Hava Durumu

#Kültür

Yeni Dönem Gazetesi - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnegöl’de mobilya şöleni başlıyor Haber

İnegöl’de mobilya şöleni başlıyor

Türkiye’nin mobilya başkenti İnegöl, sektörün en köklü organizasyonlarından biri olan MODEF İnegöl Mobilya Fuarı’nın 54. randevusuna hazırlanıyor. Mobilyada yaşanan başarı öyküsünü yarım asırlık fuar tecrübesiyle harmanlayan İnegöl, bu alanda yurt içi ve yurt dışında adeta trendi belirler hale geldi. 14 Nisan Salı günü kapılarını açacak olan fuarda da firmaların yeni koleksiyonları ve sezonun trend modelleri görücüye çıkacak. İNEGÖL ŞEHİR OLARAK MOBİLYA ŞÖLENİNİ YAŞAYACAK Tamamı İnegöl firması 150 dolayında üreticinin stant açacağı fuar süresince aynı zamanda İnegöl şehir olarak bir mobilya şöleni yaşayacak. İnegöl’de Mobilya AVM’ler, mobilya mağazaları, binlerce üretici firma ve şehirdeki esnaflar 18 Nisan’a kadar sürecek fuar boyunca misafirlerini ağırlayacak. ŞEHİR OLARAK HEYECANLIYIZ İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, 14-18 Nisan tarihlerinde düzenlenecek 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarı öncesi bir açıklama yaparak sektörle ilgili tüm profesyonelleri, yeni evlenecek gençleri ve evini yenilemek isteyenleri fuara davet etti. Başkan Taban, “Mobilyanın Başkenti İnegöl’de 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarımız 14-18 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bu sadece bir sektörün değil, şehrin fuarı. Şehir olarak heyecanlıyız. Hazırlıklarımızı tamamladık. Tüm mobilyacılarımız yeni trend mobilyalarını hazırladılar. Esnaflarımız yurt içi ve yurt dışından gelecek misafirlerimiz için hazırlıklarını yaptılar. Bu vesileyle tüm sektör temsilcilerini, mobilya alışverişi yapmak isteyenleri İnegöl’ümüze davet ediyorum” dedi. İNEGÖL, BİR FUARDAN ÖTESİ Başkan Taban, İnegöl’ün sahip olduğu mağazacılık tecrübesiyle bu alanda 365 gün açık bir fuar alanı olduğuna da vurgu yaparak; “Şehrimizde fuarın yanı sıra Mobilya AVM’lerimiz var. İnegöl’den adını dünyaya duyurmuş, marka olmuş Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi gibi sektöre yön veren bölgelerimiz var. İnegöl’de bir mobilya hikayesi var. Osmanlı döneminden başlayan kadırgalara kürek üretme serüveni, bugünlere modern mobilyalar halinde geliyor. Şehrimizde binlerce firma, girişimciler, markalar mevcut. Gayretle yeni yeni ürünler oluşturularak bu işin modası belirleniyor” diye konuştu. HERKESİ İNEGÖL’Ü KEŞFETMEYE DAVET EDİYORUM İnegöl’ün turizm değerleri ve güzelliklerinden de bahseden Taban, şöyle devam etti: “İnegöl’ümüz sanayisinin yanında; doğa ve sağlık turizmi başta olmak üzere tarih, kültür ve gastronomi alanlarında da önemli değerlere sahip. Ben bu vesileyle mobilya fuarı için İnegöl’e gelecek misafirlerimize burada keyifli bir hafta geçireceklerini de ifade edebilirim. Misafirlerimizi Oylat Kaplıcalarımızda şifalı sularımızda ağırlayıp yine İnegöl’ümüzün önemli bir markası olan İnegöl Köftesini kendilerine armağan etmek istiyoruz. Gastro İnegöl Restoranımızda şehrimizin asırlık lezzetlerini deneyimlemeye, İnegöl’ümüzün doğal güzelliklerinden tarihi değerlerine, müzelerimize kadar pek çok gezilip görülmesi gereken yerini tecrübe etmeye davet ediyorum” dedi.

Bakan Gürlek: Sosyal medyaya kimlikle girilecek Haber

Bakan Gürlek: Sosyal medyaya kimlikle girilecek

Adalet Bakanı Akın Gürlek Diyarbakır’da TÜGVA İhtisas Akademisi 26 Lansmanı programına katıldı. Burada öğrencilerin sorularını yanıtlayan Bakan Gürlek, ’’Ben 2005 mezunuyum. Biz de sizin gibi öğrencilik yıllarından geçtik. Öğrenciliği dolu dolu yaşadık. Benim size tavsiyem siz de öğrencilik dolu dolu yaşayın. TÜGVA gerçekten çok güzel projelere imza atıyor, ben takip ediyorum. Bizim zamanımızda bu kadar ayrıcalıklar yoktu. Yani devlet yurtları olsun, şu an özellikle TÜGVA’nın sağlamış olduğu imkanlar, yurtlar, burslar, krediler yani bu onda şu an çok fazla imkanlar var. Devletimiz gerçekten özellikle AK Parti hükümeti iktidara geldiğinden beri öğrenciye çok fazla yatırım yapıyor. Ben dediğim gibi şu an öğrenciler şanslı. Sadece ders çalışmak değil hayatı yaşamaları gerekiyor. Geleceklerine katkı sunmaları gerekiyor. Kendilerine bir aktivite bulmaları gerekiyor. Kültür faaliyetlerine katılmaları gerekiyor. Diyarbakır bu konuda yaşayan bir şehir, tarihi bir şehir, kalbi bir şehir, her türlü imkana rahatlıkla erişebilirler’’ diye konuştu. Bir öğrencinin, "Kamuoyu baskısıyla hukuksal karar vermek çok ince bir çizgi. O çizgide neler düşünüyorsunuz? Özellikle öğrencilere bu yolda yürüyecek öğrencilere bu kararı verirken nelere dikkat etmeli? O ince çizgide ne yapmak lazım" sorusuna Bakan Gürlek, "Şimdi hukukçuluk gerçekten çok zor bir meslek. Hukuk fakültesine girdiğiniz zaman gerçekten hukukun çok kıymetli olduğunu görüyorsunuz. Hukuk yaşamın her alanında var. Yani gündelik hayatınızda da var. Daha sonra mesleğe başlayınca da var. Hukuk konusunda ben arkadaşlara tavsiyem şu, yani mutlaka kanunlar, kitaplar bunlar zaten ulaşabiliyorsunuz. Önemli olan bu hukuk mantığını bulmanız ve vicdanını dinlemeniz. Birinci önceliğimiz bu olması lazım. Hakim zaten karar verirken sadece hukuka göre karar vermiyor, dosyadaki delillere göre karar vermiyor. Vicdani kanaatine de yeterli kanaat gelmesi gerekiyor" şeklinde cevap verdi. "Gençlerimizin influencerlara, youtuberlere özenmemesini istiyorum" Başka bir öğrencinin, sosyal medyaya ilişkin sorusuna Bakan Gürlek, "Sosyal medyada öyle bir dünya anlatılıyor ki şimdi de biz İstanbul’da eskiden başsavcılık görevini yapıyorduk. Oradaki arkadaşlar hayatların hepsi yalan hayatlardır. İşte orada yayınlanan diziler, influencerlar, işte youtuberlar orada şaşaalı hayatlar, böyle bir hayat yok. Ben gençlere özellikle biz çok davalara bakmak nasip oldu. Uyuşturucu operasyonları yapmak nasip oldu. Bunlar Allah’ın bir takdiriydi. Biz bu şekilde görevimizi yaptık. Bunlara gençlerin özenmemesini istiyorum. Yani sosyal medyada anlatılanlar gerçek dünyada böyle bir şey yok. Burada dediğim gibi bizim emek gücümüz her anlamda gelişmiş. Eğitim anlamında da çok gelişmiş. Artık biliyorsunuz Türkiye bir oyun kurucu modeline döndü. Yerli savunmamızı yapıyoruz. Yerli silahı hep üretiyoruz. Mühendislerimiz çok gelişti. Bilim adamlarımız gelişti. Ben sosyal medyadaki yalana kapılmamalarını özellikle gençlerimize tavsiye ederim. Orada bir yalan var. Orada bir gerçeklik yok. Orada bir özenti var ama gerçek anlamda böyle bir hayat yok. Ya burada da Diyarbakır canlı şehir. İstanbul bizim gözbebeğimiz. Buralara gidin, gezin ama mutlaka dediğim gibi ülkemizin gerçeklerinden, ülkemizin geleneklerinden kopmayalım. Burada batıyı gördük. Biz batı her zaman iki yüzlü. Yani yanı başında savaş var. Ukrayna, Rusya savaşı var. Müdahale etmiyorlar. Sadece işte bize bir şey olmasın diye kendi güvendiklerini düşünüyorlar. Biz memleket olarak, millet olarak, tarih olarak her zaman mazlumun yanında durduk. Bakın, Cumhurbaşkanımız her zaman her ortamda Gazze’nin yanında durduğunu dile getirdi. Yani dünya liderlerinden bunu dile getirdi. Ben bunun özellikle altını çizmek istiyorum" diyerek cevapladı. "Bir kişi bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğu katlanacak" Sosyal medyada sahte hesapların açıldığına değinen Bakan Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İtibar suikastlığı yapılıyor. Burada muhtemelen milletvekillerimiz var, valimiz var, rektörümüz var. Bu herkese yapılıyor. Sosyal medyada bir kişi eğer bir hesap açıyorsa, bir suç işliyorsa bunun mutlaka bir karşılığı olması lazım. Biz bunu istiyoruz. Sosyal medyanın da bir hukuku, bir kuralı olmasını istiyoruz. Yani bir kişi bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğu katlanacak. Şimdi sahte hesap açıyorlar. Olayları farklı anlatıyorlar. Bizim burada birçok meslektaşımız var. Hakim savcı, arkadaşlarımız var. Yani sosyal medyada yargılamalar yapılıyor, kararlar veriliyor, hükümler veriliyor. Gerçekten öyle değil. Sosyal medyada bir kişi bir hakaret ediyorsa ya da bir itibar suikastı yapıyorsa bunun sonuçlarına katlanması lazım. Biz inşallah bu 12. yargı paketinde bunu etik kimliğe büründüreceğiz. Yani bir kişi sosyal medyaya giriyorsa kimliği belli olacak. Yani orada yazdıklarından da, ettiği hakaretten de, itibar suikastından de sorumlu olacak. Burada kimseye suikast yapılmayacak. Kimse itibarsızlaştırılmayacak. Burada yani çok kıymetli burada hakimlerimiz var. Yani gecesini gündüzünü fedakarca ailesinden gerekirse ödün veriyor, dosyalara bakıyor. Ama sosyal medyada öyle bir şey yapıyor ki dosyalardan haberi yok. Adam hüküm vermiş, yargılama yapmış. İşte niye bu servis bırakıldı? Bu neden tutuklanmadı? Böyle bir sosyal medyada şey başlatılıyor. İnşallah bunu sosyal medya sitesine çok önem veriyorum ben. Ben bunu zaten zaman zaman da taahhüt olarak kamuoyunda da açıkladım. Yani sosyal medyada artık gerçek bir girer de kişisel kimlikle girilecek. Bu konuda zaten sosyal medya sunucularıyla da anlaştık. Onlar da bunu kabul ettiler. TC kimlik de olacak. Tabii geçiş süreci olacak. Yani bu sahte hesapların kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Yani burada sosyal medya hesabını gerçek kimliğiyle kullanmayan sahte hesaplar ya da bot hesaplar dediğimiz hesapların da kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Onlar da bu kurallara uymuyorsa uyumadıkları takdirde sosyal medya platformlarında bunları kapatacaklar. Biz hazırlıyoruz paketi meclise sunuyoruz. İnşallah mecliste milletvekillerimiz de bu konuya çok önem veriyor. Bunun kısa sürede yasalaşması gerekiyor. Yasalaştıktan sonra da bir geçiş süreci var. Çünkü bunun altyapısının sağlanması gerekiyor. 3 aylık sürede herkes sosyal medya gerçek kimliği ile girmiş olacak."

Türk Milletler Ligi kapsamında kardeşlik maçı Haber

Türk Milletler Ligi kapsamında kardeşlik maçı

Türk dünyası arasında birlik ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan ‘Türk Milletler Ligi’ projesi kapsamında Ankara’da kardeşlik maçı oynandı. Kazakistan’dan gelen Arlandar U15 takımında yer alan 14 genç sporcu ile Gençlerbirliği U15 takımı sahada buluştu. Futbolun farklı toplumları bir araya getiren gücüne dikkat çekilen organizasyonda, Türk halkları arasında ortak değerler üzerinden daha güçlü bir bağ kurulmasının hedeflendiği ifade edildi. Proje kapsamında uzun süredir yurt dışında yürütülen çalışmalarla genç yeteneklerin keşfedilerek uluslararası futbol ortamına kazandırıldığı belirtildi. Ankara’da gerçekleştirilen karşılaşmanın dostluk ve dayanışma mesajı taşıdığı vurgulanırken, organizasyonun Türk dünyası arasında spor yoluyla kalıcı bir iletişim zemini oluşturmayı amaçladığı kaydedildi. "Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" Gençlerbirliği’nin uluslararası faaliyetleri olduğunu ve bu konuda vizyonlu bir kulüp olduklarını vurgulayan Gençlerbirliği Gençlik Programı Teknik Sorumlusu Tuncay Marancı, "Daha önce yurt dışında turnuvalara katıldık. Bize de misafir gelen takımlar oldu. Bugün de yöneticilerimiz vasıtasıyla Arlandar takımı bir teklifte bulundu. Bizim U15 takımımız ile bir hazırlık maçı yapalım diye. Aslında bir taraftan tanıtım, tanıtımın dışında da onların bizi bilmelerini sağlayacak bir unsurdu. Biz de bu anlamda kendilerine fayda sağlamak adına bu faaliyeti kabul ettik ve bugün sahada görüldüğü gibi bizim çocuklarımız kardeş ülke takımlarından bir tanesi olan Kazakistan takımıyla maç yapıyorlar. Bu tür faaliyetleri destekliyoruz" diye konuştu. Tuncay Marancı, proje kapsamında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini belirterek, girişimin Orta Asya’daki ortak kültür ve kimliklerin bir araya gelmesine katkı sağlayacağını düşündüklerini ifade etti. Projeyi desteklediklerini ve doğru bir adım olarak gördüklerini dile getirdi. "İletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli" Kardeşlik maçına dair değerlendirmede bulunan Marancı, "Bizim bu grubumuz geçen sene Türkiye üçüncüsü oldu. İçlerinde çok kıymetli oyuncularımızla milli oyuncuların olduğu bir grup. Bizim de öncelik aldığımız gruplardan bir tanesi. Bize göre daha yumuşak bir takımdı diyelim rakibimiz ama biz burada şunu düşünüyoruz, bir temsil oyunu olduğu için yenmek yenilmekten daha ziyade iletişim ve karşılıklı anlayış bizim için çok kıymetli bir durum olduğu için öyle değerlendirilir. Yoksa kazanmak ya da kaybetmek açısından değil" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Marancı, Gençlerbirliği’nin köklü altyapı geleneğine sahip bir kulüp olduğunu belirterek aynı vizyon ve anlayışla genç oyuncular yetiştirmeye devam ettiklerini ve bu doğrultuda görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Yıldırım’da, Kuruluş ve Fetih Sempozyumu başladı Haber

Yıldırım’da, Kuruluş ve Fetih Sempozyumu başladı

Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700. Yılı nedeniyle; Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlediği ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi’ sempozyumu 16 farklı üniversiteden 36 bilim insanın katılımıyla başladı. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve 2 gün sürecek olan sempozyuma ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Muzaffer Şeker, Bursa Vali Vekili Hulusi Doğan, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Mudanya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Barış Hasan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, meclis üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Düzenleme kurulu başkanlığını Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in yaptığı sempozyumda 2 gün boyunca; Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu, teşkilatlanma çalışmaları, kuruluş ve fatih sürecinde Anadolu’daki genel durum, fetih dönemi mimari eserler, Bursa’nın fethi, Bursa’da şehirleşme, dönemin sosyal ve dini yaşamı gibi konular ele alınacak. OSMANLI’NIN DİBACESİ BURSA Sempozyumun açılış konuşmasını yapan ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; şehirleri anlamak için o şehirleri kuran ruhu, kültürü ve medeniyeti de anlamak gerektiğini vurguladı. Bursa’nın kutlu ve müstesna bir kent olduğunu belirten Başkan Yılmaz; “Osmanlı’nın ‘Dibacesi’ olarak anılan bu müstesna kent, koca bir medeniyetin inşa edildiği ilk büyük merkezdir. Bursa’nın fethi, kutlu bir zaferin ötesinde bir çağın kapısının aralanmasıdır. Bir topraktan ziyade bir gönlün kazanılmasıdır. Fetihle birlikte Bursa; Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra, ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastane burada açılmış, ilk çini burada hayat bulmuş ve bu kadim şehir; vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgahı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. O ruh; adalettir, o ruh; merhamettir, o ruh; ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıdır” ifadelerini kullandı. ‘ECDAT GÖNÜLLERİ KAZANDI’ Yıldırım’ın tarihi, kültürel ve sosyal açıdan Bursa’nın kalbinde yer aldığına dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; “Yıldırım, medeniyet tasavvurumuzun en önemli merkezlerinden biridir. Yıldırım Bayezid Han’ın adıyla anılan bu güzel topraklar; külliyeleriyle, darüşşifalarıyla, ilim yuvalarıyla önemli bir medeniyet modelidir. Ecdadımız Bursa’yı fethederken sadece surları aşmadı; gönülleri de kazandı. Çünkü onlar için fetih; almak değil ihya etmekti. Hükmetmek değil, adaletle yaşatmaktı. Bugün bizlere düşen görev ise bu büyük mirası yalnızca anmak değil; anlamak, yaşatmak ve yarınlara taşımaktır. Çünkü biliyoruz ki; mazisiyle bağı zayıf olanın istikbali de zayıf olur. Köklerinden kopan bir şehir, ruhunu kaybeder. Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez, şehrinin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez, medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Temennimiz odur ki; bu sempozyum, fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olsun ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü oluştursun” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR Bursa’nın fethinin tarihi, sosyal, dini ve kültürel açıdan çok önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen; “Bursa’nın fethi, bir şehrin askeri açıdan alınmasından ibaret değildir. Bu fetih devletin kurumsallaşmasının simgesidir. Bursa, Osmanlı felsefesinin oluştuğu ve olgunlaştığı yerdir. Kültür ve medeniyetimizi anlamak için Bursa’ya dikkatle bakmamız gerekiyor. Çünkü Bursa, Osmanlı medeniyetinin hafızasıdır” dedi. Bursa’nın bir medeniyet beşiği olduğunu vurgulayan Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cafer Çiftçi ise; “Bursa, Osmanlı’nın ilk şehirleşme örneklerini sergilediği yerdir. Bursa’nın fethi, bir medeniyet inşasının ilk adımıdır. Bu mirası korumak bugün hepimizin önceliği ve ortak görevidir” ifadelerini kullandı. Sempozyumu düzenleyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür eden Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker; “Tarih bilinci yüksek nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Bu husus hepimizin üstüne bir borçtur. Türkiye Cumhuriyeti’ni anlamak için Osmanlı’yı bilmek gerekiyor. Osmanlı’yı bilmek için de Bursa’yı bilmek gerekiyor” diye konuştu. Bursa Vali Vekili Hulusi Doğan ise atalarımızın bizlere çok güzel bir ülke bıraktığını belirtip; “Ecdadımız sadece bu toprakları fethetmekle kalmamış, bir de bu topraklara manevi bir tohum bırakmıştır. Bu manevi tohum çok değerlidir. Bunu yaşatmak için çabalamak ve çalışmak zorundayız” dedi. Açılış konuşmalarının ardından sempozyum bilimsel oturumlarla devam etti. ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa'nın Fethi Sempozyumu’ 28 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilecek oturumların ardından sona erecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.