Bir kütüphaneye yapılan yatırımın sesi çoğu zaman fazla duyulmaz. Açılış törenleri sona erer, bağış haberleri kısa sürede gündemden düşer, alınan kitaplar raflara yerleştirilir. Ancak o kaynaklardan yararlanan öğrencilerin, araştırmacıların ve akademisyenlerin üreteceği değer yıllar boyunca yaşamaya devam eder.
Bu nedenle kütüphanelere sağlanan her katkı, sonucu hemen görülmeyen fakat etkisi kuşaklara yayılan sessiz bir yatırımdır.
Üniversitelerde bu yatırımın yalnızca merkez kütüphaneler üzerinden değerlendirilmesi önemli bir eksikliktir. Merkezde bulunan birimler daha görünür oldukları, yönetime daha yakın konumlandıkları ve kullanıcı sayıları yüksek göründüğü için bütçeden daha büyük pay alabilmektedir.
Böylece mekânları yenilenmekte, teknolojik donanımları güçlenmekte ve koleksiyonları sürekli geliştirilmektedir. Buna karşılık fakülte, yüksekokul veya farklı yerleşkelerde hizmet veren kütüphaneler aynı kurumsal yapıya bağlı olmalarına rağmen sınırlı imkânlarla varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır.
Oysa öğrencinin bilgiye erişim hakkı, eğitim gördüğü fakültenin merkeze uzaklığına göre değişmemelidir. Her öğrenci merkez kütüphaneye düzenli olarak ulaşamayabilir. Ders programı, ulaşım süresi ve fiziksel koşullar nedeniyle çoğu öğrenci kendi fakültesindeki kütüphaneyi kullanır. Üstelik bu kütüphaneler, fakültenin uzmanlık alanına ilişkin kitapları, tezleri, süreli yayınları ve geçmişten kalan belgeleri barındırır.
Dolayısıyla fakülte kütüphanesi, merkezin küçük bir şubesi değil; eğitimin, bilimsel araştırmanın ve kurumsal belleğin doğrudan parçasıdır.
Sağlıklı bir fakülte kütüphanesi için yalnızca çok sayıda kitaba sahip olmak yeterli değildir. Alanında yetkin personel, düzenli bütçe, güncel koleksiyon, doğru kataloglama ve sınıflama sistemi, güvenilir internet erişimi, veri tabanları ve çalışan bir otomasyon altyapısı birlikte bulunmalıdır.
Öğrenci aradığı kaynağı çevrim içi katalogda görebilmeli, rafta kolaylıkla bulabilmeli ve gerektiğinde uzman desteği alabilmelidir. Kitabın kütüphanede bulunması kadar, kullanıcıyla buluşabilmesi de önemlidir.
Fiziksel ortam da hizmet kalitesinin temel unsurlarındandır. Aydınlatma, havalandırma, sıcaklık, nem, sessizlik, ergonomik mobilyalar, güvenli raflar ve yeterli çalışma alanları ihmal edilmemelidir.
Eski binalarda elektrik tesisatı, yangın riski, su sızıntısı, küf, zararlılar ve yıpranmış yapı malzemeleri düzenli olarak denetlenmelidir. Engelli bireylerin kütüphaneye girebilmesi, raflara ulaşabilmesi ve dijital kaynaklardan yararlanabilmesi ise bir ayrıcalık değil, temel hizmet anlayışının gereğidir.
Bir diğer ihtiyaç, bütün bağlı kütüphaneler için yerleşik ve ölçülebilir bir asgari standardın oluşturulmasıdır. Bu standart; personelden donanıma, koleksiyon güvenliğinden çalışma ortamına kadar temel koşulları güvence altına almalıdır.
Kaynak dağıtımında yalnızca mevcut kullanıcı sayısına bakılmamalıdır. Öğrenci ve akademisyen sayısı, binanın durumu, koleksiyonun niteliği, bilim alanının özellikleri, merkeze uzaklık ve geçmiş yıllarda karşılanmamış ihtiyaçlar birlikte değerlendirilmelidir.
Burada eşitlik ile adalet arasındaki fark da görülmelidir. Her kütüphaneye aynı miktarda kaynak ayırmak her zaman adil sonuç doğurmaz. Uzun süredir ihmal edilmiş, fiziksel sorunları bulunan veya özel koleksiyon barındıran bir birimin daha fazla desteğe ihtiyacı olabilir. Amaç herkese aynı payı vermek değil, bütün öğrencilerin kabul edilebilir bir hizmet düzeyine ulaşmasını sağlamaktır.
Merkez kütüphanenin güçlenmesi elbette kurumsal açıdan değerlidir. Fakat bu gelişme, bağlı birimlerin zayıflaması pahasına gerçekleşiyorsa ortaya çıkan tablo başarı olarak sunulmamalıdır. Aynı üniversiteye ait kütüphaneler birbirinin rakibi değil, ortak bilgi sisteminin tamamlayıcı parçalarıdır. Birinin gelişmesi diğerinin unutulmasını gerektirmez.
Kütüphaneler yalnızca açık tutulmaya değil, gelişerek yaşatılmaya ihtiyaç duyar. Çünkü buralara yapılan yatırım raflara, duvarlara veya mobilyalara değil; bilgi arayan insana, bilimsel üretime ve toplumun geleceğine yöneliktir. Kütüphaneye yapılan yatırımın sesi az çıkabilir; fakat yankısı, yetişen her öğrenciyle kuşaklar boyunca sürer.