Hava Durumu

Sessiz fayda – Dördüncü not: Gönüllülük iyi niyetle başlar

Yazının Giriş Tarihi: 20.01.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.01.2026 00:08

Afet anlarında en hızlı ortaya çıkan reflekslerden biri gönüllülüktür.

İnsanlar evlerinden çıkar, arabalarına malzeme doldurur, tanımadıkları yerlere doğru yola koyulur. Kimse çağırmamıştır ama herkes gitmek ister. Çünkü vicdan bazen resmi çağrılardan daha hızlı çalışır. Bu tabloyu küçümsemek mümkün değil. Aksine, bu toplumun en güçlü yanlarından biridir. Ama tam da bu yüzden, gönüllülüğü romantize etmeden konuşmak gerekir.

Çünkü her güçlü duygu gibi, yönlendirilmediğinde fayda kadar risk de üretir. Sessiz Fayda’nın bu notu, gönüllülüğü eleştirmek için değil; onu gerçekten faydaya dönüştürmenin yollarını düşünmek için yazıldı.

GÖNÜLLÜLÜK NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ?

Gönüllülük, insanın en saf yerinden doğar. “Bir şey yapmalıyım” duygusundan. Karşılık beklemeden, görünürlük hesaplamadan, çoğu zaman neyle karşılaşacağını bilmeden… Bu yönüyle gönüllülük, toplumsal dayanışmanın en çıplak halidir.

Ama aynı zamanda şunu da kabul etmek gerekir: Gönüllülük çoğu zaman plansızdır. Çünkü duyguyla hareket eder. Çünkü hız ister. Çünkü beklemeyi sevmez. İşte tam da bu noktada gönüllülük ile afet yönetimi arasında bir gerilim oluşur.

İYİ NİYET YETMEDİĞİNDE…

Afet bölgelerinde sıkça karşılaşılan manzaralardan biri şudur: Yan yana yığılmış yardım malzemeleri, birbiriyle çakışan ekipler, aynı işi yapmaya çalışan ama birbirinden habersiz insanlar… Kimse kötü niyetli değildir.

Ama ortaya çıkan tablo karmaşıktır. İyi niyet; eğer doğru yere, doğru zamanda, doğru biçimde yönlendirilmezse beklenen etkiyi üretmez.

Sessiz Fayda burada zor ama gerekli bir soruyu sorar: İyi niyet, neden bazen faydaya dönüşmez? Cevap çoğu zaman gönüllülerde değil, onları karşılayacak ve yönlendirecek koordinasyon eksikliğindedir.

KOORDİNASYON HAYATİ BİR İŞ

Koordinasyon çoğu zaman sahnede değildir. Alkış almaz. Kamera sevmez. Ama olmazsa olmazdır. Kim nerede, ne yapacak, ne zaman devreye girecek, ne zaman geri çekilecek…

Bu soruların cevabı net değilse, en iyi niyetli çaba bile boşa düşebilir. Afet yönetiminde koordinasyon; emir vermek değil, aklı dağıtmadan toplamak demektir. Gönüllüleri susturmak değil, onlara doğru alan açmak demektir.

Gönüllü her şeyi yapmak zorunda değildir. Toplum olarak gönüllülüğü bazen fazla yüklüyoruz. Sanki gönüllü olan kişi her işi yapabilirmiş gibi davranıyoruz. Oysa gönüllülük, sınırsızlık değildir.

Her gönüllü her alanda etkili olamaz. Bir gönüllü: enkaz alanında çalışamaz ama lojistikte çok güçlü olabilir. Bir başkası sahaya inemez ama veri toplamada, iletişimde, organizasyonda büyük katkı sunabilir.

Sessiz Fayda, gönüllülüğü bir “her işe koşan” figürü olarak değil, doğru yerde konumlanan bir unsur olarak ele alır. Bu da ancak rol tanımlarıyla mümkündür.

GÖNÜLLÜLÜK NEDEN RİSKLİDİR?

Bu cümle kulağa sert gelebilir ama gerçekçi olmak gerekir: Plansız gönüllülük, bazı durumlarda profesyonel müdahaleyi zorlaştırır. Yanlış yerde toplanan kalabalıklar, bilgi kirliliği, sahadaki ekiplerin hareket alanını daraltan iyi niyetli yoğunluk… Bunların hiçbiri isteyerek yapılmaz. Ama sonuçları gerçektir.

Sessiz Fayda bu noktada gönüllülüğü suçlamaz. Ama şunu söyler: Gönüllülük, sistemin açığını kapatmak zorunda bırakılmamalıdır. Eğer bir ülkede afet anında her şey gönüllülerin fedakârlığına kalıyorsa, orada sistem zaten baştan sorunludur.

GÖNÜLLÜLÜĞÜN EĞİTİMİ OLMALI

Gönüllülük sadece bir refleks değil, aynı zamanda bir kültür ise; bu kültürün eğitimi de olmalıdır. Afet öncesinde: kimlerin gönüllü olabileceği, hangi alanlarda ihtiyaç duyulacağı, gönüllülerin nasıl yönlendirileceği konuşulmalıdır.

Afet anında değil, afet olmadan önce. Sessiz Fayda, gönüllülüğün kriz anına sıkıştırılmasına itiraz eder. Gönüllülük, süreklilik ister. Hafıza ister. Deneyim ister. Her afette sıfırdan başlayan bir gönüllülük anlayışı, her afette aynı hataları tekrarlar.

GÜVEN MESAFESİ

Bir diğer önemli mesele de şudur: Kurumlar ile gönüllüler arasındaki güven mesafesi. Bazen kurumlar gönüllülere mesafeli durur. Bazen gönüllüler kurumları yavaş ve hantal bulur.

Bu karşılıklı güvensizlik, afet anında daha da belirginleşir. Oysa bu iki alan birbirinin alternatifi değildir. Tam tersine tamamlayıcısıdır. Sessiz Fayda, bu iki alanın çatışmasını değil, uyumunu düşünmeye davet eder. Kurumların gönüllüyü kontrol edilecek bir risk değil, yönlendirilecek bir güç olarak görmesi gerekir. Gönüllülerin de kurumları engel değil, koordinasyon noktası olarak kabul etmesi…

Bu Yazı Ne Söylemek İstiyor?

Bu yazı gönüllülüğü küçümsemiyor. Aksine, ciddiye alıyor. Ama şunu da net biçimde söylüyor: İyi niyet, sistemin yerine geçemez. Ama doğru sistemle birleşirse, toplumsal faydanın en güçlü araçlarından biri olur. Sessiz Fayda’nın bu notu bir eleştiri değil; bir düşünme çağrısıdır. Bir sonraki afette yine koşacağız. Yine yardım etmek isteyeceğiz. Bu çok insani.

Ama belki bu kez şu soruyu da sormalıyız: Ben nerede, nasıl ve kiminle birlikte daha faydalı olurum? Bu soru sorulmaya başlandığında, gönüllülük gürültüden çıkıp gerçek faydaya yaklaşır. Sessiz Fayda, tam olarak bunu hatırlatmak ister.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.