Bir ülkenin geleceğini yalnızca yetiştirdiği bilim insanları, mühendisler ve yöneticiler belirlemez. Gençlerin kimleri örnek aldığı, hangi davranışları değerli bulduğu ve başarıyı neyle ölçtüğü de o ülkenin yarınını şekillendirir. Bugün toplumun önüne çoğunlukla şöhreti, serveti veya görünürlüğü yüksek kişiler çıkarılıyor. Oysa genç kuşakların, kendisinden sonra gelecek insanlar için çalışan örnek şahsiyetleri tanımaya da ihtiyacı var.
Mustafa Kemal Kurdaş, bu isimlerden biridir.
Kurdaş, 1961–1969 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesinde rektörlük yaptı. Onu farklı kılan, üniversiteyi yalnızca dersliklerden, laboratuvarlardan ve idari binalardan oluşan bir kurum olarak görmemesiydi. Öğrencilerin eğitim alacağı, akademisyenlerin bilim üreteceği ve insanların doğayla birlikte yaşayacağı gerçek bir üniversite kültürü oluşturmayı hedefliyordu.
Bugün ODTÜ kampüsü denildiğinde akla gelen geniş ormanlık alan, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Ankara’nın kurak bozkırında başlatılan ağaçlandırma çalışması, ciddi bir iradenin ve uzun vadeli düşüncenin sonucuydu. Toprağın elverişsizliği, su yetersizliği ve sınırlı imkânlar bu hedefin önündeki önemli engellerdi. Fakat Kurdaş, karşısındaki çıplak araziye bakarken yalnızca o günün şartlarını görmedi. Yıllar sonra orada yükselecek ağaçları, oluşacak yaşam alanını ve gelecek kuşakların kullanacağı kampüsü hayal etti.
Öğrenciler, çalışanlar ve yöneticiler ağaçlandırma sürecine katıldı. “Ağaç dikmeyene diploma yok!” sözü zaman içinde bu anlayışın sembolü hâline geldi. Buradaki temel düşünce, öğrencinin mezun olduğu kuruma yalnızca akademik başarıyla değil, emeğiyle de katkıda bulunmasıydı. Dikilen her fidan, üniversiteye duyulan aidiyetin ve geleceğe karşı üstlenilen sorumluluğun ifadesiydi.
Kemal Kurdaş’ın değeri yalnızca milyonlarca ağacın dikilmesine öncülük etmesinden kaynaklanmıyor. Onun asıl başarısı, bir makamın geçici; kurulan kültürün ve bırakılan eserin ise kalıcı olduğunu göstermesidir. Görev süresinin sonunda görülebilecek sonuçların peşinden gitmek yerine, kendisinin gölgesinde oturamayacağı ağaçları diktirdi. Bu tavır, gerçek yöneticiliğin en açık örneklerinden biridir.
Kurdaş aynı zamanda iktisatçı, Maliye Bakanı, devlet adamı ve kültürel mirasın korunmasına önem veren bir aydındı. Keban Barajı nedeniyle sular altında kalma tehlikesi bulunan tarihî eserlerin kurtarılması amacıyla yürütülen çalışmalara verdiği destek, onun yalnızca geleceğe değil, geçmişin emanetlerine karşı da sorumluluk taşıdığını gösterir. Ekonomiden eğitime, çevreden arkeolojiye uzanan çalışmaları, çok yönlü bir hizmet anlayışının ürünüdür.
Ne var ki Kemal Kurdaş bugün ülke genelinde yeterince tanınmıyor. Onun hatırası büyük ölçüde ODTÜ bünyesinde yaşatılıyor. Oysa temsil ettiği değerler yalnızca bir üniversiteye ait değildir. Üniversite öğrencilerinin, kamu yöneticilerinin, akademisyenlerin ve gençlerin bu anlayışla tanışması, ülkemizin geleceği bakımından önem taşımaktadır.
Bu noktada İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi anlamlı bir çalışmaya öncülük edebilir. Kurdaş’ın ağaçlandırma yaklaşımı; ormancılık bilimi, kampüs planlaması, çevre yönetimi ve toplumsal katılım açısından incelenebilir. Fakültede düzenlenecek bir panel, fotoğraf ve belge sergisi, öğrenci proje yarışması veya oluşturulacak bir hatıra korusu, bu mirasın ODTÜ dışına taşınmasını sağlayabilir.
Çalışmanın zamanla diğer orman fakültelerine ve üniversitelere yayılması mümkündür. Her üniversite kendi iklimine ve çevresel şartlarına uygun bir proje geliştirerek öğrencilerini sürece katabilir. Böylece Kemal Kurdaş’ın adı yalnızca törenlerde anılmaz; onun başlattığı anlayış yeni çalışmalarla yaşamaya devam eder.
Bir insanın adını salona, caddeye veya koruya vermek değerlidir. Fakat onu yaşatmanın en anlamlı yolu, temsil ettiği değerleri davranışa dönüştürmektir.
Üniversitelerimiz gençlere yalnızca meslek kazandıran kurumlar değil, aynı zamanda sorumluluk bilinci veren yaşam alanları olmalıdır.
Belki de artık gençlere en çok görünenleri değil, en kalıcı izleri bırakanları anlatmalıyız.
Çünkü bir toplumun geleceğini, alkışladığı şöhretlerden çok, örnek aldığı şahsiyetler belirler.