Hava Durumu

#Pakistan

Yeni Dönem Gazetesi - Pakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pakistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran: ABD ile bir sonraki müzakere için planımız yok Haber

İran: ABD ile bir sonraki müzakere için planımız yok

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün Pakistan'da yapılması ön görülen ABD ile ateşkes müzakerelerinin ikinci turuna ilişkin açıklama yaptı. Bekayi, "Şu anda bir sonraki müzakere turu için bir planımız yok" ifadelerini kullanarak, Tahran yönetiminin bugün Washington ile masaya oturmayacağını bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimini İran limanlarının ablukaya alınması ve Çarşamba günü sona erecek olan ateşkesin ihlal edilmesi de dahil olmak üzere "çelişkili davranışlar" sergilemekle suçlayan İsmail Bekayi, "Sözler ile eylemler arasındaki bu açık çelişki, İran halkının Amerika'nın niyetlerine yönelik şüphelerini artırıyor" şeklinde konuştu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Tahran'ın müzakerelerin seyrine "ulusal çıkarları ve faydaları önceliklendirerek" karar vereceğini vurguladı. Bekayi ayrıca İran'ın yaptırımların hafifletilmesine ilişkin herhangi bir "ciddi" teklif almadığını ve ABD ile yapılabilecek muhtemel bir anlaşmanın "garanti" içermesi gerektiğini söyledi. "Eylemler arasındaki açık çelişki, İran halkının ABD'nin niyetlerine olan güvensizliğini artırıyor" ABD'nin diplomasiyi sürdürme konusunda ciddiyet göstermediğini söyleyen Bekayi, "Amerika Birleşik Devletleri, çelişkili davranışlar sergileyerek ve ateşkesi sürekli ihlal ederek, diplomasiyi sürdürme konusunda ciddi olmadığını göstermiştir. Bu sözler ile eylemler arasındaki açık çelişki, İran halkının ABD'nin niyetlerine olan güvensizliğini artırıyor" ifadelerini kullandı. İsmail Bekayi, İran'a ait ticari bir gemiye saldırı da dahil olmak üzere ABD'nin son eylemlerini, Birleşmiş Milletler kararları kapsamında "açık bir saldırı eylemi" olarak nitelendirdi.

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz Haber

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye'ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail'in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump'la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı'yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye'nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna'daki barış müzakerelerini ve Gazze'deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz'deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize 'Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa'da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail'in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze'ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı'nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu'nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye'yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu'nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandığ.

Pezeşkiyan: ABD galip gelmeyecek Haber

Pezeşkiyan: ABD galip gelmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, resmi temaslarda bulunmak üzere Tahran’a gelen Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile bir araya geldi. Görüşmede, bölgesel gelişmeler, ateşkes süreci ve iki ülke arasındaki ilişkiler ele alındı. Pakistan’ın ateşkesin sağlanmasına yönelik rolüne değinen Pezeşkiyan, arabuluculuk sürecindeki katkıları dolayısıyla Pakistan’a teşekkür ederek, İran’ın bölgede kalıcı barış, istikrar ve kardeşlik ilişkilerinden yana olduğunu, İran halkının haklarının ise uluslararası hukuk çerçevesinde korunması gerektiğini ifade etti. Bölgesel barış ve İslam dünyasında birlik vurgusu İslam dünyasında birliğin önemine dikkat çeken Pezeşkiyan, "İran, tüm İslam ülkelerini kardeş olarak görmektedir. Bölgede yaşanan savaş ve istikrarsızlıkların temelinde Siyonist rejimin İslam ülkeleri arasında ayrışma oluşturma girişimleri bulunmaktadır. Bu nedenle İslam ümmeti birlik ve iş birliği içinde hareket etmeli, Müslüman topraklarının Müslümanlara karşı kullanılmasına izin vermemelidir" dedi. Pezeşkiyan, İslam ülkeleri arasında birlik sağlanması halinde bölgenin savaşa sürüklenmesinin önüne geçileceğini belirterek, "İslam ümmetinin birliği, bölgedeki krizlerin çözümünde belirleyici olacaktır. Bu kapsamda Pakistan’ın sorumlu ve kararlı çabaları memnuniyet vericidir. Diğer İslam ülkeleri de benzer bir yaklaşım benimsemelidir" ifadelerini kullandı. "İran istikrarsızlık peşinde değil" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Pezeşkiyan, "Bu saldırılar sonucunda yüce liderimizin şehit edilmesi, okulların ve hastanelerin yıkılması, masum çocukların ve halkımızın katledilmesi hangi gerekçeyle ve hangi hukukla açıklanabilir? Daha göreve geldiğimiz ilk günden itibaren ABD ve Siyonist rejim tarafından düşmanca ve kışkırtıcı adımlar atılmıştır. Buna rağmen İran, bölgede istikrarsızlık peşinde değildir ve komşu ülkelerle kardeşçe ilişkilerin geliştirilmesini istemektedir" ifadelerini kullandı. "Bölge ülkeleri güvenliğini birlikte sağlayabilir" İran’ın uluslararası hukuk çerçevesine bağlı olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, savaşın sona ermesinin ardından bölge ülkelerinin iş birliğini artırarak kalıcı barış ve güvenliği tesis etmesi gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan, "Neden bölge ülkeleri kendi güvenliklerini bağımsız şekilde sağlayamasın? Avrupa, NATO gibi mekanizmalarla güvenliğini sağlarken, İslam ülkeleri de ortak değerler temelinde kolektif iş birliğiyle sorunlarını çözebilir" dedi. ABD’ye yönelik güvensizliğe de değinen Pezeşkiyan, "İran halkı, defalarca taahhütlerin ihlal edilmesi, müzakereler sürerken saldırılar düzenlenmesi ve yetkililere yönelik suikastlar gerçekleştirilmesi nedeniyle ABD’ye güvenmemektedir. Ancak buna rağmen İran, başta Pakistan olmak üzere dost ülkeler aracılığıyla temaslarını sürdürmekte ve milli çıkarlarını kararlılıkla savunmaktadır. Bu savaş hiçbir tarafın yararına olmayacaktır. ABD bu çatışmada galip gelmeyecek, aksine bölge ülkeleri ve dünya ağır bedeller ödeyecektir. Bu süreçten çıkar sağlamaya çalışan tek taraf ise Siyonist rejimdir" şeklinde konuştu. "Bölge eski haline dönmeyecek" Munir ise Pezeşkiyan ile bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, İran’ın ve İran halkının misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Görüşmede bölgedeki gelişmelere değinen Munir, "Her ne kadar bu savaş sona erecek olsa da bölge eski haline dönmeyecektir. Bu nedenle tüm ülkelerin bölgenin yeniden inşası, istikrarı ve huzuru için ortak hareket etmesi gerekmektedir" dedi. Munir, Çin, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’nin bu kriz sürecinde diplomatik girişimlere verdiği desteğe işaret ederek, "Bu iş birliklerinin sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Ülkeler arasındaki ilişkilerin önemi, kriz ve savaş dönemlerinde barış zamanlarına kıyasla daha belirgin hale gelmektedir" ifadelerini kullandı. Ayrıca müzakerelerin seyrine ilişkin bilgi veren Munir, yakın bir zamanda anlaşmaya varılması ve savaşın sona ermesi yönündeki beklentisini dile getirerek, "Kısa sürede bir anlaşmaya varabileceğimize inanıyoruz. Bu savaşın yıkım ve kayıptan başka bir sonucu olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

'İran, nükleer faaliyetlerini 5 yıl durdurmayı teklif etti' Haber

'İran, nükleer faaliyetlerini 5 yıl durdurmayı teklif etti'

New York Times gazetesi, ABD ile İran arasından cumartesi günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan görüşmelerin detayına ulaştı. Gazetenin üst düzey İranlı ve ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerinin 20 yıl süreyle askıya alınmasını önerdi. İran tarafı ise nükleer programını 5 yıl süreyle askıya almayı teklif etti. ABD ise İran'ın nükleer planlarından vazgeçmesi, atom altyapısının sökülmesini ve uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını reddetmesinin "temel anlaşmazlık noktası" olduğunu belirtti. Müzakerelerin gündeminde yer alan diğer konular arasında Hürmüz Boğazı'nda serbest geçişin yeniden sağlanması ve İran'ın Hamas ve Hizbullah gibi gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesinin de bulunduğu belirtildi. "İran anlaşma istiyor" ABD heyetine başkanlık eden ABD Başkan Yardımcısı James David Vance yaptığı son açıklamada, dün İranlı müzakerecilerle "bazı iyi görüşmeler" yapıldığını ve topun artık Tahran'ın sahasında olduğunu ifade etmişti. Vance, "Bundan sonraki en büyük soru, İranlıların yeterli esnekliğe sahip olup olmadığıdır" demişti. Önümüzdeki günlerde daha fazla görüşme olup olmayacağı sorusuna ise Vance, "En iyisi bu soruyu İranlılara sormaktır" şeklinde cevap vermişti. ABD Başkanı Donald Trump da dün akşam yaptığı açıklamada, yönetiminin pazartesi sabahı İran'dan telefon aldığını ve İran hükümetinin "bir anlaşma yapmayı çok istediğini", Washington'un da çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşmaya varmaya istekli olduğunu belirtmişti. Trump ayrıca İran ile görüşmelerdeki tıkanma noktasının "nükleer mesele" olduğunu vurgulamış, ABD'nin önceliğinin İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu almak olduğunu ifade etmişti. ABD'li medya kuruluşlarına göre ABD ve İran, anlaşmazlığı diplomatik bir yolla çözmek için görüşmelere devam ediyor.

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Netenyahu ve Katz’a sert tepki Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Netenyahu ve Katz’a sert tepki

AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan paylaşımlarına tepki göstererek, "Her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir" ifadelerini kullandı. Günümüzde dünyanın ikiye ayrıldığını, bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik ettiği ‘insanlık ittifakı’nın olduğunu, diğer tarafta ise Netenyahu’nun başını çektiği ‘katliam şebekesi’nin olduğunu dile getiren Çelik, İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadelerinin de ‘insanlık ittifakı’ adına saygıdeğer olduğunu kaydetti. Parti Sözcüsü Çelik, katliam şebekesinin işlediği soykırım suçlarının en net ifadelerle ifşa eden dünya liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu kaydederek, "Netanyahu’nun başını çektiği bu ‘katliam ve soykırım şebekesi’, Cumhurbaşkanımızın 'insanlık ittifakı’nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegâne cümleler, Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır. Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir" ifadelerine yer verdi. "Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönük saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunduğunu aktaran Çelik, şu ifadelere yer verdi: "Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. İkincisi, İsrail’in 'Batı değerlerinin kalesi' olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir. Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına 'lejyoner' yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır. Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır. Dördüncü katman ise 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir. Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur. Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir. Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur."

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz Haber

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz

Pakistan'ın başkenti İslamabad, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin ardından Washington ve Tahran yönetimleri arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yarın yapılacak görüşmelerde, ABD'yi Başkan Yardımcısı James David Vance temsil edecek. Vance dışında ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak. Vance, görüşmelere katılmak üzere İslamabad’a hareket etti. Havalimanında basın mensuplarına açıklama yapan Vance, "Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz" dedi. Trump’ın sözlerini hatırlatan Vance, "Başkanın da dediği gibi eğer İranlılar iyi niyetle müzakere etmek istiyorlarsa elimizi uzatacağız. Bizimle oyun oynamaya çalışırlarsa o kadar da iyi bir müzakere olmayacaktır. Başkan bize çok net bir çerçeve çizdi. Neler olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı. ABD-İran savaşı ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a ülkenin askeri ve nükleer altyapısını hedef alan saldırılarına başlamış ve bu saldırılarda İran'ın dini lideri Ali Hamaney öldürülmüştü. Tahran yönetimi, İran'da en az 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılara küresel petrol ve doğalgazın yaklaşık 5'te birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatarak karşılık vermişti. İran'ın bu kararı da enerji fiyatlarının fırlamasına ve dünya çapında ticaretin aksamasına neden olmuştu. ABD ve İran, 8 Nisan'da Pakistan'ın arabuluculuğuyla 2 haftalık bir ateşkes konusunda anlaşmıştı. Ateşkesin 22 Nisan'da sona ermesi bekleniyor. Masada neler var? İran tarafından 1947'de bağımsızlığı ilk tanınan Pakistan'ın ABD-İran ateşkesinde rolü büyük. Bu nedenle taraflar görüşmelerin İslamabad'da yapılmasında mutabık kaldı. Görüşmelerde, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklanan Washington'ın 15 maddelik teklifinin yanı sıra İran'ın boğazın kontrolünü, boğazdan geçen gemiler için geçiş ücreti, tüm bölgesel askeri operasyonların sona erdirilmesi ve tüm yaptırımların kaldırılmasını talep eden 10 maddelik planının ele alınması bekleniyor. Görüşmelerin önemli noktalarından biri de Lübnan. İsrail'in ateşkes yürürlüğe girdikten sonra Hizbullah'ı hedef alan saldırılarına devam etmesi, müzakerelerin yapılıp yapılmayacağı noktasında etkili oldu. İran'ın ateşkesin Lübnan'ı da kapsamasına yönelik ısrarı ve Lübnan'da ateşkes sağlanmadığı sürece görüşmelere katılmayacağını açıklaması dikkate alındığında yarın yapılacak görüşmelerde masadaki konulardan biri de Lübnan olacak. Müzakereciler kimler? İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın başkanlık etmesi, Galibaf'a da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin eşlik etmesi bekleniyor. ABD'yi ise ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in temsil etmesi öngörülüyor. Vance dışında ise ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.