Hava Durumu

Neden bu tahammülsüzlük?

Yazının Giriş Tarihi: 02.02.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.02.2026 00:05

Mutlaka farkındasınız… Trafikteki anlamsız kavgalar aldı başını gidiyor. En son havada uçan tekmelerin atıldığı gerçekten çok düşündürücü görüntüleri bile gördük. Biz hangi ara bu hale geldik? İnsanlar neden burnundan solur oldular? Paylaşılamayan ne? Hayat herkes için zor değil mi? Tamam, geçim derdi, herkesi gerdi! Ama bu sorun ülkenin büyük çoğunluğu için ortak bir sıkıntı değil mi?

Sormak lazım neden bu tahammülsüzlük? Yoksa topyekûn bir çıldırmışlık haline doğru mu yol alıyoruz? Bu duruma gelinmesinde gerilimli siyasetin payı var mı? Ülkemizi yönetme sorumluluğu bulunanlar bu konuda neler düşünüyor, doğrusu çok merak ediyorum.

Cezaların artırılması tek başına yeterli mi? Aslında mesele sadece trafik değil. Trafik, yaşadığımız hayatın küçük bir özeti gibi. Evde biriken stres, işteki baskı, geçim derdi, gelecek kaygısı… Hepsi direksiyon başına geçince bir anda dışarı taşıyor. Korna sesiyle öfke patlıyor, küçük bir yol verme meselesi “namus davası”na dönüşüyor. Kimse kimseyi dinlemiyor, herkes haklı, herkes sinirli. Eskiden “kusura bakma” demek vardı. Şimdi bakıyorsunuz, özür dilemek zayıflık sanılıyor.

Sakin olmak “ezilmek” gibi algılanıyor. Oysa asıl güç, kendini tutabilmekte. Ama bize yıllardır ne öğretildi? Bağır, çağır, bastır, güçlü görün. Bu dil sadece sokakta değil, ekranlarda da hâkim.

Siyasette kullanılan sert üslup, kutuplaştırıcı söylem, “biz ve onlar” ayrımı toplumun her hücresine sızıyor. İnsanlar birbirini rakip, hatta düşman gibi görmeye başlıyor. Bir de adalet duygusu meselesi var. “Zaten kimse ceza almıyor” düşüncesi yaygınlaştıkça, insanlar kendi adaletini kendi sağlamaya kalkıyor. Trafikte bir haksızlık hissi oluştu mu, olay büyüyor. Çünkü mesele o anki yol verme değil; birikmişlik patlıyor. “Ben hep sabrettim, bu sefer yeter” diyor insan. Ama sonuç? Bir anlık öfke, yıllarca sürecek pişmanlık. Kırılan hayatlar, sönen umutlar, geri gelmeyen canlar… Cezalar artırılsın mı? Elbette caydırıcılık önemlidir. Ama tek başına yetmez. Çünkü sorun sadece kural ihlali değil, ruh hali.

Eğitimden başlayarak, trafikte nezaket kültürünü yeniden inşa etmeden, adalet duygusunu güçlendirmeden, öfke dilini yumuşatmadan bu tablo değişmez. İnsanlara sadece “ceza var” demek değil, “birbirimize muhtacız” demek gerekiyor.

Unutmayalım: O trafikte kavga ettiğimiz kişi, bizim gibi sabah erken kalkmış, eve ekmek götürme derdinde olan biri. Belki onun da kafası dolu, belki onun da canı yanıyor. Ama bu ortak zorluklar bizi düşman yapmamalı, aksine birbirimize yaklaştırmalı.

Bir an durup nefes almak lazım. Direksiyon başında değil, hayatta da frene basmayı öğrenmek lazım. Bir yol vermekle kaybetmeyiz, bir özürle küçülmeyiz, bir susmakla yenilmeyiz. Aklı selime her zamankinden fazla ihtiyacımız var.Çünkü bu ülke, öfkeyle değil; sağduyuyla, vicdanla, birbirini anlayan insanların omuz omuza vermesiyle ayağa kalkar.

Bugün trafikte başlatacağımız tahammül, yarın hayata yayılır. Yeter ki birbirimizi ezerek değil, anlayarak yol almayı seçelim.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.