Hava Durumu

Yılın raporları masada

Yazının Giriş Tarihi: 23.01.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.01.2026 00:05

Yeni yılın ilk ayları geride kalırken masama düşen raporların sayısı da epey arttı. Yapay zekâ, ekonomi, verimlilik, iş gücü… Hepsinin ortak bir sorusu var: “Bu iş nereye gidiyor?”

Ben de yılın başında yayımlanan uluslararası raporları üst üste koyup şöyle bir baktım. Ortaya çıkan tablo, sosyal medyada dolaşan “robotlar geliyor, ışıkları kapatın” senaryolarından biraz farklı.

İŞLER EL DEĞİŞTİRMEDİ, HIZLANDI

Raporların neredeyse tamamı şunu söylüyor: Yapay zekâ işlerin merkezinde ama tek başına sahnede değil. Daha çok yan masadaki hızlı çalışan ekip arkadaşı gibi. Görevlerin önemli bir bölümünde işi hızlandırıyor, yükü hafifletiyor; fakat “ben yapayım sen kenara çekil” diyen bir noktaya henüz gelmiş değil.

Bursa’daki ofisleri düşünün. Muhasebede, pazarlamada, yazılımda… Kimse kimseyi kapının önüne koymuyor ama herkes “şunu bir AI’ye soralım” demeye başlamış durumda. İşler el değiştirmedi; tempo arttı.

DİPLOMA + YAPAY ZEKÂ

Yılın başında yayımlanan raporlarda dikkatimi çeken önemli bir nokta şu: Yapay zekâ, özellikle belli bir eğitim düzeyinin üzerindeki işlerde çarpan etkisi yaratıyor. Yani mesele yalnızca teknoloji değil; onu kullanan insanın altyapısı.

Basit işler daha hızlı bitiyor, karmaşık işler daha iyi planlanıyor. Ama düğmeye basıp arkaya yaslanma dönemi henüz gelmedi. Bursa sanayisinin kalbi olan KOBİ’lerde bu çok net: Yapay zekâ tabloyu hazırlıyor, kararı hâlâ insan veriyor.

UZUN İŞLERDE SABIR, KISA İŞLERDE RİSK

Raporlar aynı zamanda şunu da gösteriyor: Yapay zekâ artık daha uzun ve karmaşık görevleri deneyebiliyor ama hâlâ gözetim istiyor. Saatler süren işleri toparlayabiliyor; fakat sonunda “bir gözden geçir” demek şart.

Bu da bize şunu anlatıyor: Yapay zekâ güvenilir bir çırak, ama ustayı dükkândan kovacak seviyede değil. En azından bugün için.

KOD DERS ANLATMIYOR

Kodlama hâlâ yapay zekâ kullanımının zirvesinde. Ancak yıl başındaki çalışmalarda ilginç bir dönüşüm var: Saf otomasyondan çok öğrenme, geri bildirim ve iyileştirme ön plana çıkıyor. İnsanlar artık “bunu yap”tan çok “neden böyle yaptın?” diye soruyor.

Tam da bu noktada, son günlerde Bursa’da ve Türkiye genelinde yükselen bir tartışmaya geliyoruz.

EĞİTİM TARTIŞMASI VE BURSA GERÇEĞİ

Salı günü İrem Güner’in kaleme aldığı ve sınavlarda yapay zekâ kullanımını sert biçimde eleştiren yazı, bu tartışmanın önemli bir parçası. Anlattığı tablo gerçek: Öğrenciler sınavlarda yapay zekâdan medet umuyor, emekle kopya arasındaki çizgi silikleşiyor ve sistem bu duruma yeterince tepki vermiyor.

Sorun tek başına ChatGPT değil. Asıl mesele, zaten ölçme–değerlendirme yeteneğini kaybetmiş, ezberi ödüllendirip düşünmeyi cezalandıran bir eğitim düzeninin, yeni bir araçla iyice görünür hâle gelmesi.

Uludağ Üniversitesi’nin kalabalık amfilerinden Bursa Teknik Üniversitesi’nin mühendislik koridorlarına, vakıf üniversitelerinin “uygulamalı eğitim” vaadiyle süslenen broşürlerinden yeni kurulan üniversitelerin iddialı sloganlarına kadar manzara benzer. Çoktan seçmeli sınavlarla analitik düşünme ölçülmeye çalışılıyor. Tek doğru cevaplı sorularla yaratıcılık bekleniyor. Yapay zekâ da bu boşluğu fırsata çeviriyor.

Yani mesele, teknolojinin sınav salonuna girmesi değil; üniversitenin zihinsel olarak o salondan çoktan çıkmış olması. Yapay zekâ burada sebep değil, turnusol kâğıdı. Sistemin zaafını büyüteçle gösteriyor.

TÜRKİYE ISINMA TURLARINDA

Tüm bu tabloya rağmen, veriler Türkiye’nin yapay zekâ kullanımında hâlâ yolun başında olduğunu söylüyor. Yani “AI yüzünden iş kalmadı” demeden önce, “biz gerçekten kullandık mı?” diye sormak gerekiyor.

Bursa özelinde durum tanıdık: Potansiyel var, merak var ama sistemli kullanım sınırlı. Bir nevi spor salonuna yazılıp ağırlıklara uzaktan bakma hâli.

KORKU DEĞİL, PLAN GEREK

Yılın başında yayımlanan raporları yan yana koyduğunuzda net bir sonuç çıkıyor: Yapay zekâ şu an bir işgal değil, iş birliği dönemi yaratıyor. Verimlilik artıyor ama kontrol hâlâ insanda.

Asıl mesele şu soruda düğümleniyor: “Yapay zekâ işimizi alacak mı?” değil; “Biz düşünmeyi, ölçmeyi ve öğretmeyi güncellemezsek neyi kaybedeceğiz?”

Kahvemiz biraz daha hızlı soğuyor olabilir ama masadan kalkmak için henüz erken.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.