Hava Durumu

Siyasetin sosyal maliyeti

Yazının Giriş Tarihi: 19.03.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 00:05

Dijital dünyadaki kopuklukları altyapı ve eğitimle çözmek mümkün olabilir; ancak Türkiye’nin toplumsal dokusunda açılan "siyasi yaraları" sarmak çok daha zor görünüyor. Siyasetin sadece bir yönetim biçimi değil, bir "yaşam biçimi" haline geldiği ülkemizde, Mart 2026 verileri toplumsal kutuplaşmanın evlerin içine kadar sızdığını ortaya koyuyor.

HER 3 KİŞİDEN 1’İ KAVGALI

Siyaset, artık akşam yemeği masalarının veya arkadaş gruplarının en büyük "risk faktörü". Araştırmalara göre, her 3 kişiden 1’i (%33) son bir yıl içinde siyasi görüşleri nedeniyle çevresindekilerle tartışma yaşadığını söylüyor. Bu gerginlik sadece sözlü atışmalarla da sınırlı kalmıyor; her 4 kişiden 1’i (%23) siyasi fikir ayrılıkları yüzünden yakınlarıyla daha az görüşmeye başladığını, %14’ü ise ilişkisini tamamen kopardığını belirtiyor.

Toplumun %28’i ise bu yıpratıcı süreçten korunmak için "bir daha siyaset konuşmamaya" karar vererek kendi kabuğuna çekiliyor. Özellikle 45–64 yaş aralığında tartışma oranının %40’a dayanması, bu yaş grubunun siyasi ateşi en yüksek kesim olduğunu kanıtlarken, gençlerde bu oranın %27’ye inmesi, yeni neslin siyaseti bir "iletişim engeli" olarak görüp ondan kaçındığını gösteriyor.

EN BÜYÜK DARBE

Siyasetin en çok hangi ilişkileri zedelediği sorulduğunda, yanıt oldukça sarsıcı: Arkadaşlıklar. Siyasi gerilim yaşayanların %61’i bu durumu arkadaşlarıyla deneyimliyor. Erkeklerde bu oran %66’ya kadar çıkarken, kadınlarda %54 seviyesinde.

Aile içinde ise daha temkinli bir tablo hakim olsa da, toplumsal cinsiyet rolleri burada da kendini gösteriyor. Kardeşlerle sorun yaşayanlar %15, eşiyle gerilenler %11 iken; kadınların babalarıyla siyaset yüzünden gerilim yaşama oranı (%13), erkeklerin babalarıyla yaşadığı orandan (%7) neredeyse iki kat daha fazla. Bu veri, genç kadınların aile içindeki geleneksel siyasi otoriteyle daha fazla çatıştığına işaret ediyor.

KİMİNLE KAHVE İÇECEĞİZ?

Ezcümle Türkiye’de siyaset, en çok "seçtiğimiz" ilişkileri zorluyor. İnsanlar kan bağı olan "mecburi" ilişkilerinde frene basarken, gönül bağıyla kurdukları arkadaşlıklarını siyasi filtrelerden geçirmeye başlıyor. Bu durum, mahallelerin sadece mekânsal değil, zihinsel olarak da birbirinden koptuğu bir Türkiye portresi çiziyor.

Dijital uçurumları fiber kablolarla aşabiliriz, ancak siyasetin aramıza ördüğü bu görünmez duvarları aşmak için çok daha derin bir toplumsal onarıma ihtiyacımız olduğu aşikâr.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.