Hava Durumu

Başkan Yılmaz, sanatseverlere dokundu

Yazının Giriş Tarihi: 20.10.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.10.2026 00:07

“Vicdan, insanın kendisinden kaçamadığı mahkemedir….” (Necip Fazıl Kısakürek)

İnsanın ölüm karşısındaki çaresizliği, içsel hesaplaşması, varoluş sancısı, hayal kırıklıkları, tanrı sorgulaması…

Kısakürek’in ‘Bir Adam Yaratmak’ adlı muhteşem eseri, tiyatrodan sonra beyazperdeye taşındı.

Yıldırım Belediyesi de, 2026-2027 Kültür Sanat Sezonunu ‘Hoşça Bak Zatına’ Teması çerçevesinde ‘Bir Adam Yaratmak’ filmi başlattı. Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki başarılı organizasyonda film gösteriminin ardından, yönetmen Murat Çeri, oyuncular Deniz Barut, Caner Topçu ve Hakan Meriçliler ile söyleşi yapıldı.

Başkanı Oktay Yılmaz’ın ev sahipliğindeki açılışa, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Kevser Öztürk, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, MHP İl Başkan Yardımcısı Mustafa Dinçer, Necip Fazıl Kısakürek’in torunları Şeyma Kısakürek Sönmezocak ile Emrah Kısakürek katıldı.

Barış Manço Kültür Merkezi’nde, Kısakürek’in ailesinin desteği ile hazırlanan Necip Fazıl Kısakürek Sergisi de ilgiyle takip edildi. Yazarın kişisel eşyaları, notları, mektupları ve kitaplarından oluşan sergi, ziyaretçilere Kısakürek’in yaşamını ve edebî dünyasını yakından tanıma fırsatı sundu.

Gösterim öncesinde kısa bir konuşma yapan Yönetmen Murat Çerçi, etkinliğin değerine vurgu yaparak, Başkan Oktay Yılmaz’a kültür- sanata verdikleri desteklerinden dolayı teşekkürlerini iletti.

Çerçi, “Ortaya koyduğumuz eserlerin bizden daha uzun süre yaşayacağını ve gelecek nesillere ulaşacağını biliyoruz” diyerek, sanatçıların eserlerinin ölümsüzlüğüne dikkat çekti.

Başkan Yılmaz ise, “Medeniyetin merkezine, insanı anlamaya dair bir yolculuğa çıkıyoruz” diyerek, bu kapsamda birçok etkinliği hayata geçireceklerini aktardı.

Başkan konuşmasında insan-sanat arasındaki bağlamın önemine işaret ederek, “Bu yılki etkinliklerimizde biraz daha derine, insanın kendisine bakacağız. Çünkü biliyoruz ki medeniyetin merkezinde insan var. Büyük şairimiz Şeyh Galip asırlar öncesinden hepimize şöyle sesleniyor: Hoşça bak zatına, kim zibde-i âlemsin sen, Mevlûm-i dîde-i ehvân olan Âdemsin sen. Yani diyor ki kendine güzelce bak. Kendini tanı, kıymetini bil ve o kıymete yakışan bir hayal yaşa diyor bize. Çünkü insan yalnızca bedenden ibaret değil. İnsanın bir aklı, bir vicdanı ve bir gönlü vardır. İşte kültür ve sanat da insanın bu yönlerini besler. Sanat aslında insanın kendine tuttuğu bir aynadır” ifadelerini kullandı.

Başkan Yılmaz, “Yalnızca binalardan ibaret bir şehir inşa etmiyoruz” sözünü yineleyerek, kültür-sanatın bir toplumun can damarı olduğunun önemine işaret etti: “Binalar şehrin bedeni ise şehrin ruhunu da insanlar oluşturur. Bir şehri güzelleştirmek, yollar, parklar, binalar yapmakla olmuyor sadece. O şehirde yaşayan insanların hayatına dokunmanız gerekir.”

Uludağ Tiyatro Okulu kuracaklarının da müjdesini veren Başkan, “Bu yıl Yıldırım'dan yeni sanatçılar çıksın, yeni yazarlar, yeni yönetmenler yetişsin istiyoruz” açıklamasıyla, ilçede sanatın gelişimine katkı sunmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.

XXXXX

Gelelim filme…

1938 yılında ustanın elinden çıkan eser, sayısız tiyatro uyarlamasının ardından şimdi de beyazperdede ölümsüzleşti.

Hikayenin kahramanı yazar Hüsrev’in iç dünyasına derinlikli bir şekilde giren eser, izleyen herkesin aynadaki yansımasını görmesini sağlıyor.

Yazdığı eserde, kendi hayatından kesitleri yansıtan Hüsrev, aradığı hakikatle yüzleşiyor.

Öncelikle belirtmeliyim ki, oldukça zor bir uyarlama olduğunu, Hüsrev’e hayat veren Engin Altan Düzyatan’ın performansından anlıyoruz.

2,5 saat gibi oldukça uzun bir süre boyunca izleyiciyi ekrana bağlayabilmek başlı başına zorken, bu süre boyunca rolünün hakkını vermek ve karakteri başarıyla yansıtmak ve bunları yaparken izleyiciyi sarsabilmek de ayrı bir başarı.

Oyuncunun belki de en iyi performansıydı diyebilirim…

Kendi yazdığı ‘Ölüm Korkusu’ piyesinin kahramanı ile aynı sonu yaşamaktan korkar Hüsrev…

Kahraman eserde bir kaza kurşunu ile annesini öldürür ve akabinde akli dengesini yitirir. En sonunda da babası gibi kendini, evlerinin önündeki incir ağacına asar. Ne tesadüftür ki, Hüsrev de babasını aynı şekilde kaybetmiştir.

Ünlü yazarımız bir gün, kazayla, kızı gibi gördüğü halasının kızı Selma’nın ölümüne neden olur. Hüsrev artık eskisi gibi değildir. Yarattığı eseri ile kendi hayatındaki gerçeklikler arasında şaşkınlıkla sıkışıp kalan yazar, buhrana düşer. En yakın dostlarının acı yüzleriyle karşılaşır. Her şeyi sorgular; düşünür, düşünür, düşünür…

Aklını kaybettiği iddiası ile en yakın arkadaşı ve onun çevresi tarafından akıl hastanesine kapatılmaya çalışılır.

Xxxxx

Hüsrev’in hikâyesi ile izleyen de kendi hayatına daha yakından bakmak zorunda kalıyor. Zorunda kalıyor diyorum, çünkü, -sanat- tam da bunu yapıyor; gücünü buradan alıyor.

Zira kolay değildir, insanın kendi içine dönmesi; kendi gerçekleriyle yüzleşmesi…

‘Bir Adam Yaratmak’ cesaret edemediklerimizle karşı karşıya bırakıyor bizi…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.