçları. Hac farizasını yapmak için binilen uçaktan, alan lisanlarına kadar her şey İsrail’in kontrolünde bu da bir dip not.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.