Hava Durumu

Ünlücüklerin toplumdan kopuşu

Yazının Giriş Tarihi: 10.09.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.09.2026 00:06

Ünlü oyuncu Serhat Kılıç genç denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin! Birisi vefat ettiğinde ilk ve doğal olarak ağzımızdan çıkan bu temenni sanat sepet tayfa ünlücüklerimizin ağzından çıkmıyor. (Sanatçı diyemeyeceğim zira ünlü olmakla sanatçı olmak çok başka mevhumlar) Cenazeler özellikle de ünlü cenazeleri bir şov alanına dönmüştü son cenaze de ‘laikçiler’ için laik atak geçirme fırsatı oldu. Bunlar da bu fırsatı kaçırmadı. Ancak toplumumuzun kahir ekseriyetinden aldıkları tepkileri gördükçe mutlu oldum. Neyse ki marjinalleştiler.

SAÇMALARDAN SEÇMELER

İsim isim yazarsak gereksiz yer işgal etmiş olacağız. Tüm kariyeri şiddete meyilli bir alkoliği oynamak olan ve kahraman polis teşkilatımızın imajını zedeleyen Şevket Çoruh’un abuk sözlerini hatırlatmadan geçemeyeceğim: “Serhat sol şeritten kaynak yaptın” ışıklar içinde uyu saçmalığının yanında bu da seçme bir saçma söz olmuş. Allah rahmet eylesin dememek için o kadar saçmaladılar ki akıllara zarar. Diğer ıkınma sözleri ve kişileri zikretmeye gerek yok!

ÜNLÜ YABANCILAŞMASI ALT TEMELLERİ

Gelelim meselenin özüne… O da geçmişi Jön Türkler’e kadar dayanın Türk (sözde) aydınının toplumdan kopuşu meselesine! ,

Öncelikle kavramları ifade etmek gerekirse. Ünlülerin Türk toplumundan kopuşu, son yıllarda sosyolojik, kültürel ve ekonomik etkenlerle giderek daha fazla tartışılan bir olgudur. Bu kopuş, sanatçıların ve popüler figürlerin halkın günlük gerçekliklerinden, ekonomik mücadelelerinden ve kültürel değerlerinden uzaklaşarak izole bir yaşam tarzı ve farklı bir değer seti benimsemesini ifade ediyor. Bu kopuşun temel nedenleri ve ortaya çıkış biçimleri şu şekildedir:

Ekonomik uçurum ve yaşam tarzı farklılığı..

Halkın büyük bir kesimi geçim sıkıntısı ve enflasyon gibi ekonomik gerçeklerle mücadele ederken, ünlülerin lüks tüketimleri, yurt dışı seyahatleri ve steril yaşam alanları (korunaklı siteler, özel yatlar vb.) göze çarpmaktadır.

Sosyal medya aracılığıyla bu ‘parıltılı’ hayatların sürekli paylaşılması, halk ile ünlüler arasındaki empati bağını zayıflatmaktadır. Sosyal medya ve yankı odaları. Geleneksel dönemde ünlüler halkın içinden çıkıp yine halkın beğenisiyle var olurken, günümüzde dijital platformlar sayesinde kendi mikro topluluklarını oluşturmuşlardır. Sosyal medyadaki takipçi sayıları ve dijital gelirler, ünlüleri sokaktaki insanın onayına muhtaç olmaktan çıkarmış ve onları sadece kendi çevrelerini dinledikleri bir yankı odasına hapsetmiştir.

Toplumu derinden sarsan ekonomik, hukuki veya insani krizlerde birçok ünlünün sessiz kalması ya da sadece ‘giriş seviyesinde’ sosyal medya paylaşımlarıyla durumu geçiştirmesi, halkta bir samimiyetsizlik duygusu yaratmaktadır. Gerçek acılara ve sorunlara yabancılaşan bu tavır, bağların kopmasındaki en büyük etkenlerden biridir. Batı merkezli bir yaşam tarzını ve tüketim kalıplarını tamamen içselleştiren bazı popüler figürler, yerel kültürün kodlarına, hassasiyetlerine ve geleneklerine mesafeli yaklaşabilmektedir. Bu durum, toplumun muhafazakâr veya geleneksel damarında ‘bize ait değiller’ algısını pekiştirmektedir.

ÜLKE KURMAK YERİNE ÜLKE YIKTILAR

Türk ve Japon kültürleri ve süreçleri bir birbirlerine aslında oldukça benzer yapıdadır. Modernleşme süreçlerine başlamaları da aynı zamanlarda olmuştur. Ancak aynı sürede başlayan süreçlerin sonuçlarını görüyoruz. Japonya teknoloji ve ekonomide dünyada liderlik ederken bizler kısır siyasetin bataklığa çevirdiği bir ülke olarak debeleniyoruz. Ünlü tarihçi Prof. Dr. Safa Emrah Gürkan’ın son programında da tafsilatlı şekilde anlattığı yayınını izlemenizi öneririm. Gürkan saptamalarından birisinde Osmanlı’nın yurt dışına gönderdiği öğrencilerle Japonya’nın gönderdiği öğrenciler arasındaki mantalite farklılığını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Onların öğrencileri teknolojik bir sıçramayı hazırlarken bizimkiler zevk ve sefahate düşüp dönüşte de ülkeyi yıkmışlardır. Bugün de bu jakoben ve ülkeden kopuk. Batı karşısında aşağılık kompleksleri ruhlarına işlemiş sözde aydın ve ünlücüklerimiz hemen her fırsatta bu komplekslerini kusmaya devam ediyor. Kimsenin inancına müdahale etmek haddim değil. Belki bu kişiler inanmıyorlardır. Ancak toplumun içerisinde bazı kalıplar vardır ve uymak gerekir. Allah rahmet eylesin sözü de dini manasının haricinde sosyolojik bir içeriğe de sahiptir. Bu kompleksli ve kendine göre duruş halini umarım kendilerine gelen hacı, imam, muhafazakâr roller geldiğinde de paraya tamah etmeden korurlar. Açıkçası böylesine tiplerin bir imamı, bir tarihi şahsiyeti, polis, asker gibi başkaca kutsiyetleri olan meslekleri oynamasını istemem. Son olayda toplumun büyük bir kesiminden yerinde bir tepki almaları işin en güzel tarafıydı. Vefatı ile böyle bir tartışma ve sonucunda toplumsa konsensüs oluşmasına sebep olan Serhat Kılıç’a tekrar Allah rahmet eylesin diyorum.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.