Hava Durumu

#Lübnan

Yeni Dönem Gazetesi - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz Haber

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz

Pakistan'ın başkenti İslamabad, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin ardından Washington ve Tahran yönetimleri arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yarın yapılacak görüşmelerde, ABD'yi Başkan Yardımcısı James David Vance temsil edecek. Vance dışında ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak. Vance, görüşmelere katılmak üzere İslamabad’a hareket etti. Havalimanında basın mensuplarına açıklama yapan Vance, "Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz" dedi. Trump’ın sözlerini hatırlatan Vance, "Başkanın da dediği gibi eğer İranlılar iyi niyetle müzakere etmek istiyorlarsa elimizi uzatacağız. Bizimle oyun oynamaya çalışırlarsa o kadar da iyi bir müzakere olmayacaktır. Başkan bize çok net bir çerçeve çizdi. Neler olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı. ABD-İran savaşı ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a ülkenin askeri ve nükleer altyapısını hedef alan saldırılarına başlamış ve bu saldırılarda İran'ın dini lideri Ali Hamaney öldürülmüştü. Tahran yönetimi, İran'da en az 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılara küresel petrol ve doğalgazın yaklaşık 5'te birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatarak karşılık vermişti. İran'ın bu kararı da enerji fiyatlarının fırlamasına ve dünya çapında ticaretin aksamasına neden olmuştu. ABD ve İran, 8 Nisan'da Pakistan'ın arabuluculuğuyla 2 haftalık bir ateşkes konusunda anlaşmıştı. Ateşkesin 22 Nisan'da sona ermesi bekleniyor. Masada neler var? İran tarafından 1947'de bağımsızlığı ilk tanınan Pakistan'ın ABD-İran ateşkesinde rolü büyük. Bu nedenle taraflar görüşmelerin İslamabad'da yapılmasında mutabık kaldı. Görüşmelerde, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklanan Washington'ın 15 maddelik teklifinin yanı sıra İran'ın boğazın kontrolünü, boğazdan geçen gemiler için geçiş ücreti, tüm bölgesel askeri operasyonların sona erdirilmesi ve tüm yaptırımların kaldırılmasını talep eden 10 maddelik planının ele alınması bekleniyor. Görüşmelerin önemli noktalarından biri de Lübnan. İsrail'in ateşkes yürürlüğe girdikten sonra Hizbullah'ı hedef alan saldırılarına devam etmesi, müzakerelerin yapılıp yapılmayacağı noktasında etkili oldu. İran'ın ateşkesin Lübnan'ı da kapsamasına yönelik ısrarı ve Lübnan'da ateşkes sağlanmadığı sürece görüşmelere katılmayacağını açıklaması dikkate alındığında yarın yapılacak görüşmelerde masadaki konulardan biri de Lübnan olacak. Müzakereciler kimler? İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın başkanlık etmesi, Galibaf'a da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin eşlik etmesi bekleniyor. ABD'yi ise ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in temsil etmesi öngörülüyor. Vance dışında ise ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak.

İki haftalık ateşkes kabul edildi Haber

İki haftalık ateşkes kabul edildi

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın 40. gününde 15 günlük ateşkes sağlandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a verdiği sürenin dolmasını kısa bir süre kala ateşkesin sağlandığı duyuruldu. ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile görüşmeler gerçekleştirdiğini belirterek, Şerif'in ve Munir'in kendisinden İran'a yönelik saldırıları durdurmasını talep ettiğini aktardı. Trump, "İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen, derhal ve güvenli biçimde açmayı kabul etmesi şartıyla İran'a yönelik bombardıman ve saldırıları iki hafta boyunca askıya almayı kabul ediyorum. Bu, iki taraflı bir ateşkes olacak" dedi. İran'dan 10 maddelik bir teklif aldıklarını söyleyen Trump, “Bunu müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz. ABD ve İran arasında geçmişteki çeşitli anlaşmazlık noktalarının neredeyse tamamı konusunda anlaşma sağlandı. İki haftalık süre anlaşmanın son haline getirilmesine ve tamamlanmasına olanak sağlayacak." ifadelerini kullandı. İran anlaşmasının kusursuz bir zafer olduğunu söyleyen Trump, Çin'in İran'ı müzakereye ikna ettiğini belirtti. “DÜNYA BARIŞI İÇİN BÜYÜK BİR GÜN” Trump son açıklamasında ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yoğunluğuna yardımcı olacağını söyledi. “Çok sayıda olumlu adım atılacak” diyen ABD Başkanı, “Dünya barışı için büyük bir gün! İran bunu istiyor, artık yeter dediler! Aynı şekilde herkes de öyle! Büyük paralar kazanılacak. İran yeniden inşa sürecine başlayabilir. Her türlü ürünün tedariğini yapacağız ve her şeyin yolunda gitmesini sağlamak için beklemede kalacağız. Bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Tıpkı ABD’deki gibi, bu Ortadoğu’nun Altın Çağı olabilir!" ifadelerini kullandı. İRAN: ATEŞKES 10 NİSAN'DA BAŞLAYACAK İran'ın Pakistan'ın iki haftalık ateşkes teklifini kabul ettiği belirtildi. Ateşkes Mücteba Hamaney tarafından da onaylandı. İran tarafından yapılan açıklamada, ateşkesin 10 Nisan Cuma günü başlayacağı ve her iki taraf da anlaşırsa uzatılabileceği belirtildi. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, “Pakistan'da yapılacak müzakerelerin 15 gün içinde sonuçlandırılmasını ve sahadaki zaferin siyasi alanda da tescillenmesini hedefliyoruz” açıklamasını yaptı. İSRAİL DE ATEŞKESİ KABUL ETTİ İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik saldırılarla ilgili duyurduğu 2 haftalık ateşkesi destekledikleri ancak bunun Lübnan'ı kapsamadığını savundu. BEYAZ SARAY: ABD İÇİN BİR ZAFER Beyaz Saray, ABD ve İran arasında 10 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlaması beklenen müzakereler hakkında açıklamada bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, "Yüz yüze görüşmeler konusunda müzakereler yürütülüyor, ancak Başkan ya da Beyaz Saray tarafından açıklanana kadar hiçbir şey kesinleşmiş sayılmaz" dedi. Müzakerelere ABD tarafından Başkan Yardımcısı James David Vance, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’ın katılması bekleniyor. Varılan ateşkes hakkında "Bu, ABD için Başkan Trump ve inanılmaz ordumuzun mümkün kıldığı bir zaferdir" ifadelerini kullanan Leavitt, "Ordumuzun başarısı, ABD’ye mümkün olan en fazla kozu sağlayarak, Başkan Trump ve ekibinin diplomatik bir çözüm ve uzun vadeli barışa kapı aralayan zorlu müzakerelere girmesine olanak tanıdı" değerlendirmesinde bulundu. HÜRMÜZ BOĞAZI İKİ HAFTA GEÇİŞLERE AÇILACAK İran, ABD ve İsrail ile sağlanan geçici ateşkesin ardından Hürmüz Boğazı’nı geçişlere açtı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptığı yazılı açıklamada, ABD ve İran arasındaki müzakerelerde diplomatik çabaları için Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir’ teşekkür ederek, "İran'a yönelik saldırıların durdurulması halinde güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını sona erdirecektir. İki haftalık süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak ve teknik kısıtlamalar gözetilerek mümkün olacaktır." dedi. PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF: ATEŞKES DERHAL BAŞLAYACAK Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "İran ile ABD'nin müttefikleriyle birlikte, Lübnan da dahil olmak üzere her cephede geçerliliği an itibariyle başlayan derhal bir ateşkese vardıklarını duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyorum" dedi. Her iki ülkenin liderine ateşkese vardıkları için en derin şükranlarını sunduğunu ifade eden Şerif, "Tüm anlaşmazlıkları kesin biçimde çözüme kavuşturacak kapsamlı bir anlaşmaya varmak üzere her iki tarafın heyetlerini 10 Nisan 2026 Cuma günü İslamabad'a davet ediyorum" dedi. Her iki tarafın da olağanüstü bir anlayış sergilediğini aktaran Şerif,"İslamabad Görüşmeleri'nin kalıcı bir barışın sağlanmasında başarıya ulaşmasını içtenlikle umuyor ve önümüzdeki günlerde daha fazla müjdeli haber paylaşmayı arzuluyoruz" dedi. YİNE TEHDİTLER SAVURMUŞTU ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz'ün açılması için verdiği süre dolmadan ABD, İran'ın enerji üslerinden Hark Adası'na saldırı düzenledi. Axios'a konuşan bir ABD'li yetkili adadaki askeri hedeflerin vurulduğunu söyledi. ABD Başkanı Trump, Truth üzerinden bir paylaşım yaparak saldırı sinyali verdi. Trump “Bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum ama muhtemelen olacak. Ancak, şimdi tam ve eksiksiz bir rejim değişikliğiyle, farklı, daha zeki ve daha az radikalleşmiş zihinlerin hakim olduğu bir ortamda, belki de devrim niteliğinde harika bir şey olabilir, kim bilir? Bunu bu gece, dünyanın uzun ve karmaşık tarihinin en önemli anlarından birinde öğreneceğiz. 47 yıllık gasp, yolsuzluk ve ölüm nihayet sona erecek.” Trump, ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada, bugünkü müzakerelerde ilerleme olursa ve somut bir sonuç çıkarsa bu durumun değişebileceği mesajını verdi. TRUMP'IN YARDIMCISINDAN AMACIMIZA ULAŞTIK MESAJI ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Savaşı'ndaki askeri hedeflerin tamamlandığını söyledi. Vance, "çok kısa süre içinde savaş bitecek" diye konuştu. ABD Başkan Yardımcısı, ABD'nin yarın gece 03.00'a kadar İran'dan yanıt alacağı konusunda emin olduğunu söyledi. Vance, “İranlılar hızlı müzakereciler olmadılar ve halen değiller, ABD, İran konusunda “henüz kullanmaya karar vermediği araçlara sahip." diye konuştu.

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti Haber

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı"na katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tablet ekranından butona basmasıyla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Erdoğan, "Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" Siber dünyanın öneminin artık dünyada da daha iyi anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüz dünyasında egemenlik coğrafya temelli fiziki ve sadece belirli bir toprak parçası ile sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "Siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir" 5G'nin milli mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır: İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir, tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir. Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü sadece toprağı kontrol edenle değil, bununla birlikte veriyi yönetenler de olacaktır. Bu bakımdan 5G'nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır" diye konuştu. "Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık" Son 23 yılda dijital alanda da gelişmeye devam ettiklerini belirten ve bu alanda yapılan bazı hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002'de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu 2025 yılının 3. çeyreği itibariyle 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık. 55 milyona aşkın vatandaşımız bugün güvenli internet hizmetlerini kullanıyor. Hali hazırda Türkiye'de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleşiyor. Aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa'da birinci sıradayız. Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor" açıklamasında bulundu. "Önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz" Siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak baktıklarını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Yabancı menşeli anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor, biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait veriler güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız. Kıymetli dostlar; bakınız geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen bir Türkiye vardı. Yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye vardı. Başörtüsü, saç, sakal, kılık kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı. Yıllarca Türkiye'nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, bu milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına, insanımızın giydiği kıyafete bağladılar. Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak, bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. Biz yapamayız, biz beceremeyiz diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik, çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz, hem yeniliklere öncülük ediyor, hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A'yı ayı 2024'te uzaya fırlattık, 2025'te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-ge'den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla, kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye'yi değil, kıtaları inleten TEKNOFEST gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz." "İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak" Başlangıçta 81 il merkezinde devreye alınacak olan 5G'yi 2 sene içinde Türkiye'nin her karışında hizmete sunacaklarını belirten Erdoğan, "Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedefliyoruz. İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek" dedi. 5G'ye geçilmesinin ardından gerçekleşecek kazanımlardan bazılarını sıralayan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere 3 ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G sanayide 2 gigabit veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4-5G'de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi 5G ile 1 milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eşzamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G'yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da, bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellikle şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Vatandaşlarımız internet kullanımında saniyede 1 megabit ve üzeri hızlarla tanışacak. Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek. Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebilecek. Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan, mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabit hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak. Gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamalar daha stabil çalışacak." "Hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek" Uzaktan hizmetin de 5G ile çok daha verimli olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkta uzaktan müdahale imkânları gelişecek, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eşzamanlı çalışması yaygınlaşacak. Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar, altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek. Böylece yollar daha güvenli olacak. Can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak, hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek. Kıymetli misafirler; 5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edeceğiz. Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent güvenlik yönetim sisteminden plaka tanıma sistemine, hudut kapısı sisteminden narkotik uyuma sistemine, suç analiz uygulamasından KADES'e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Bitlis, Çanakkale, İstanbul, Hatay, Rize, Mardin Valileri ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tablet üzerinden bastığı butonla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi.

MHP Lideri Bahçeli: İsrail bölgeyi cehenneme çevirdi Haber

MHP Lideri Bahçeli: İsrail bölgeyi cehenneme çevirdi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sürüyor. Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail'in Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirdiğini söyleyip "İsrail hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir.” dedi. “Bir yanda iyilik ve merhametin hayat bulması için çabalayan, dünyayı huzurun adaletin donattığı cennet kılmaya uğraşanlar; diğer yanda mazlum ve masumlara zulmederek yer yüzünü cehenneme çevirmek isteyenler var.” diyen Bahçeli "İkinci çeyreğine girdiğimiz yüzyıl uluslararası terörizm, savaşlar, iç karışıklıklar, hukuka aykırı çifte standartlar gibi sorunlarla birlikte ilerlemektedir.” ifadesini kullandı. Devlet Bahçeli, emperyalist güçlerin uluslararası kuralları yok saymaya çalışarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabasında olduklarını da söyledi. “ORTADOĞU'DA BİR REJİM DEĞİŞECEKSE O İSRAİL OLMALIDIR” Artık İsrail'in Netanyahu'ya mahkum ve mecbur olmadığının yüksek sesle haykırılmasının zamanının geldiğini belirten Bahçeli, "Ortadoğu'da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır. ‘Savaşları bitireceğim.’ diye iktidara gelen Trump, tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir. Şimdi de savaşı bir sahte zafer ilanı ile bitirme telaşındadır. Böyle bir ABD'nin düzen, refah vadetmediği ortadadır." dedi. “İRAN SADECE KOMŞUMUZ DEĞİLDİR” Devlet Bahçeli, İran'ın sadece Türkiye'nin komşusu olmadığını söyleyerek “İran halkının yanında durmak zamanıdır. Türkiye barış arayan coğrafyaların umududur." diye konuştu. “DİPLOMATİK ÇABAYA SES VERİLMELİ” Diplomatik çabaya ses verilmesi gerektiği çağrısı yapan MHP lideri Bahçeli, uluslararası sistemin ağır yaralı halde olduğunu belirtip katliamların cezasız kaldığı bir dünyanın olmaması gerektiğini vurguladı. “ABD VE İSRAİL HER CANI İSTEDİĞİNDE İRAN'A SALDIRMA HAKKINA SAHİP DEĞİLDİR" Bahçeli şöyle devam etti: “ABD ve İsrail her canı istediğinde İran'a ya da tahakküm altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir, olmamalıdır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Uluslararası toplumu sağduyuya davet ediyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır." BAHÇELİ'DEN CHP'YE SERT ELEŞTİRİLER MHP lideri Bahçeli'nin hedefinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de vardı. Bahçeli, CHP'li belediyeleri yolsuzluk ve rüşvet operasyonları üzerinden eleştirdi. MHP lideri şunları söyledi: "Bazıları Cumhur İttifakı'nın dirayetinden rahatsız olsa da ülkemiz bu çalkantılı dönemden büyüyerek çıkacaktır. Türkiye'nin iç cephesini zayıflatmaya yönelik her söylem ve kışkırtma doğrudan dünyaya milli güvenliğimizi hedef almaktadır. İltimas ve çarpık ilişkiler derinleşmiştir. Atatürk'ün partisi CHP'nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş erozyona uğramıştır. Hiç kimse dokunulmaz değildir, hukukun üstünlüğü esastır." "HİÇ KİMSE BİZDEN KUZEY KIBRIS'I YALNIZ BIRAKMAMIZI BEKLEMEMELİDİR" "Hiç kimse bizden Güney Kesimi'nin silaha boğulduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs'ı yalnız bırakmamızı beklememelidir." diyen Bahçeli "Kıbrıs bizim için milli bir dava vazgeçilmez bir egemenlik meselesidir. Dünyanın siyasi ekonomik ve insani bir kırılmanın eşiğinde olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır." şeklinde konuştu. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Devlet Bahçeli, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili ise “Terörsüz Türkiye milli birlik ve kardeşlik projesidir. Gerekli yasal düzenlemeler için uygun iklim oluşmuştur. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyil etmesin, terörsüz Türkiye'yi sabote etmeye kalkmasın. Kardeşlik yeşerirken bölücü emellere heves edilmesin.” dedi.

MİT'ten sınır ötesinde casus operasyonu Haber

MİT'ten sınır ötesinde casus operasyonu

MİT, 12 yıldır firari olan casus Önder Sığırcıkoğlu’nu Suriye-Lübnan sınırında yakaladı. MİT ve Suriye İstihbarat Servisi’nin ortak yürüttüğü çalışma sonucu yakalanan firari casus Sığırcıkoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara TEM Şube Müdürlüğü koordinesinde adli mercilere teslim edildi. Önder Sığırcıkoğlu, 2011 yılında Özgür Suriye Ordusu komutanları Hüseyin Harmoush ve Mustafa Kassum’u kaçırarak Esad rejimine teslim etmiş ve Hüseyin Harmoush’un işkence sonucu ölümüne neden olmuştu. Suriye’nin kaderinin değişmesine neden olan bu olay sonucu Önder Sığırcıkoğlu, 2013 yılında “Cebir, Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak 2014 yılında Osmaniye Açık Cezaevi’nden firar etmişti. FİRARINDA FETÖ İZİNE RASTLANDI Firar sürecinde FETÖ bağlantılı yapıların aktif rol oynadığı tespit edildi. Dosya bilgilerinin usulsüz şekilde değiştirildiği, ceza süresinin hatalı hesaplandığı ve izin sürecinde ciddi usulsüzlükler yaşandığı saptandı. Yapılan incelemelerde, Önder Sığırcıkoğlu’na ait iddianamenin 2014 yılında MİT TIR’ları davasında görevli FETÖ mensubu savcı Özcan Şişman tarafından düzenlendiği ortaya çıktı. Sisteme eksik girilen müddetnamelerin ise FETÖ mensubu infaz savcısı Yunus Baki tarafından imzalandığı belirlendi. MİT ADIM ADIM TAKİP ETTİ Firarının ardından Önder Sığırcıkoğlu, uzun yıllar Suriye, Rusya ve Lübnan gibi ülkelerde saklandı. MİT, Sığırcıkoğlu’nun izini kaybetmeyerek kesintisiz bir takip ağı oluşturdu. Fiziki gözetim, teknik dinleme, siber takip ve istihbaratın birçok unsuru bu operasyonda kullanıldı. ESAD REJİMİNİN İSTİHBARATI TARAFINDAN KORUNDU Önder Sığırcıkoğlu Suriye’ye sığındıktan sonra, Esad rejimi istihbaratı tarafından koruma altına alındı. Karşılığında Türkiye aleyhine aktif istihbarat faaliyeti yürütmesi istendi. Sığırcıkoğlu, bu süreçte Türkiye lehine çalışan bazı şahısların kimlik ve hareket bilgilerini Esad rejim istihbaratına aktardı. TÜRKİYE KARŞITI BİRÇOK FAALİYETTE BULUNDU THKP/C-Acilciler (Mukaveme-i Suriye) örgütü lideri Mihrac Ural ve Hatay/Reyhanlı patlamalarının 2018’de yakalanan faili Yusuf Nazik ile yakın ilişki kurdu. Mihraç Ural’ın talimatıyla Türkiye karşıtı propaganda yaptı. İkili, sahte görüntülerle psikolojik operasyonlar yürüterek medyada manipülatif haberlerin çıkmasını sağladı. Bir haber sitesine verdiği röportajında, “Hüseyin Harmoush’u bizzat kendisinin kaçırdığını, bu eylemi Türkiye’nin Suriye politikasını yanlış bulduğu için gerçekleştirdiğini, kaçırma operasyonunu kendi planladığını, bundan hiçbir pişmanlık duymadığını” ifade etti. REYHANLI CANİSİ İLE YAKIN İLİŞKİ KURDU Önder Sığırcıkoğlu, Reyhanlı patlamalarının faili Yusuf Nazik ile de yakın ilişki kurdu. Sığırcıkoğlu ve Nazik bir dönem Suriye’de aynı evde konakladı. Yakınlıkları nedeni ile Önder Sığırcıkoğlu, Yusuf Nazik’in cezaevinden tahliyesi için Suriye istihbaratıyla olan ilişkilerini bile kullandı. Yine MİT’in bir operasyonu ile 2018’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen Yusuf Nazik, ifadesinde Önder Sığırcıkoğlu tarafından hapisten kurtarıldığını doğruladı. RUS İSTİHBARATINA DA ÇALIŞTI Önder Sığırcıkoğlu, Rusya İstihbaratı ile de temas kurarak görüşmeler yaptı. Türkiye’ye ait stratejik ve hassas bilgileri paylaştı. OPERASYON ADIM ADIM PLANLANDI MİT, Önder Sığırcıkoğlu’nun firarından sonra fiziki ve teknik yöntemlerle hareket profilini çıkardı. İletişim ağları ve sığındığı yerleri saptadı, sistematik olarak izledi. Yapılan istihbari analizlerle, Önder Sığırcıkoğlu’nun önce Suriye’de, ardından Lübnan Cebel Muhsin bölgesinde bir evde saklandığı, akabinde Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’ne, daha sonra Mısır üzerinden tekrar Lübnan’a geçtiği tespit edildi. Sığırcıkoğlu’nun, tekrar Suriye’ye geçmeye çalışacağı bilgisi üzerine, MİT ve Suriye İstihbaratı arasında gizli düzeyde ortak bir operasyon planlandı. İki ülke istihbaratı sınır hattında koordineli hareket ederek, şahsın sınır geçişini bekledi. 12 yıllık kaçışının ardından, Suriye-Lübnan sınırında düzenlenen ortak operasyonla Önder Sığırcıkoğlu yakalandı. TÜRK VE SURİYE İSTİHBARATINDAN ORTAK ÇALIŞMA GRUBU Yakalamanın ardından MİT ve Suriye İstihbaratı, Hüseyin Harmoush’un infazına kadar uzanan süreçle ilgili ortak bir çalışma ekibi kurdu. Adli mercilere teslim edilen Sığırcıkoğlu’nun, mevcut 20 yıllık hapis cezasının yanı sıra, siyasal ve askeri casusluk, terör örgütüne yardım ve yataklık, görevi kötüye kullanma ile öldürmeye yardım suçlarından da yargılanması bekleniyor. Önder Sığırcıkoğlu’nun yakalanmasıyla Türkiye ile Suriye arasında istihbarat düzeyinde iş birliği bölgesel dengelerde yeni bir dönemi de işaret etmektedir. Gerçekleştirilen bu operasyonla, 2011’deki ihanetin faili de adalete teslim edilmiş oldu. MİT’in uzun vadeli stratejik sabrı, istihbari derinliği ve operasyonel üstünlüğü bir kez daha tarihe geçti.

Kurtulmuş’tan “Terörsüz Türkiye” mesajı Haber

Kurtulmuş’tan “Terörsüz Türkiye” mesajı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’te görev yapan basın mensupları ile bir araya geldi. Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun çetin müzakereler sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Hemen hemen ittifakla bir rapor ortaya çıktı. Önemli bir eşiktir. Bu rapor her şey değildir. Bir yol haritası, başlangıçtır. Ortak metin, ortak yöneliştir. Ümit ediyorum kısa süre içerisinde 6.ve 7. bölümde ortaya koyduğu teklifler, ortak teklif olarak Meclise süratle gelir, önemli bir eşik daha aşılmış olur. Türkiye’nin terörle zaman kaybedecek hali yoktur. Ümit ediyorum bu olumlu tablo belli noktaya gelecek, sonuç alınacak ve Türkiye önemli bir tarihi eşiği geride bırakacak" dedi. ABD ve İsrail'in İran’a saldırıları konusunda ise Kurtulmuş, "Eğer bu dönemi tarif etmek gerekirse, güçlünün gücünü istediği gibi yaptığı orman kanunları demek mümkündür. Bizim güçlü olmamız lazım. Sadece askeri güç değil, ekonomide, toplumsal yapıda, milli olarak ortak noktaya yönelmede güçlü olmak lazım. İsrail’in zorlamasıyla ABD’nin işin içine girdiği savaş öyle görünüyor ki bir müddet daha devam edecek. Savaş devam ederse, büyük istikrarsızlık, türbülans, alt üst oluşu dünya gündemine taşıyacaktır. Bu mesele için tek yol vardı, o da diploması masasıydı. Savaş çözüm olamaz. Gecikmeden savaşın durdurulması için kimse benzinle gitmesin, herkes elindeki imkanları seferber etsin. İsrail kendisince son vuruşu yapmak istiyor. Ekimden bu yana Lübnan, Yemen'e gerekçe göstermeden saldıran İsrail değil miydi? Kendi nihai planı için adım olarak gördü. Bir önemli kişi, bölgede din savaşı hazırlığını ifade ediyor. Uyanık olmamız lazım. Yangının söndürülmesi gerek. İnsani olmayan saldırıların sona ermesi lazım. İnsani değerlerden uzak saldırılarda ilkokul öğrencileri öldürülüyor, sonra ABD füzeleri ile vurulduğu tespit ediliyor. Bu kabul edilemez, savaşta kaybeden hep kadın, yaşlı oluyor. Bu savaşın bölgede ağır bedeller ödettireceğine eminiz. Devlet olarak bütün birimlerimizle Türkiye’nin korunması, istikrar adası olarak yola devam etmesi için kurumlar mücadele ediyor. Bu türbülansa Türkiye asla çekilemeyecektir. Kendi iç cephesini tahkim ederek güçlü şekilde ayakta tutacaktır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.