Hava Durumu

Yıkılan balkon mu, hoşgörümüz mü?

Yazının Giriş Tarihi: 18.07.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.07.2026 00:05

Bursa-Gemlik Kumla’da yaklaşık 50 yıllık bir sitede yaşanan bir yıkım, yalnızca 20 santimetrelik bir balkon çıkıntısının değil, toplumsal vicdanımızın da tartışılmasına neden olmalı aslında…

Mahkemesi devam eden ve henüz hukuki sürecin tamamlanmadığı bir şikayet dosyasının, dramatik bir sonla noktalanması pek çok konumun sorgulanmasını gerektiriyor.

Ev sahipleri Zeliha Kurtul ve Nur Tuğlacılar’ın, önceden kendilerine herhangi bir ihtar ya da bildirim yapılmadan kepçeyle yıkıma başlandığını söylemeleri ise çok düşündürücü…

Ev sahipleri, “Yıkım yapılacaksa yapılsın; sadece usta çağıralım, pimapenleri sökelim ki zarar görmesin” talebinde bulunuyor. Ancak bu talebin dikkate alınmadığını ve kepçeyle yapılan müdahale sırasında pencerelerin de zarar gördüğünü söylüyorlar.

Burada tartışılması gereken yalnızca 20 santimetrelik bir çıkıntı değil, onu belirtmek lazım.

Asıl sorgulamamız gereken, kamu gücünü kullanırken, insan unsurunun neden bu kadar geri plana itildiği!

Hukukun uygulanması tabi ki devletin görevi. Ancak hukuk, vicdanları koruyarak uygulandığında gerçek anlamına kavuşur.

Devletin gücü, vatandaşına karşı sert davranmasından değil; adaletli, ölçülü ve anlayışlı davranabilmesinden gelir.

Gerçekten ne oldu bize?

Ne zaman birbirimizi dinlemekten vazgeçtik?

Ne zaman “Bir dakika, malımız zarar görmesin” diyen bir insanın talebi, birkaç saatlik bir ertelemeden daha değersiz hale geldi?

Kurallar ile merhametin birbirine düşman olmadığını neden unuttuk?

Toplumları ayakta tutan yalnızca kanunlar mıdır? Saygı, nezaket, empati, hoşgörü ve vicdan da en az kanunlar kadar önemli değil mi?

Bugün bir kepçenin önünde çaresiz kalan vatandaşın yaşadığı üzüntü, yarın hepimizin karşılaşabileceği bir tablo olabilir. Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında değil; kamu görevlisinin vatandaşla kurduğu dilde, tavırda ve davranışta da kendini gösterir.

Biz, komşusunun acısını paylaşan, yaşlıya hürmet eden, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını asırlar boyunca yaşatmış bir milletiz.

Bu mirası kaybetmeye başladığımızda geriye sadece işte böyle dramatik yıkımlar kalır.

Oysa medeniyetin, her zaman insanı merkeze koyabilmesi gerekmez mi?

Gemlik Kumla’da yıkılan belki yalnızca 20 santimetrelik bir balkon çıkıntısıdır. Ama asıl endişe verici olan, her geçen gün biraz daha eksilen tahammülümüz, nezaketimiz ve birbirimizi anlayabilme irademiz!

Unutmayalım ki, bir toplum, binalarını değil; değerlerini kaybettiğinde yıkılmaya başlar.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.