Hava Durumu

Yiyin birbirinizi!

Yazının Giriş Tarihi: 13.11.2025 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.11.2025 00:06

Haftaya kısa bir bakış…

Yemek sipariş platformlarının yüzde 40'a varan komisyon oranları restoran sahiplerini isyan ettirmiş.

Gelen habere göre;

İşletmeler kendi dijital sipariş sistemlerini kuracakmış!

Aç gözlülükte zirve yapan işletmecilere kendileriyle aynı bakış açısında olan platformlar yakışırdı zaten.

Ne denir: Yiyin birbirinizi!

Verilen haberde güya tüketicilerin de ağzına bir parça bal çalınıyor.

Komisyon oranları düşerse fiyatlar da yüzde 10 düşebilirmiş.

Yeme-içme sektöründeki fahiş fiyatların olduğu herkesin malumu.

Bunun altında işletmecilerin aşırı kâr hırsları ve tüketicilerin bilinçsiz tercihleri yatıyor.

İlk kısmına gelirsek…

Tıpkı herkes gibi işletmeciler de az çalışarak çok çok çok kazanmanın derdinde. Son zamanlarda eminim sizlerin de sosyal medya akışlarınıza daha sık düşüyordur.

İşletmeler ürettikleri yiyeceklerin maliyetlerini abartılı şekilde ifade edip, kendilerince savunma yapıyor.

Artık ortalama, vasat yerlerde bile bir tost 300-500 TL bandında.

Vahşi kapitalizm düzenine cahilce maruz kalınca düşük olan ticari ahlakımız da hepten gitti…

İşin diğer bir boyutu da işletme kurma maliyetlerinin faizinin tüketicinin sırtına bindirilmesi. Örnek vermek gerekirse işletmeci 10 milyon liralık bir yatırım yaptığında on milyonun aylık faizinin hesaplıyor ve bunu da maliyet olarak işin içine katıyor.

Yani rantiyeci kafası işliyor ve tüketiciye yediği üzerinden tefecilik yapıyor! Sosyal medya da iki üç videosu çıkan işletmeci kendisini çok ünlü ve kaliteli statüsüne taşıyarak lüks hayatı ihtiyaç haline getiriyor. Önceden yıldız armalı araba isteyen işletmecinin amacı havuzlu villa ve logosu şaha kalkmış at olan araba olunca tosta 500 basit hamburgere bin lira, kalitesiz ete 7 bin lira fiyat talep eder oluyor.

Çünkü çalışmadan zengin olacağımız bizlerin ruhlarına işlendi!

PAHALILIKTA ZİRVE BİZİM

Bu arada dünya çapında hamburger ismiyle anılan Big Mac endeksine göre, son yıllarda artan enflasyon ve azalan alım gücü, dışarıda yemek yeme maliyetlerini rekor seviyelere çıkardı.

Türkiye, Big Mac Endeksi’ne göre yemek fiyatlarının en fazla arttığı ülkeler arasında yer aldı ve dünyada en pahalı ikinci ülke oldu.

Listenin ilk sırasında ise İsviçre yer aldı.

Verilere göre, son dört yılda Türkiye’deki fiyatlar dokuz kat arttı.

Dünyanın en pahalı Big Mac’i 6,5 dolar ile İsviçre’de tüketilirken, Türkiye’de bu fiyat 6,12 dolar olarak hesaplandı.

Avrupa ülkelerinde ise ortalama Big Mac fiyatı 5 dolar, Avustralya’da 5 dolar, Norveç’te 6 dolar, Hindistan ve Tayvan’da 2-2,5 dolar seviyelerinde bulunuyor. Yüksek maliyetler ve daralan kâr marjlarına rağmen yeme içme sektörüne olan ilgi azalmıyor.

Her yıl 5 ila 6 bin yeni restoran, kafe ve lokanta açılıyor.

Son yıllarda açılan işletme sayısı rekor seviyelere ulaştı.

Fiyatlardaki artışa rağmen restoranlardaki hizmet ve kalite seviyesinin düştüğüne dair araştırmalar dikkat çekiyor.

Son iki yılda dışarıda yemek sonrası gıda zehirlenmesi vakalarının yüzde 42 arttığı da belirtiliyor!

Hastanelere başvuran kişi sayısındaki artış bu iddiaları destekliyor.

***

Son dönemde restoran menülerinde et, tavuk ve balık ürünleri arasındaki fiyat farklarının azaldığı görülüyor.

Örneğin, ünlü bir restoran zincirinde bir bonfilenin fiyatı 750 lira iken, tavuk şnitzel 670 liradan satılıyor.

Aradaki fark yalnızca 80 lira.

Bu endeks sayesinde yeme içme fiyatları analiz edilerek, Türkiye’deki fiyat artışları gözler önüne seriliyor.

Ayrıca, en pahalı ülkeler listesinde Türkiye’nin yeri sorgulandı ve bu durumun ekonomi üzerindeki etkileri incelendi.

Sonuç olarak, Türkiye yeme içme fiyatlarının geleceği üzerinde durulurken, yapılan fiyat karşılaştırmaları, tüketicilere önemli bilgiler sunuyor.

Bu gelişmeler, alışveriş alışkanlıklarını da etkiliyor.

Yeme içme ücretlerindeki enteresan artışların altında, enflasyon oranlarının yükselmesi, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, tarım ve gıda üretiminde yaşanan sıkıntılar, uluslararası tedarik zincirlerindeki aksamalar, yerel üretim maliyetlerinin artışı, tüketim alışkanlıklarının değişmesi faktörleri yatıyor. Buradaki yerel üretim maliyetlerinin artışı kısmı işletmecilerin aşırı kâr hırsı diye de çevrilebilir!

HARCARSAN VARSIN, YOKSA ÇÖPSÜN!

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi konusu da yazının başında anlattığım bilinçsiz tüketici tercihleri.

Tüketiciler de tıpkı işletmeciler gibi vahşi kapitalizme cahilliklerinin verdiği dezavantajla girdi.

Artık birey olarak var olmanın kıstasları, iyi olmak, düşünceli olmak, sanatla edebiyatla ilgilenmek gibi ‘sıkıcı’ özelliklerden sıyrılarak harcama yapmaya indirgendi.

Güne kahve içmeden başlayamayanlar, evine afili kahve alıp dünyanın bilmem neresinden gelen, çekirdeklerin geçmişini ailesinin geçmişinden iyi bilenler, yeme içme yerlerini arşınlayıp bunu sosyal medyasında paylaşıp üç beş arkadaşına hava atanlar, evde yemek yapmayan ev hanımları ve yıllar önce başlayan serpme kahvaltı ziyankârlığı.

İnsanlar, insani vasıflarıyla var olamadıkları için şuursuzca harcama yaparak var olabilmekteler.

Bu kitleyi gören işletmeciler de kalitede olmasa da fiyatlarda bizi zirveye taşıyorlar.

Konunun hükümet politikaları dışındaki bölümü de böyle!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.