Bir önceki yazımda Fikret Reyhan’ın önemli filmlerinden Sarı Sıcak’ı işlemiştim. Yönetmenin diğer dikkat çekici filmlerinden olan Çatlak, geleneksel bir aile üzerinden Türkiye’nin panoramasını oluşturuyor. Borç sorunu ve kalabalık bir ailenin bir günü…
Muhafazakar bir ailenin oğlu olan Fatih, İngiltere'de göçmen işçi olarak çalışıp Türkiye’ye döner. Ailesine yardım etmek için arkadaşından aldığı borcun, ailede ne gibi ‘çatlak’lara yol açtığını işleyen film, maddi çıkarların işin içine girdiğinde nasıl dağılmalara yol açtığını da çok gerçekçi bir yerden ele alıyor.
Aslında temelde bulunan gizli çatışmalar, bu borcun ‘ailecek ödenmesi’ konusu gündeme geldiğinde su yüzüne çıkıyor.
Filmin başından itibaren ufak ufak sezdiğimiz bu çıkarsal ilişkiler ailecek yenen yemek sekansında büyük bir kriz haline geliyor.
Mülkiyet ilişkilerinin temel alındığı hikayede, “iyi günde herkes herkesin yanında, peki ya kötü günde? sorusunu izleyicinin aklına düşürüyor.

Ailede bir birlik hakim olsa da sevginin yüzeysel, güvenin ise sönük kaldığını görüyoruz. Aile bireylerinin bir kısmının yaşadığı bina, kentsel dönüşüm inşaatlarıyla çevrelenmiştir. Metropoldeki siyasi dönüşümün ekonomiye ve dolayısıyla aile yapısına etkisini de alttan alttan hissettiriyor bize yönetmen. Küçük aile yapısından bir Türkiye fotoğrafı çekmeyi amaçlayan Reyhan, prototip Türk ile kodlarını da hikayeye çok başarılı bir şekilde yerleştirmiş.
Sınıf farklılığını da gözlemleyebiliyoruz ailede. Esnaf olan da, doktor olan da, yurt dışında yaşamış olan da… Aradaki bu farklılıklar elbette aile bireyleri arasında çekişmeye de yol açıyor.
Erkek çocuklar arasındaki çekişmelerin nasıl güç yarışına evrildiğini, gelinler arasındaki gerilimlerin ise nasıl handikaplara yol açtığını çok tanıdık, gerçekçi bir yerden gösteren hikâyenin Türk sineması adına çok önemli bir yerde durduğunu düşünüyorum.
Maddiyat işin içine girdiğinde, aile içinde biriken husumetlerin gün yüzüne çıkabildiğini, en güvenli görülen o yapının (!) bile çatlayabildiğini işleyen Reyhan, basit gibi görünen diyaloglardan çok önemli mesajlar vermeyi başarabiliyor.
Kadınları karar aşamalarında değil de, yaşlı kadının bakımını yapan, yemek ve çay yapan, sofrayı hazırlayan alanlarda görüyoruz. Fakat bu kadınlar, öte yandan bu güvensiz ortamda ‘kendini garanti almak için’ ‘gizli gizli altın yapan’ bir konumda da gösteriliyor. Ki Türkiye’nin geleneksel aile yapısına da oldukça uygun bir temsil.
Dışardan gelen tehkilere karşı dirençsizlik, para-ahlak ikişkileri, güven sorunu… ‘Mutlu aile tabloları’nın görünmeyen yüzü… Sürekli yeniden üretilen ‘kutsal aile’ söylemi… Çatlak büyük Türkiye’nin küçük temsili!