YeniDönem Gazetesi’nde yayımlanan bir haberde, çalıştığı şirketin patronuna e-posta gönderen bir yöneticinin yaşadığı yıpranmayı ve karşılaştığı olumsuzlukları dile getirmesinin Yargıtay tarafından istifa olarak değerlendirildiği aktarılıyordu.
Habere göre çalışan; son bir yıldır bilinçli biçimde olumsuz davranışlara maruz kaldığını, priminin rızası alınmadan düşürüldüğünü, manen yıprandığını ve yorulduğunu belirtmişti. İşveren ise bu ifadeleri istifa kabul ederek iş sözleşmesini tazminatsız sona erdirmişti.
Elbette bir yargı kararını yalnızca haber metninde yer verilen bilgiler üzerinden bütünüyle değerlendirmek doğru değildir. E-postanın tamamını, işverenin cevabını, tanık anlatımlarını ve dosyadaki diğer delilleri bilmek gerekir. Ancak ortaya çıkan sonuç, çalışma hayatı açısından son derece düşündürücüdür.
Bir çalışanın “Yoruldum, yıprandım, baskı görüyorum” demesi her zaman işten ayrılmak istediği anlamına gelmez. Bu sözler çoğu zaman bir istifa iradesinden ziyade yardım çağrısıdır. Kişi yaşadığı sorunu çözebilecek makama ulaştırmak, çalışma ortamındaki yanlışlığı görünür kılmak ve görevini daha sağlıklı koşullarda sürdürmek isteyebilir.
Özellikle doğrudan patrona bağlı çalışan bir yöneticinin, karşılaştığı problemi başka kişiler arasında dolaştırmadan şirket sahibine bildirmesi demokratik, profesyonel ve medeni bir davranıştır. Yüz yüze görüşme imkânı bulamadığında e-posta göndermesi de kurumsal iletişimin doğal yollarından biridir.
Çalışanın sitemini istifa sayan bir yaklaşım yaygınlaşırsa insanlar yaşadıkları sorunları yazılı olarak bildirmekten çekinebilir. Mobbing, ücret kaybı, görev değişikliği veya sistematik baskı karşısında susmayı tercih edebilirler.
Böyle bir sessizlik yalnızca çalışanı korumasız bırakmaz; işvereni de kurumunda yaşanan gerçeklerden habersiz kılar.
İstifa, çalışma ilişkisini sona erdirme iradesini açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koymalıdır. Eleştiri, yorgunluk, sitem ve çözüm talebi kendi başına ayrılık beyanı kabul edilmemelidir.
Hukuk, insanların kelimelerinde gizli bir istifa aramak yerine gerçek iradelerini korumalıdır. Çünkü çalışanın sesini duyuramadığı yerde sorunlar çözülmez; yalnızca sessizliğin arkasına saklanır.