Hava Durumu

#Altyapı

Yeni Dönem Gazetesi - Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Naci Görür’den Bursa için hayati uyarı! Haber

Naci Görür’den Bursa için hayati uyarı!

Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, son günlerde Venezuela’da meydana gelen depremin ardından YeniDönem Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dikkatini dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen depremlere değil, kendi deprem gerçeğine vermesi gerektiğini vurgulayan Görür, Türkiye'nin dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunduğunu söyledi. AKTİF SAYI 700 Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda aktif fay sayısının yaklaşık 700’e ulaştığını hatırlatan Görür, ülkenin her an farklı büyüklüklerde depremler yaşayabilecek bir coğrafyada yer aldığını ifade etti. “Türkiye bir deprem ülkesidir. Her an büyük ya da küçük bir deprem olabilir. Önemli olan bunun nerede olduğu değil, bizim buna ne kadar hazır olduğumuzdur” diyen Görür, depremi konuşmak yerine ‘deprem dirençli’ şehirler oluşturmanın tartışılması gerektiğini belirtti. LEVHA HAREKETLERİ Depremlerin oluşum mekanizmasına da değinen Görür, depremlerin levha hareketlerinin doğal sonucu olduğunu söyledi. Dünya kabuğunu oluşturan levhaların sürekli hareket ettiğini, bu hareketlerin fayları oluşturduğunu anlatan Görür, her fayın deprem üretmediğini vurguladı. Fayların deprem oluşturabilmesi için belirli bölgelerde sürtünme nedeniyle kilitlenmesi gerektiğini aktaran Görür, “Sürtünme kuvveti levha hareketini engellediğinde enerji birikir. Bu enerji bir noktada açığa çıkar ve deprem meydana gelir. Sürtünmenin olmadığı, kilitlenmeyen faylarda deprem oluşmaz” dedi. 6 BİLEŞENE DİKKAT! Bursa özelinde yaptığı değerlendirmelerde de sıkça sorulan ‘En tehlikeli fay nerede?’ sorusunun yanlış bir bakış açısı olduğunu belirten Görür, vatandaşların fay uzunluklarıyla değil yaşadıkları kentlerin güvenliğiyle ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Görür, “Bir yerde uzun fay var, başka yerde kısa fay var diyerek insanlara burası sağlam ya da çürük mesajı veremezsiniz” diyerek bir kentin güvenliğinin fayın büyüklüğünden çok deprem dirençliliğiyle ilgili olduğunu kaydetti. Bir yerleşim alanının deprem dirençli olabilmesi için yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, çevre-ekosistem ve ekonominin birlikte hazırlanması gerektiğini vurgulayan Görür, şunları söyledi: HALK BİLİNÇLİ Mİ? “Vatandaş olarak bizi ilgilendiren şey, yaşadığım yerin deprem dirençli olup olmadığıdır. Halk bilinçli mi? Yapılar güvenli mi? Altyapı sağlam mı? Yönetim afetlere hazır mı? Ekonomi ayakta kalabilir mi? Eğer bunlar güçlü değilse sadece fayların nerede olduğunu konuşmak bir anlam ifade etmez.” ‘İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLUR’ Bursa’nın da Türkiye’nin diğer şehirleri gibi deprem gerçeğiyle yaşadığını söyleyen Görür, “Bursa’da az deprem olur, çok deprem olur ama mutlaka deprem olur. Çünkü Bursa da bir deprem kentidir” dedi. Kent yöneticilerinin enerjilerini deprem tahminleri yerine kenti dirençli hale getirmeye harcaması gerektiğini belirten Görür, “Deprem olacak mı diye konuşmak yerine Bursa deprem dirençli mi onu konuşmalıyız. Deprem olduktan sonra fayın nerede kırıldığını tartışmanın hiçbir anlamı yok. O saatten sonra iş işten geçmiş olur” ifadelerini kullandı. KAMÇATKA KARŞILAŞTIRMASI 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri örnek gösteren Naci Görür, yaşanan büyük can kaybının depremin büyüklüğünden değil hazırlıksızlıktan kaynaklandığını söyledi. “Maraş depremlerinde bir gecede 53 bin insanımızı toprağa verdik. Buna karşılık Kamçatka’da çok daha büyük depremler yaşandı ancak ne insanlar öldü ne de şehirler yıkıldı. Çünkü oralar deprem dirençliydi. Aradaki fark deprem değil, hazırlıktır” diyen Görür, Türkiye’nin de aynı anlayışla şehirlerini dönüştürmesi gerektiğini bildirdi. ‘KİMSE ÖLMESİN’ Bursa’nın çeşitli bölgelerine yerleştirilen deprem konteynerleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Görür, afet sonrası müdahalenin önemli olduğunu ancak asıl hedefin can kaybının önlenmesi olduğunu söyledi. “Ben insanların konteynerlere sığınmasını değil, depremde ölmemesini istiyorum” diye konuşan Görür, belediyelerin öncelikle kentleri dirençli hale getirecek yatırımlara yönelmesi gerektiğini vurguladı. ‘KAPINIZI ÇALDILAR MI? Vatandaşların büyük bölümünün hâlâ deprem bilincine sahip olmadığını belirten Görür, deprem anında nasıl davranılması gerektiğinin çocuklardan yetişkinlere kadar herkese öğretilmesi gerektiğini ifade etti. Evlerde toplanma alanlarının belirlenmesi, elektrik ve doğal gazın nasıl kapatılacağının bilinmesi, aile afet planlarının hazırlanması gerektiğini söyleyen Görür, “Bugüne kadar kapınızı çalıp depremde ne yapacağınızı soran oldu mu?” diye sordu. AFET BAKANLIĞI ÖNERİSİ Deprem dirençli kentlerin bireysel çabalarla değil devlet politikalarıyla oluşturulabileceğini belirten Görür, Türkiye’de doğrudan bu konuya odaklanacak güçlü bir afet bakanlığı kurulması gerektiğini söyledi. Planlı, bütçeli ve uzun vadeli bir çalışmanın şart olduğunu ifade eden Görür, “Bir köyden, bir ilçeden başlanır. Sonra diğerine geçilir. 10-15 yıl içinde bütün Türkiye deprem dirençli hale getirilebilir. Ama bunun için kararlılık gerekir. Birkaç küçük çalışma yapıp depreme hazır olduğumuzu sanamayız” dedi. ‘YAPAY DEPREM’ İDDİASI Venezuela’da meydana gelen depremin ardından aynı gün içerisinde dünyanın farklı ülkelerde yaşanan sarsıntıların sosyal medyada ‘yapay deprem’ iddialarına konu edilmesini değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, bu tür söylemlerin bilimsel hiçbir temele dayanmadığını söyledi. Depremlerin tamamen levha hareketlerinin doğal sonucu olarak meydana geldiğini belirten Görür, dünyanın kabuğunu oluşturan irili ufaklı levhaların sürekli hareket halinde olduğunu, kimi zaman birbirlerinin altına daldığını, kimi zaman da yan yana kaydığını ifade etti. Bu hareketlerin gezegenin doğal işleyişinin bir parçası olduğunu vurgulayan Görür, “Depremler dünyanın yaşadığının, nefes aldığının göstergesidir. Ölü gezegenlerde deprem olmaz. Bu nedenle depremden korkmak yerine onu bir doğa olayı olarak kabul etmek gerekir” dedi. ‘SÜREKLİ HAREKET HALİNDE’ Fayların da bu levha hareketleri sonucunda oluşan kırıklar olduğunu anlatan Görür, her fayın deprem üretmediğinin altını çizdi. Bir fayın deprem oluşturabilmesi için belirli bölgelerinde sürtünme nedeniyle kilitlenmesi gerektiğini belirten Görür, “Levha hareketi devam ederken sürtünme kuvveti hareketi engelliyorsa enerji birikir. Fayın kilitlendiği bu bölgede deformasyon oluşur. Biriken enerji sürtünme direncini aştığında fay kırılır ve deprem meydana gelir. Eğer sürtünme yoksa deprem de olmaz. Bu nedenle her fay deprem üretmez, bazı faylar sürekli hareket eder ancak hiç deprem oluşturmaz” diye konuştu. BİNLERCE KÜÇÜK SARSINTILAR Levha hareketlerinin temelinde Dünya’nın iç yapısındaki sıcaklık farklarının bulunduğunu ifade eden Görür, çekirdek ile kabuk arasındaki sıcaklık farkının levhaları hareket ettiren asıl güç olduğunu söyledi. Bu nedenle dünyanın farklı noktalarında aynı gün içerisinde depremler yaşanmasının son derece doğal olduğunu vurgulayan Görür, “Her gün yeryüzünde binlerce küçük deprem meydana geliyor. Biz yalnızca 4, 5 ya da 6 büyüklüğündeki depremleri duyduğumuz için dikkatimiz onları çekiyor. Aynı gün farklı ülkelerde deprem olması olağan bir durumdur. Bunu yapay deprem ya da gizli müdahalelerle açıklamaya çalışmak bilimsel gerçeklerle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı. ASIL MÜCADELE ‘İHMALLE’ Depremin dünyanın yaşayan bir gezegen olduğunun göstergesi olduğunu söyleyen Görür, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Depremden korkmayın. Deprem doğanın bir gerçeğidir. Korkulması gereken şey hazırlıksızlıktır. Eğer kentlerinizi, altyapınızı, ekonominizi, yapı stokunuzu ve insanınızı deprem dirençli hale getirirseniz büyük depremleri bile minimum zararla atlatabilirsiniz. Asıl mücadele faylarla değil, ihmalle verilmelidir”

Bursa'nın ulaşımında hızlı tren için geri sayım başladı Haber

Bursa'nın ulaşımında hızlı tren için geri sayım başladı

Bursa-Yenişehir-Osmaneli'yi kapsayan hızlı tren projesinde sona gelindi. Bursa'nın ekonomisinden turizmine kadar birçok konuda olumlu etkiye sahip olacak hızlı tren projesi, 2026 yılı sonunda bitmesi hedefleniyor. Yüksek hızlı tren hattı şantiye alanında geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen toplantıda Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba'nın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa milletvekilleri Emel Gözükara Durmaz, Refik Özen, Ahmet Kılıç, Ayhan Salman, ilçe belediye başkanları ve ilgili yöneticileri de hazır bulundu. Bursa'nın hatta Marmara'nın en büyük projelerinden biri olan 106 kilometrelik hızlı tren hattı ile ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Bursa İl Başkanı Gürkan, "Bursa'nın ulaşımına nefes aldıracak, ekonomisine güç katacak bu büyük yatırım Marmara bölgesine hayırlı olsun. 2026 yılı bizim için çok önemli. Bursa ve hatta Marmara'nın en büyük projelerinden bir tanesi diyebiliriz. 106 kilometrelik hızlı tren hattımızın faaliyete geçirilmesiyle alakalı bugün proje müellifi arkadaşlarla beraber seyrini incelemiş olduk. Kısmetse önümüzdeki süreç içerisinde 4'üncü, 5'inci ay itibarıyla büyük ihtimalle elektrik sistemleri ile alakalı sistemler devreye konmuş olacak. 7'inci ay itibarıyla da test treninin raylara inerek testlere başlamış olmasını bekliyoruz. Ardından da 2026 yılı sonuna doğru hayırlısıyla Bursalı hemşehrilerimizin hızlı tren hattımız faaliyete girmiş olacak. Sadece bununla bitmiyor tabi. Biliyorsunuz gar bölgesine kadar olan Emek-Şehir Hastanesi hattının da faaliyete geçmesi bizim için çok önemli. Müteahhit firmamız da burasını kısmetse hızlı trenin faaliyete geçmesiyle beraber Emek-Şehir Hastanesi hattımızın da faaliyete geçirmiş olacak. Bu bizim için büyük bir entegrasyon aslında. Bursa özelinde baktığımızda 2026 sonuna kadar hayırlısıyla hızlı trenimiz ve şehir hastanesi raylı sistemimiz de faaliyete geçmiş olup Bursalıların hizmetine geçmiş olacak" dedi. Bursa Büyükşehir Başkanvekili Biba ise, "Bursa'mızda biliyorsunuz hat olarak Kestel'den başlayıp işte üniversiteye kadar uzanan bir hattımız var. Oradan da T2 hattımız vardı. Ama bu Bursalı hemşehrilerimizin tabi bu raylı sistemdeki ihtiyacını karşılamıyor. Uzun süredir bununla ilgili yapılan çalışmalarımız var, ara bağlantılarımız var. Bunlarla ilgili de az önce hep beraber konuyla alakalı istişarelerimizi ettik. Tabi ki en kısa sürede bununla ilgili bir aksiyon alma konusunda neticelendirmeye çalıştık toplantımızı. Yani umuyoruz ki en kısa zamanda Bursalı hemşehrilerimizin de beklediği ve sevineceği projelerle yakın zamanda başlayacağız" dedi.

Bakanlık'tan yemek siparişlerine yönelik yeni düzenleme Haber

Bakanlık'tan yemek siparişlerine yönelik yeni düzenleme

Ticaret Bakanlığı, yeni bir düzenlemeye imza atıyor. Bakanlığın hayata geçirdiği yeni düzenleme ile birlikte yemek sipariş platformlarının restoranlardan tahsil ettiği tüm hizmet bedellerinin şeffaf hale getirileceği, zorunlu ek ücret uygulamalarına son verileceği ve kampanya süreçlerinin gönüllülük esasına uygun olacağı açıklandı. "Elektronik ticarette hizmet bedellerinin açık, anlaşılır ve tam anlamıyla öngörülebilir hale getirilmesi kararları alınmıştır" Bakanlık, yemek sipariş hizmeti sunan elektronik pazar yerlerinin restoranlarla kurduğu ticari ilişkilere yönelik eleştirilerin yoğunlaştığını belirterek, "Son dönemde sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlar ile kamuoyuna sıklıkla yansıyan şikayetlerde, yemek sipariş hizmeti sunan elektronik ticaret pazar yerlerinin restoranlarla kurduğu ticari ilişkilere yönelik eleştirilerin yoğunlaştığı görülmektedir. Ticaret Bakanlığımız, söz konusu gelişmeleri yakından ve hassasiyetle takip ederek; yapılan kapsamlı inceleme ve değerlendirmeler neticesinde önemli düzenlemelerin hayata geçirilmesini gerekli görmüştür. Bu kapsamda; elektronik ticarette şeffaflığın en üst düzeye çıkarılması, hizmet bedellerinin açık, anlaşılır ve tam anlamıyla öngörülebilir hale getirilmesi, tüketicilerin eksiksiz ve doğru bilgilendirilmesi ile piyasa genelinde güven ortamının güçlü şekilde tesis edilmesi amacıyla aşağıda belirtilen kararlar alınmıştır. Elektronik ticaret pazar yerleri tarafından restoranlardan tahsil edilen tüm bedellerin, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, hizmet kalemleri bazında ayrıntılı olarak her bir restoranın kendi satıcı paneli üzerinden gösterilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenleme sayesinde işletmeler ilk kez tüm maliyet bileşenlerini açık, net ve karşılaştırılabilir biçimde görebilecek; böylece ticari kararlarını daha sağlıklı ve bilinçli şekilde verebilecektir. Diğer taraftan, siparişin onaylanması aşamasında tüketiciye; siparişin restorandan kendisine ulaştırılması sürecinde tahsil edilen giderlerin komisyon, taşıma, görünürlük ve benzeri hizmet bedellerinden oluşabileceğine dair genel nitelikte ve bilgilendirici bir çerçeve sunularak şeffaflığın tüm ekosisteme yayılması amaçlanmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Kampanya öncesinde restoranlara açık ve şeffaf şekilde bildirilmesi zorunlu kılınarak ticari ilişkilerde güven tesis edilmektedir" Yeni düzenleme ile birlikte restoranların kampanyayı açık ve şeffaf bildirmesinin zorunlu olacağını vurgulanarak, "Ticaret Bakanlığımız tarafından yapılan düzenleme ile aracılık hizmetinin doğası gereği sunulması gereken pazar yeri tarafından siparişin alınması ve restorana iletilmesi, ödeme işlemleri ve temel altyapı gibi temel hizmetler karşılığında ek bir bedel talep edilmesinin önüne geçilmektedir. Kampanyalara katılımın tek başına bir ücretlendirme unsuru haline getirilmesi uygulamasına son verilerek, işletmeler üzerindeki mali yüklerin azaltılması hedeflenmiştir. Öte yandan, sunulacak ek hizmetlerin ve bunlara ilişkin ücretlerin, kampanya öncesinde restoranlara açık ve şeffaf şekilde bildirilmesi zorunlu kılınarak ticari ilişkilerde güven tesis edilmektedir. İndirimli ve kampanyalı satışlarda komisyon hesaplamalarına ilişkin yaşanan karmaşıklıklar giderilmiş; sade, anlaşılır ve hakkaniyete dayalı bir sistem oluşturulmuştur. Böylece hem restoranlar hem de pazar yerleri açısından öngörülebilir ve dengeli bir mali yapı tesis edilmiştir. Bu çerçevede; indirimin yalnızca restoran tarafından yapılması durumunda komisyon bedeli tüketici tarafından ödenen toplam tutar üzerinden hesaplanacak; indirimin restoran ve pazar yeri tarafından birlikte karşılanması halinde ise komisyon, tüketicinin ödediği tutara yalnızca pazar yeri tarafından sağlanan indirim tutarının eklenmesi suretiyle belirlenen tutar üzerinden hesaplanacaktır" denildi. "Kampanya, indirim, reklam ve benzeri uygulamalar gönüllülük esasına bağlanacak" Yapılan düzenleme ile birlikte kampanyaların gönüllülük esasına bağlı tutulacağına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Genelge ile getirilen en önemli kazanımlardan biri de, restoranların kampanya, indirim, reklam ve benzeri uygulamalara katılımı tamamen gönüllülük esasına bağlanmış; bu uygulamalara katılmaya zorlanmalarının önüne açık ve net şekilde geçilmiştir. Katılım sağlamayan restoranlara herhangi bir yaptırım uygulanması mümkün olmayacaktır. Ayrıca, sunulan ek hizmetlerin tamamen işletmenin onayına bağlı olması ve bu onayın istenildiği anda geri alınabilmesi sağlanarak, piyasa aktörleri arasındaki güç dengesi daha adil bir zemine oturtulmuştur. Ticaret Bakanlığımız, hayata geçirdiği bu düzenlemelerle yalnızca mevcut sorunları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda elektronik ticaret ekosisteminde uzun vadeli güven, istikrar ve sürdürülebilir büyümenin temellerini sağlamlaştırmaktadır. Şeffaflığın arttığı, ticari ilişkilerin netleştiği ve tüm tarafların haklarının dengeli biçimde korunduğu bu yeni dönemde, elektronik ticaretin daha sağlıklı bir zeminde gelişmeye devam edeceği değerlendirilmektedir. Ticaret Bakanlığımız, sektörde ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçları yakından takip etmeye devam edecek; ihtiyaç duyulması halinde elektronik ticaret alanında güveni ve öngörülebilirliği artıracak ilave adımları aynı kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdürecektir."

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti Haber

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı"na katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tablet ekranından butona basmasıyla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Erdoğan, "Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" Siber dünyanın öneminin artık dünyada da daha iyi anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüz dünyasında egemenlik coğrafya temelli fiziki ve sadece belirli bir toprak parçası ile sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "Siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir" 5G'nin milli mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır: İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir, tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir. Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü sadece toprağı kontrol edenle değil, bununla birlikte veriyi yönetenler de olacaktır. Bu bakımdan 5G'nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır" diye konuştu. "Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık" Son 23 yılda dijital alanda da gelişmeye devam ettiklerini belirten ve bu alanda yapılan bazı hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002'de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu 2025 yılının 3. çeyreği itibariyle 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık. 55 milyona aşkın vatandaşımız bugün güvenli internet hizmetlerini kullanıyor. Hali hazırda Türkiye'de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleşiyor. Aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa'da birinci sıradayız. Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor" açıklamasında bulundu. "Önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz" Siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak baktıklarını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Yabancı menşeli anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor, biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait veriler güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız. Kıymetli dostlar; bakınız geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen bir Türkiye vardı. Yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye vardı. Başörtüsü, saç, sakal, kılık kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı. Yıllarca Türkiye'nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, bu milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına, insanımızın giydiği kıyafete bağladılar. Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak, bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. Biz yapamayız, biz beceremeyiz diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik, çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz, hem yeniliklere öncülük ediyor, hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A'yı ayı 2024'te uzaya fırlattık, 2025'te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-ge'den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla, kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye'yi değil, kıtaları inleten TEKNOFEST gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz." "İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak" Başlangıçta 81 il merkezinde devreye alınacak olan 5G'yi 2 sene içinde Türkiye'nin her karışında hizmete sunacaklarını belirten Erdoğan, "Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedefliyoruz. İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek" dedi. 5G'ye geçilmesinin ardından gerçekleşecek kazanımlardan bazılarını sıralayan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere 3 ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G sanayide 2 gigabit veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4-5G'de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi 5G ile 1 milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eşzamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G'yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da, bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellikle şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Vatandaşlarımız internet kullanımında saniyede 1 megabit ve üzeri hızlarla tanışacak. Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek. Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebilecek. Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan, mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabit hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak. Gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamalar daha stabil çalışacak." "Hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek" Uzaktan hizmetin de 5G ile çok daha verimli olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkta uzaktan müdahale imkânları gelişecek, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eşzamanlı çalışması yaygınlaşacak. Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar, altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek. Böylece yollar daha güvenli olacak. Can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak, hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek. Kıymetli misafirler; 5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edeceğiz. Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent güvenlik yönetim sisteminden plaka tanıma sistemine, hudut kapısı sisteminden narkotik uyuma sistemine, suç analiz uygulamasından KADES'e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Bitlis, Çanakkale, İstanbul, Hatay, Rize, Mardin Valileri ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tablet üzerinden bastığı butonla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi.

Büyükşehir'den Gürsu trafiğini rahatlatacak hamle Haber

Büyükşehir'den Gürsu trafiğini rahatlatacak hamle

Proje çerçevesinde, Yıldırım ilçesine bağlı Demetevler ve Şirinevler mahalleleri arasındaki Balıklıdere ve Deliçay dereleri üzerine 2 adet köprü inşa edilecek. Öngermeli kirişli betonarme olarak projelendirilen köprülerin genişliği 26,50 metre, açıklıkları ise 23 ve 38 metre olacak. Modern mühendislik teknikleriyle inşa edilecek köprülerin, bölgedeki trafik akışını önemli ölçüde rahatlatması bekleniyor. Altyapı çalışmaları kapsamında, köprülerin dayanıklılığını artırmak amacıyla radye temellerin altında kapsamlı kazık imalatı gerçekleştirilecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte, 3 şeritli çift yönlü araç trafiğinin yanı sıra köprü üzerindeki yaya yolları sayesinde yayalar da güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilecek. Projenin ihalesi ise 13 Nisan’da gerçekleştirilecek. “TRAFİK YOĞUNLUĞU BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALMIŞ OLACAK” Çalışmalar öncesinde bölgede incelemelerde bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, hem Deliçay hem de Balıklıdere üzerinde yapılacak köprülerle birlikte 11 Eylül Bulvarı’nı Gürsu’daki 35’lik yola bağlamış olacaklarını dile getirdi. Yaklaşık 1,3 kilometre uzunluğunda yol güzergahı olacağını hatırlatan Başkan Bozbey, “23 metre Balıklıdere üzerine, 38 metre de Deliçay üzerine yapacağımız köprülerle birlikte Ankara Yolu’ndaki trafik yoğunluğu büyük ölçüde azalmış olacak. Güzergah üzerindeki vatandaşlarla görüşmeler başladı. Yakın zaman içerisinde yol ve köprü çalışmalarını başlatacağız” dedi.

Türk Milletler Ligi kapsamında kardeşlik maçı Haber

Türk Milletler Ligi kapsamında kardeşlik maçı

Türk dünyası arasında birlik ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan ‘Türk Milletler Ligi’ projesi kapsamında Ankara’da kardeşlik maçı oynandı. Kazakistan’dan gelen Arlandar U15 takımında yer alan 14 genç sporcu ile Gençlerbirliği U15 takımı sahada buluştu. Futbolun farklı toplumları bir araya getiren gücüne dikkat çekilen organizasyonda, Türk halkları arasında ortak değerler üzerinden daha güçlü bir bağ kurulmasının hedeflendiği ifade edildi. Proje kapsamında uzun süredir yurt dışında yürütülen çalışmalarla genç yeteneklerin keşfedilerek uluslararası futbol ortamına kazandırıldığı belirtildi. Ankara’da gerçekleştirilen karşılaşmanın dostluk ve dayanışma mesajı taşıdığı vurgulanırken, organizasyonun Türk dünyası arasında spor yoluyla kalıcı bir iletişim zemini oluşturmayı amaçladığı kaydedildi. "Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" Gençlerbirliği’nin uluslararası faaliyetleri olduğunu ve bu konuda vizyonlu bir kulüp olduklarını vurgulayan Gençlerbirliği Gençlik Programı Teknik Sorumlusu Tuncay Marancı, "Daha önce yurt dışında turnuvalara katıldık. Bize de misafir gelen takımlar oldu. Bugün de yöneticilerimiz vasıtasıyla Arlandar takımı bir teklifte bulundu. Bizim U15 takımımız ile bir hazırlık maçı yapalım diye. Aslında bir taraftan tanıtım, tanıtımın dışında da onların bizi bilmelerini sağlayacak bir unsurdu. Biz de bu anlamda kendilerine fayda sağlamak adına bu faaliyeti kabul ettik ve bugün sahada görüldüğü gibi bizim çocuklarımız kardeş ülke takımlarından bir tanesi olan Kazakistan takımıyla maç yapıyorlar. Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" diye konuştu. Tuncay Marancı, proje kapsamında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini belirterek, girişimin Orta Asya’daki ortak kültür ve kimliklerin bir araya gelmesine katkı sağlayacağını düşündüklerini ifade etti. Projeyi desteklediklerini ve doğru bir adım olarak gördüklerini dile getirdi. "İletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli" Kardeşlik maçına dair değerlendirmede bulunan Marancı, "Bizim bu grubumuz geçen sene Türkiye üçüncüsü oldu. İçlerinde çok kıymetli oyuncularımızla milli oyuncuların olduğu bir grup. Bizim de öncelik aldığımız gruplardan bir tanesi. Bize göre daha yumuşak bir takımdı diyelim rakibimiz ama biz burada şunu düşünüyoruz, bir temsil oyunu olduğu için yenmek yenilmekten daha ziyade iletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli bir durum olduğu için öyle değerlendirilir. Yoksa kazanmak ya da kaybetmek açısından değil" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Marancı, Gençlerbirliği’nin köklü altyapı geleneğine sahip bir kulüp olduğunu belirterek aynı vizyon ve anlayışla genç oyuncular yetiştirmeye devam ettiklerini ve bu doğrultuda görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.