"Vatan dediğin nedir ki" diyenler olur bazen… Bir toprak parçası sananlar çıkar. Sadece üzerinde yaşanır, ekip biçilir, alınır, satılır zannedilir… Oysa vatan, sadece üstünde yaşadığın toprak parçası değildir. Bir şehit torunu olarak söylemekten gurur duyuyorum ki, o toprağın altında yatanlardır vatan... Bir bayrak düşünün. Bir direğe çekilmiş bez parçası sananlara inat…
Göğsümüzü kabartan, gözümüzü dolduran… Rüzgârda dalgalandıkça geçmişi fısıldayan bir bayrak düşünün. Her dalgasında bir isim, her kıvrımında, her gölgesinde bir gurur hikâyesi saklıdır onun. Kolay dikilmedi o bayrak… İplik iplik, can can örüldü.
Biz bu topraklarda “bir” olduk, “iri” olduk, “diri” olduk. Aynı sofraya oturduk, aynı türküyü söyledik, aynı acıya ağladık. Düğünlerimizde halay, cenazelerimizde omuz omuza durduk. Ulusal birlik dedikleri şey, kitaplarda yazan kuru bir kavram değil. Komşunun tenceresi kaynadı mı senin de içinin rahat etmesidir. Askere giden evladın için, tanımadığın bir annenin gözyaşıyla dua etmektir.
Bilir misin, bir ülke en çok ne zaman yıkılır? Toprağı işgal edildiğinde değil… Önce insanlar birbirine sırt çevirdiğinde. Bayrağa bakıp bir şey hissetmediğinde. “Bana ne” dediğinde yıkılır. İşte o zaman çatlar duvarlar, sessiz sessiz çöker temeller.
Vatan sevgisi bağırmakla olmaz. Ama susmakla da olmaz. Gerektiğinde konuşacaksın, gerektiğinde elini taşın altına koyacaksın.
Bayrak yere düşerse eğilip alacaksın. Birlik zedelenirse, “Beni ilgilendirmez” demeyeceksin. Çünkü bu memleket hepimizin.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye. Farklı fikirlerimiz olabilir, farklı seslerimiz, farklı yollarımız olabilir. Ama bayrak tektir. Vatan tektir. Bölünmez. Unutma…
“Bayrak” düşerse, gölge de kaybolur. “Birlik” giderse, yarın da gider. O yüzden sahip çıkalım... Sessizce ama kararlılıkla. Bu topraklara, bu bayrağa, bu birliğe sahip çıkalım. Çünkü biz, ayakta kalmayı bilen bir milletiz.
Bayrağımıza yapılan saygısızlığı, hakareti, hainliği unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız...